banner84

Kuddusi Müftüoğlu: Sihirli değnek: doğru planlama

 Ak Parti'den Alanya Belediye Başkan aday adayı olan Şehir Plancısı ve Süper Lig Hakemi Kuddusi Müftüoğlu, sorunlarından arınmış, geleceğe umut ve güvenle bakan Alanya için doğru planlama yapmanın çok önemli olduğunu vurguladı
Alanya'yı, gerek yurt içi gerekse yurt dışıda başarıyla temsil eden, marka olmuş bir aileye mensup Kuddusi Müftüoğlu... Benden üç yaş küçük, yani daha çok genç... Ama bu genç yaşında öyle büyük başarılara imza atmış ki, şanı, şöhreti Türkiye sınırlarının dışına çıkmış, bilinen, tanınan bir isim olmuş... Ne maddi, ne manevi, ne şan, ne de şöhret bunların hiç birisine ihtiyacı falan da yok... İşte bu anlamda, "Ben almak için değil, vermek için geleceğim" diyerek Alanya Belediye Başkanlığı görevine talip olan Kuddusi Müftüoğlu'na yönelttim bu kez de sorularımı...
-Önce sizi tanıyarak başlayalım, kimdir Kuddusi Müftüoğlu, kendi ağzıyla kendini nasıl tanıtır?
-1970 yılında Alanya'da doğdum, ilkokulu burada okudum. Ortaokulu ve liseyi Konya Anadolu Lisesi'nde okudum. 11 yaşımda sınavı kazanarak gittim ve 7 yıl yatılı okudum. Daha sonra İzmir 9 Eylül Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nü kazanarak, yüksek öğrenimim için İzmir'e gittim. Üniversiteyi bitirdikten sonra İzmir'de üç ortak arkadaş bir ofis açıp, Şehir Plancısı olarak çalışmaya başladık. 10 yıl kadar önce de Alanya'ya döndüm ve çalışmalarıma burada devam ediyorum. 
-Kuddusi Müftüoğlu'nun halen profesyonel anlamda yaptığı iki tane işi, mesleği var. Birisi şehir plancılığı, diğeri futbol hakemliği. Hangi kariyeriniz önce başladı?
-Üniversite öğrenimimin hemen ardından şehir plancısı olarak çalışmaya başladım. Futbol hakemliğine daha sonraki yıllarda başladım.
-Buradan devam edelim o halde. Önce şunu sormak istiyorum, şehir plancısı ne demektir, bu mesleğin mensubu olarak neler yaparsınız?
-Adı üstünde şehir plancısı şehri planlar. Bu bir süreçtir tabi ki.  Planlama yaparken öncelikle şehrin arazi yapısına bakarsınız. Nerelerin yol olacağına, nerelerin kamuya ait alanlar olacağına, nerelerin ticaret, spor ya da diğer sosyal donatı alanları olacağına belirli kriterler ölçüsünde şehir plancısı karar verir. Tabi yasalar ve yönetmelikler çok önemlidir. Bunları belirlerken yasalar ve yönetmeliklere mutlaka bağlı kalınır. Türkiye'de şehir planlama 1930'lu yıllarda başlamış ancak, planlama konusu 1980'li yıllarda bir meslek olarak düşünülmüş ve hayata geçirilmiş. Daha önce şehirlerde planlamayı mimarlar yapıyordu. Türkiye, son 30 yılda planlamanın ne kadar değerli ve önemli olduğunu anladı ve çeşitli üniversitelerde Şehir ve Bölge Planlama Bölümleri açıldı. Ama bana göre Türkiye'de hala planlama konusunda istenilen seviyeye gelinmiş değil.
-Şehri planlamak, belediyelerin asli görevlerinden birisidir. Siz de şehir plancısı olarak belediyelerle mi çalışıyorsunuz?
-Tabi ki belediyelerle çalışıyoruz. Belediyelerin kendi bünyelerinde şehir planlamacısı istihdam etme şansları var fakat Türkiye'de çok belediye var malumunuz. Genellikle büyükşehir ve il belediyelerinde istihdam ediliyorlar. İlçe belediyelerinin büyük bölümünde yok,  belde belediyelerinde zaten yok. Biz şehir plancıları olarak, bu belediyelerle çalışıyoruz.
-Alanya Belediyesi ile de çalıştınız mı?
-Tabi çalştık, misal Akhan Bölgesi'nin imar planmalarını biz yaptık. Diğer belde belediyelerinin bir çoğunun imar çalışmalarını ben tamamladım. Biz yapıyoruz, belediyelerin imar müdürlükleri denetliyor.
