banner84

‘Çocuk susmaz, biz anlamayız’

Alanya Posta TV’de Gaye Coşkun’un sunduğu Haberin Manşeti programının bu haftaki konuğu Psikolog ve Aile Danışmanı Esra Yemez oldu. Yemez, ailelerin çocuklarını istismara karşı korumak için özel bölge eğitimini mutlaka vermesi gerektiğini söyledi

‘Çocuk susmaz, biz anlamayız’

Figen YAYLA

Alanya Posta Medya Genel Koordinatörü Gaye Çoşkun'un hazırlayıp sunduğu 'Haberin Manşeti' programının bu hafta ki konuğu Alanya Belediyesi’nde görevli,  Psikolog ve Aile Danışmanı Esra Yemez oldu. Şiddet ve istismar konusunun ele alındığı farkındalık ve eğitim amacı  taşıyan programda Psikolog Esra Yemez, istismar ve şiddetin psikolojik boyutları, istismarcıyla ilgili algılar, çocukların bu konudaki tepkileri, özel bölge eğitimi, ailelerin çocukları ile iletişimde kullanacağı yöntemlere ilişkin bilgi aktardı.

'HER DÜZEYDEN İNSAN İSTİRMACI OLABİLİR, KALIPLARA SOKMAYIN!'

İstismar konusunun büyük bir yelpaze olduğunu, bir çok çeşidinin bulunduğunu kaydeden Yemez, toplum içinde daha çok cinsel ve fiziksel olarak bilinse de bunun duygusal istismar ve ihmal boyutunun olduğunu söyledi. Psikolog Yemez, istismarcıyı kendi düşüncemizde belli kalıplara sokmamız gerektiğine vurgu yaptığı açıklamasında şöyle konuştu: '' Öncelikle bir çocuğa ya da herhangi bir yetişkine bu süreci yaşatan, suçlu dediğimiz istismarı yapan  kişiyi belirleme noktasında maalesef bizi çürüten bazı tezler var. Kafamızda şöyle bir algı var. Kötü görünümlü, düşük sosyo ekonomik düzeye sahip, eğitimsiz, cahil ya da maddi durumu kötü olan kişiler sanki istismar yapar. Biz zannediyoruz ki bu tarz kişilerden çocuklarımızı korursak bizim çocuklarımıza bir zarar gelmez. Halbuki yapılan araştırmalardan tutun da, son dönemlerde yaşanan istismar vakalarına da baktığımız zaman bunu yapan kişilerin gayet işlerinde, evlerinde ya da herhangi bir toplum içerisindeki rollerinde çok başarılı, çok iyi durumda olduklarını ve herkes tarafından sevilen, tercih edilen, beğenilen kişiler olduğunu da görebiliyoruz. Bu yüzden istismarı yapan kişiye ilişkin bir tanımlama yapmak çok zor. Direkt şu özelliklere sahip olan insan istismar yapar demek çok yanlış bir kanı olur.''

'ÇOCUK NEDEN BUNU HAYAL ETSİN?'

İstismarla suçlanan kişi ve onların çevresi çocukları ‘Hayal görmek ya da hikaye yazmakla suçluyor. Bu mümkün mü?’ sorusuna ise Yemez, ‘Bir çocuğun bu konuyu hayal etmesinin mantığı yoktur’ diye yanıt verdi. Yemez, ''Bu tarz vakalarda 'Günahını almayalım' 'Çocuk yanlış söyleyebilir', hatta çocuk bir tık ergenlik dönemine yakınsa 'Zaten belki merak ediyordu' 'Belki yanlış anladı'  'Çocuk abartmış olabilir' 'Hayal görüyor olabilir' gibi söylemlerle  çok fazla karşılaşıyoruz. Mantık çerçevesinde düşündüğümüz zaman bir çocuk neden bambaşka şeyleri değil de böyle bir şey hayal etsin. Bir çocuk neden kendi benliğine bu kadar yıkıcı olabilecek bir davranışı bir başkası tarafından yapıldığını iddia etsin ya da bir çocuk neden böyle bir konu ile gündeme gelmek istesin? Bu soruların cevaplarını vermeden bizim diğer konuyu masumlaştırmamız çok zor'' dedi.