-Hocam, bizim ülkemizin bazı gerçekleri var bilirsiniz. Siz bu mesleği seçerken bilerek, isteyerek ve severek mi seçtiniz, yoksa tercih durumuna göre mi kazandınız. Ya da lise yıllarında ne olmak isterdiniz, hayaliniz neydi?
-Konya'da liseyi bitirip, 1988 yılının üniversite sınavına girdiğimde çok fazla tercih yapmadım doğrusu. İlk tercihim Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi idi, sonra bir kaç tane daha tıp fakültesi ile elektrik elektronik mühendisliği bölümleri vardı popüler olarak. Son gün tercih sıralaması yaparken, harita mühendisi olan bir abimiz şehir ve bölge planlama bölümünü yazmamı tavsiye etti. Doğrusunu söylemek gerekirse biz o zamanlar bilmiyorduk, duymamıştık böyle bir bölüm. O abimizin hatırı için yazdım tercihlerim arasına ve böylece kazanmış olduk. İlk yıl sevmemiştim, beğenmemiştim aslında ama sonraki yıllarda hem okulumu hem de bölümümü çok sevdim, şimdi iyi ki şehir plancısı olmuşum diyorum ve mesleğimi çok severek yapıyorum. Türkiye şartlarında şehir plancısı olarak bir çok ortamda bulundum, hizmet ürettim. Şehir planlama konusunda uzmanlaşıp, öncesini ve sonrasını görünce, bu konuda özellikle Alanya için gerek siyasi anlamda gerekse mesleki anlamda neler yapabilirimi düşünmeye başladım. 
-Öğrencilik yıllarınıza dönelim biraz. Hangi şartlarda okudunuz, nasıl bir öğrenciydiniz, o yıllardan neler kaldı hafızanızda?
-Siz de Konyalısınız, bilirsiniz, Konya'da Anadolu Lisesi çok önemli bir okuldu. Bu okula alınan öğrenciler seçilerek alınıyorlardı. Alanya'dan toplam dört veya beş kişi kazanmıştı, bunlar seçilmiş öğrencilerdi. O yıllarda bir ideal için gidiyorsun tabi okumaya.  O yıllar gayet güzeldi. Benim bir de sporculuk yönüm vardı. Konya'da okulun hentbol takımında oynardım ve çok da başarılıydık. Türkiye'nin önde gelen takımlarından birisiydik. Üniversitede bunu devam ettiremedik ne yazık ki.
-Üniversite hayatınız öğrenci evinde mi geçti, yurtta mı?
-Öğrenci evinde geçti. İki arkadaş kalıyorduk ama genelde 20 kişiden aşağı olmazdı evdeki insan sayısı. Alanya'dan İzmir'e gelenler bizim eve mutlaka uğrarlardı, pek çok Alanyalı hemşerimizin bizim o öğrenci evimizde hatıraları vardır. Özellikle Almanya vizesi almaya gelenler bize mutlaka uğrarlardı, biz de elimizden gelen yardımı yapardık. Bu anlamda güzel hatıralarla dolu, rahat bir öğrenciydim ama bölümümüzün dersleri zor olduğu için çok çalışmamız gerekirdi. Düşünün her dönem bir şehir üretiyorsunuz, bir şehrin planını yapıyorsunuz, bu da ciddi bir çalışma, araştırma, emek ve sentez gerektiriyordu. Bu sentezi de gurup halinde değil, tek başına yapmak zorundaydınız, bunlar çok zaman ve çalışma gerektiren işlerdi, üniversite hayatımız da hep bu tempoda çalışarak, üreterek geçti.
-Siyasetle ilgilendiniz mi o yıllarda?
-Çok ilgilenmedim, derslerimiz oldukça ağırdı ve zamanımız kalmıyordu siyasetle uğraşmaya. Sporla çok yakından ilgiliydim. Sporu çok seven bir yapım var, fırsat buldukça sporla ilgilendim. 1992 yılında da hakemliğe başlayınca zaten, siyasete hiç fırsat kalmadı.
-O konuya geleceğiz hocam. Üniversite öğreniminizi tamamladıktan sonra nasıl gelişti hayat sizin için, neler yaptınız?
-O dönemde yeni bir üniversite kurulmuştu İzmir'e Yüksek Teknoloji Enstitüsü diye, orada kendi mesleğim üzerine master yapmaya başladım. Aynı zamanda da bir harita mühendisi, bir de kendi sınıfımdan bir arkadaşımızla birlikte İzmir'de ofis açtık ve çalışmaya başladık. İzmir'in çevresinde bazı belediyelerden işler aldık ve yoğun bir çalışma temposunun içerisine girdik.
-Üniversite hayatı biter bitmez çalışmaya ve para kazanmaya başladınız yani.
-Evet öyle oldu. Bu arada Alanya'da da aileme ait işlerimiz vardı, bir taraftan da onları takip ediyordum, böyle yoğun bir temponun içerisinde sürekli çalıştım. 1998 yılında İzmir hayatım bitti ve Alanya'ya gelip yerleştim. Hem İzmir hem Alanya hem de hakemlik görevi olunca yoğunluk da fazlalaştı ve İzmir'i bırakıp Alanya'ya yerleştim.
-Gelelim hekemlik yönünüze. Bugün Türkiye Süper Ligi'nde düdük çalan çok önemli hakemlerimizden birisiniz. Bu macera nasıl başladı ilk olarak, kim teşvik etti, nasıl hakem oldunuz?
-Abim Emin Müftüoğlu vesile oldu. Kendisi çok sosyal, çok yönlü ve çok renkli bir kişilktir. O dönemlerde birisinin Alanya'dan gidip, Antalya İl Hakem Kurulu'na girmesi kolay değildi ama Emin Müftüoğlu bunu kendi imkanları, kendi çabası ile başardı. Antalya'da açılan hakemlik kursuna Kamil ile bizi götürüp yazdırdı. Doğrusunu söylemek gerekirse çok istemedik  ama abimizin isteğini kırmamak adına kursa başladık. O dönemin meşhur hakemi vardı, Sadık Deda. Sağolsun o süreçte bize çok katkıları oldu, yol gösterdi. Tabi ilk zamanlarda amatör küme maçlarını yönettik. Yaklaşık iki yıl sonra da Antalya il hakemi oldum ve iki yıl da böyle devam etti. 1995-96'da da 3. ligde profesyonel maçlar yönetmeye başladım. 
-Süper Lig'e geçiş süreciniz nasıl oldu, bu bir başarı elbette başarılı olduğunuz için geçtiniz, o süreci anlatır mısınız?
-İşin içerisine girip, işi anlayınca, iş de sizi anlayınca başarı da beraberinde geliyor doğal olarak. Belki kursa yazıldığımız o dönemlerde çok istekli değildim ama, zaman geçtikçe çok sevdim hakemliği. İlk profesyonel maçlar yönetmeye başladığımız 1996 yılında, o dönemin şartlarında daha çok asker hakemler vardı, hakemlerin eğitim düzeyi de çok yüksek değildi. Üniversite mezunu, yabancı dil bilen hakem sayısı çok fazla değildi. Hem genç, hem üniversite mezunu, hem dil bilen, hem de saha içi başarısı yüksek bir hakem olunca fırsat doğdu. Türkiye'de spor ya da hakem camiasında bir hakemin üst klasman veya süper lig seviyesine gelme süresi yaklaşık 10 yıldır ve zor bir süreçtir. Ben bu süreci 5-6 yıl gibi bir sürede tamamladım. Bu zorlukları camianın içerisinde olanlar iyi bilir. Örneğin şu anda Türkiye'de 10 bin tane hakem var ama bunlarda sadece 20-22 tanesi süper ligde görev yapıyor. Bu süreç içerisinde yıllarca aynı satandartları, aynı başarıları sürdürüp, o seviyeye çıkmak kolay bir iş değildir. Sürdürülebilir bir başarı çok zordur yani. Bunu da hobi olarak yapıyorsunuz, meslek olarak yapmıyorsunuz, hakemliğin bir de bu yönü var. Yönettiğiniz bir maç için çok fazla bir ücret almıyorsunuz ama kendinize bir hedef koyuyorsunuz ve o doğrultuda cok çalışıyorsunuz, çok zaman veriyorsunuz. Biz de çok çalıştık, başarılı olduk ve çabuk yükselerek, 1999-200 yılında süper lige çıktık.
-İlk yönettiğiniz maç hangisiydi?
-Denizlispor-İstanbulspor maçıydı.
-Hakem, maç esnasında yeşil sahanın tam ve mutlak hakimi olan kişidir. Yanlış da olsa, doğru da olsa hakem ne karar verirse o olur. Bu mutlak hakimiyet duygusu nasıl bir duygu ya da nedir hakemlik?