ÇOCUK DUYGUSAL VE FİZİKSEL DAVRANIŞLARIYLA BELLİ EDER

İstismara ya da şiddete maruz kalan çocukların bunu duygu ve davranışları ile belli ettiklerini söyleyen Yemez şöyle konuştu: "Olmaz demiyorum, bu çok büyük bir genelleme olur ama çocuk mutlaka bir yerde fire verir. Bir çocuk gece uykularından sıçrayarak uyanıyorsa, ağlama krizlerine giriyorsa, iştah kaybı yaşamaya başladıysa, sürekli mide bulantıları yaşıyorsa, derin derin dalıyorsa bu belirtileri çocuğun taklit edebilmesi imkansız. Evet sözel olarak bir şeyler söyleyebilir ama biz biliyoruz ki bir çocuğun bir sürü duygusal ve fiziksel anlamda gösterdiği belirtiler var. Biz zaten uzman personellerden tutun da bu alanda çalışma yapan herkes sadece çocuğun bireysel olarak vermiş olduğu ifadeye değil birçok sebebe bakıp konuyu değerlendiriyoruz.  Hukuksal süreçlerde de hemen bir insana suçlu gözüyle bakılmaz. O kişi incelenir, bakılır, değerlendirilir, veriler toplanır, delillere bakılır. Bu süreç sanıldığı gibi bir kişiye İftira atmak kadar kolay bir süreç değil. Bu yüzden çok yönlü değerlendirilip doğru kararlar noktasında özellikle çocuğun daha fazla yıkım yaşamaması adına iyi bir değerlendirme yapmak gerekli."

'ÇOCUKLARA MAHREMİYET, ÖZEL BÖLGE EĞİTİMİ VERİLMELİ'

Yaşanan bu durum çocuklara öğretilebilir mi? Hangi yaşlarda öğretilebilir? Hiçbir şey yok iken çocuklara bu sorunu anlatmak doğru ya da mümkün müdür ? sorusu üzerine Esra Yemez, öncelikle vücudun özel bölgelerini öğretme tavsiyesi ile yanıt verdi. Yemez ‘Özel bölge, yani mahremiyet öğretimi. Çocuğun cinsiyetini öğrenmesi 3-4 yaşları bu yaşlardan sonra yani 5 yaş civarında mahremiyet eğitimi verilebilir. Çocuklara özel bölgeleri öğretip  'evet anne sana banyo yaptırırken dokunabilir ama onun dışında senin yakınların ya da yabancılara karşı  bu bölgelerle ilgili temaslarında dikkatli olman ve bu bölgelerin sana ait özel olduğunu bilmen gerekiyor' gibi küçük bir tanımlama yapılmalı. Bu sayede çocuğun hem korku süreci yaşamasına hem de gerçekten bu özel bölgelerle alakalı bir sıkıntı yaşadığı zaman bunu birine söylemesi gerektiğini bilmesine sebep olur.  Çocuğumuza özel bölge kavramını öğreteceğiz yani çocuk şunu bilecek. Bir yakını ona sarılabilir ya da beraber oyunlar oynayabilir, ama dikkat etmesi gereken yer özel bölgesi. Yani eğer ki özel bölgeye bir temas varsa orada bizim çocuğumuz diyecek ki 'Burada garip bir şeyler oluyor.' Özel bölge yani mahremiyet bölgesi, özellikle altını çizilmesi gereken bir konu’

'ÇOCUĞUN KONUŞMAMASI SUSTUĞU ANLAMINA GELMEZ'

Çocukların susarak da bazı şeyleri anlatabileceğine değinen Yemez şöyle devam etti: "Öncelikli olarak susma kavramına bakmak lazım. Biz günlük hayatımızı devam ettirirken her şeyi kelimelerimizle ifade etmeyiz. Bazen bir jest mimiğimiz bile bizim hangi tavrı takındığımızı anlatır. Kaşlarımızı çattığımız zaman olayı sevmediğimizi, sadece gülümsediğimizde o olaydan hoşnut kaldığımızı gösterir. Çocuğun net bir şekilde 'ben böyle böyle bir istismarı uğradım anne' dememesi çocuğun sustuğu anlamına gelmez. Eğer çocuk alt ıslatmaya, gece irkilerek uyanmaya, çığlık atmaya, kendisine birisi yaklaştığı zaman kapanmaya,  derslerinde gerilemeye başladıysa  iştah kaybı yaşıyorsa , çocuk yalnızlığı tercih ediyorsa, anne babası ona bir sorun olup olmadığını sorduğunda içe çekilip herhangi bir şey anlatmak istemiyorsa ya da kirlendiğini düşünerek sürekli banyo yapmak istiyorsa ki bu da çocuğun içinde 'ben kirlendim, kirliyim' düşüncesiyle çok büyük bir mesajdır. Bu gibi belirtiler zaten çocuğun aslında  tabiri caizse bangır bangır bağırdığını gösterir. Bunları okuyabilmek de işte anne babanın çocuğu ile olan İletişim ile alakalı'' diyerek aslında bir çocuğun bu durumlarda gelip olayı anlatmasından ziyade davranışlarında ki farklılıkları okuyabilmek anlamında ailelerin doğru bir kanalla doğru bir iletişim kurması gerekir."

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner86

banner87