-Herşeyden önce hakem sahaya o maçı adil bir şekilde yönetmek için çıkar. Bunu da yaparken, aldığı eğitim, oyunun kuralları, Merkez Hakem Kurulu ve UEFA talimatları ve kendi ekibiyle olan koordinasyonu yan yana getirip bir sentez oluşturuyorsunuz. Bunların yanı sıra sahaya kendi karakter ve yönetiminizi koyuyorsunuz. Hakemlik gün geçtikçe kendinizi geliştirdiğiniz, deneyim sahibi oldukça başarılı olduğunuz bir iş. Bir kere hakemin cesur olması lazım, bu cesareti sahada göstermesi, tutarlı, karakterli olması lazım. Bunların hepsini sahaya yansıttığı, bu standartları yükselttiği, kendisini geliştirdiği sürece hep başarılı olur.
-Hakemlik, eleştiriye de çok açık bir meslek. Hele bizim ülkemizde çok acımasız eleştiriler yapıldı ve yapılıyor. Bu anlamda unutamadığınız bir maç, bir eleştiri var mıdır?
-Eleştiriler elbette olmuştur ve olacaktır da. Şu andaki kadroda en uzun süre süper lig hakemliği yapmış olan isim benim. Bu 14. yılım. Bu süreçte çok şeyler yaşadık, çok deneyimler edindik, ve eleştirildik de tabi ki. Eleştirilerin hepsinden de ayrı ayrı dersler çıkarıp tecrübe kazandık. Hakemlik gerçekten zor iş. 18 yıldır bu işi hobi olarak yapıyorum ve her hafta maç için bir yerdeyim, ayda bir kez seminerdeyim, yılda iki kez bir hafta-on gün süren seminerlerimiz olur, bunların yanı sıra haftada dört-beş gün idman yapıyorum. Tüm bunlar benim 15 yıllık standartlarım ve hep aynı standartta gidiyorum, bu şekilde yaşıyorum. İşte bu kadar yoğun bir temponun içerisinde kendinizi sürekli geliştirebileceğiniz bir meslektir hakemlik. Nereye gideceğiniz önemli, ne yediğiniz önemli ve hep devamlılık ister, bu anlamda hakemliğin kendi içindeki evrimde iyi yerlere geldik. 
-Tüm bunların yanısıra bir de özel hayatınız var, aileniz var. Ne zaman evlendiniz?
-1997 yılında.
-Tam tarihi.
-24 Ekim 1997 günü. 
-Şehir plancısı olarak çok çalışan, sürekli üreten, hakem olarak çok disiplinli, yine çok çalışan, sürekli seyahat eden bir kişisiniz. Bu tempo içerisinde özel yaşamınız nasıl gidiyor?
-Tabi doğru söylüyorsunuz, bir tarafta meslek yaşamı, diğer tarafta hakemlik, bunların yanı sıra sosyal işler… Mesela ben şu anda Türkiye Faal Futbol Hakemleri Derneği'nin Genel Başkanvekiliyim. Tüm hakemlerimizin sosyal işler ve ihtiyaçlarının başındayız yani. Hayatınızı iyi planlarsanız, her şeyi başarırsınız. Bunların hepsini belirli bir plan, program dahilinde yapıyorum ve hepsi de gayet güzel yürüyor. Planlamacılığın önemi her alanda olduğu gibi burada da ortaya çıkıyor yani. 
-Bunca yoğunluğun arasında bir de Alanya'yı yönetmeye talip oldunuz. Ak Parti Alanya belediye başkan aday adayısınız. Bu nerden aklınıza geldi, ya da ilk olarak nasıl doğdu bu fikir?
-Yıllardır belediye çalışmalarının içerisindeyim. Belediye  hizmetlerinin çok farklı boyutları olsa da belediyecilik teknik bir iştir. Verilen hizmetlerin iyi ya da kötü olması iyi bir planlamanız olup olmadığıyla ilgilidir. Bizim ülkemizde belediye başkanlarının yetkileri çok fazla. Bu yetkiler iyi kullanıldığında doğru yerlere kanalize edildiğinde şehrin çehresi ve o şehirde yaşayanların yaşam standardı, sosyal konumları kısa sürede değişebilir. Beldiye başkanı olmak fikrimde şehir plancısı olmamın, yıllardır belediyeciliğin doğrudan içinde bulunmamın verdiği öz güvenden kaynaklandı diyebilirim. Tabi ki bu öneri öncelikle çevremden geldi. Yakın çevremdeki bir çok kişi bu kimliğimi ve belediyecilikle ilgili fikirlerimi bildiği için beni bu işe teşvik etti. Ben de bir şehir plancısı olarak başarılı bir belediye başkanı olacağıma inanarak aday olmaya karar verdim. Bir belediye başkanının yapabileceği bütün işleri yapabilecek kapasitem, eğitimim, tecrübem, bilgi birikimim var. Teknik hizmetlerin çoğunu yapabiliyorum, yıllarca belediyelere danışmanlık yaptım, projeler ürettim ve bu işlerde de oldukça başarılı oldum, yani benim işim şehircilik, belediyecilik.
-Ben şehir plancısıyım, bir avukattan,  daha iyi belediye başkanlığı yaparım diyorsunuz yani. Misal işletme fakültesi mezunu olsaydınız, Alanya'yı yönetmeye talip olmaz mıydınız?
-Sadece avukat değil, her hangi bir meslek gurubuna göre bu işi daha iyi yaparım diyorum. Şehir plancısı sadece teknik anlamda planlama yapan değil, şehrin ekonomisini, psikolojisini, her anlamdaki yapısını, bunlarla ilgili sentezleri, analizleri yapabilen ve çözüm önerileri getirebilen kişidir. Öte yandan, bir çok meslek grubuyla da beraber çalışabilen kişidir. Bunların yanı sıra bir şehrin imaj çalışması çok önemlidir. Siz bunları doğru yaparsanız her anlamda şehir büyür, ekonomik ve sosyal gelişim hızlı olur. o şehirde yaşayanlar da kendini daha huzurlu, mutlu ve güvende hisseder. İşte bu noktadan hareket ederek, biz bu şehri iyi yönetiriz diye düşündük. 
-Peki hocam, belediye başkanı aday adayı olmakla bir anlamda aktif siyasetin içine girdiniz. Bu durumu aileniz nasıl karşıladı. Örneğin eşinizin, zaten çok yoğunsun yapma, girme bu işlere gibi bir talebi, isteği oldu mu?
-Eşim her konuda olduğu gibi bu konuda da bana sonuna kadar destek oldu. Birçok işi aynı anda yapmayı iyi becerdiğimi bildiği için o da hiç tereddüt etmedi. Geçen dönem aday adaylığı başvurusu yapmaya eşimle birlikte gittim. Bu yıl da öyle olacak muhtemelen. Bu arada bilmeyenler için söylüyorum benim eşim Finlandiyalı. 
-Nasıl tanışmıştınız eşinizle?
-Burada Alanya'da tanıştık, Emin abimin deri mağazaları vardı,  O dönemde Alanya turizm açısından tam bir cazibe merkeziydi. Bugünkü rakiplerinde turizm daha başlamamıştı. Alanya’ya bugünkünden daha yoğun bir ilgi ve talep vardı. Eşim de tatile gelmişti ve deri dükkanında tanışmıştık. Tanışmanın ardından 7 yıllık birlikteliğimiz oldu ve daha sonra da evlendik. 3 tane çocuğumuz var. Ben dört yaşında Kur'an-ı Kerim öğrendim, muhafazakar bir ailenin çocuğuyum, eşim Avrupalı olmasına rağmen hiç uyum sorunu yaşamadık. Sağolsun annem bu noktada bize hep destek oldu, arkamızda durdu. Bu anlayış karşılıklı tabi, eşim ve ailesi de destek oldu, eşim de  müslüman olmayı tercih etti.
-Tüm bunların yanısıra bir de fahri konsolosluk göreviniz var, Finlandiya'nın Alanya fahri kosolosusunuz, neler yapıyorsunuz bu anlamda?
-Bu makam, hem Finlandiya hem de Türkiye Cumhurbaşkanlar'ının imzalarıyla verilen, büyükelçiyi hizmet anlamında rahatlatan, onore bir makam. Alanya'da yaşayan Finlandiyalılar ile, her yıl Alanya'ya gelen 60 bin civarındaki Finlandiyalı turistin ihtiyaçlarını gidermek, onlara her anlamda yardımcı olmak için çalışıyoruz. Bu görevin Alanya'nın tanıtımı anlamında da çok önemi var. Biz de elimizden geldiğince bu anlamda da Alanya'mıza faydalı olmaya gayret ediyoruz. 
-Kuddusi Müftüoğlu, Ak Parti'den belediye başkan aday adayı, Alanya'yı yönetmeye talip. Bu kimliğinize soruyorum, size göre şu anda Alanya'nın en büyük, en önemli eksikliği nedir?
-Alanya'nın en büyük sorunu plansız olması, planlamada çok önemli sıkıntılar var. Planlama, ihtiyaçlar ortaya konularak yapılır. Sokaktaki vatandaşa sorun, en çok tarfikten dert yanar, sonra otopark sorunu der. Daha sonra her tarafın beton olmasından yakınır. Zamanında bütün değerlerin ortaya konulduğu iyi bir çalışma, doğru sentezler sonucunda doğru planlama yapılmış olsaydı bu şikayetlerin hiç biri ortaya çıkmazdı. Ama her şey bitmiş değil elbette, yine iyi bir planlama ile, trafik sorunu da, betonlaşma sorunu da çözülür ve ilçenin ekonomisi çok daha iyi noktalara getirilebilir. Yani münferit sorunlarla uğraşmak yerine, yapacağınız kapsamlı ve doğru bir planlama sorunların hepsini zaten çözecektir. Biz de sorunları Okurcalar’dan Demirtaş’a, sahilden yaylalara kadar yapacağımız doğru bir planlama ile çözeceğiz ve bu çözümler geçici çözümler olmayacak.
-Peki, bir şehir plancısı olarak, bu fikirlerinizi, projelerinizi, bu memleketi yönetenlerle paylaşma fırsatınız oldu mu?
-Şimdi bakın, buradaki sorunun ana kaynağı şu; Alanya'da 16 tane belde belediyesi var ve her belediye kendi sınırları içerisinde çözüm üretmek istiyor. Her belediyenin kendine özgü bir stratejisi var. Alanya Belediyesi de dahil 17 ayrı strateji olduğunu düşünürseniz, ortaya ister istemez bir planszılık, çözümsüzlük çıkıyor. Bütüncül planlama yapılamadı. Çünkü bu belediyeler farklı farklı siyasi partilerden seçildi, farklı farklı kişilikler başkan oldu. Bu anlamda Büyükşehir Yasası'nı çok olumlu buluyorum. Bu yasa çerçevesinde bu sorunu çözebilecek sistem var ve ben bunu çok iyi biliyorum, işim bu, mesleğim bu. 
-Hasan Sipahioğlu'nu başarılı buluyor musunuz?
-Hasan Sipahioğlu'nun başarılı olduğu noktalar da var, başarısız olduğu noktalar da var ama benim buradan bunları söylemem de çok doğru olmaz, biz eleştirmekten daha çok, Alanya'nın geleceğini kurtaracak projeler üretmenin peşindeyiz. 
-Peki neden Ak Parti?
-Çünkü dünya görüşüme en uygun bulduğum parti Ak Parti. Bakın, son on yılda ülkenin çehresini değiştiren bir parti. Yaşım 43, ben bu yaşıma kadar ne böyle bir lider gördüm ne de böyle istikrarlı, güven veren bir parti gördüm. Dolayısıyla, hem yönetim anlayışı hem de dünya görüşlerime paralel bir parti olduğu için tercih ettim.
Böyle olduğunu düşündüğüm için de 2009 yılında aday adayı oldum. Ama o dönemde bu fikir son anda ortaya çıkmıştı, partimizin kurulları başka bir ismi aday gösterdi, ben de saygı duydum ve hakemliğe devam ettim. O dönemden sonra hakemlikte oldukça iyi bir ivme yakaladım. Ertesi yıl, yılın hakemi seçildim.
-İlk aday adayı olduğunuz o dönemle ilgili sizin için bazı eleştiriler var. Deniliyor ki, Kuddusi Müftüoğlu aday gösterilmeyince yıllarca partiye uğramadı, hep uzak durdu, teşkilat çalışmalarında yer almadı, seçimler yaklaşınca tekrar ortaya çıkıp, aday adayı oldu, bu eleştirilere ne diyeceksiniz?
-Çok doğru eleştiriler değil bunlar. Ben her zaman teşkilattaki arkadaşlarımızla iletişim halinde oldum, görüştüm, konuştum, fikirlerimi paylaştım, elimden geldiği kadar da içinde olmaya gayret ettim. Ama şöyle de bir durumum var tabi, hakemlik yaptığım için siyasi faaliyetlerin çok içinde olamıyorum, hakemlik çok hassas bir konu, Türkiye'de milyonları ilgilendiren hassas bir konu, bu nedenle bazı noktalarda olamadım. Elbette parti teşkilatımın içinde olmak, tüm etkinliklerine katılmak isterim ama dediğim gibi hakemliğin kendine ait bazı özel durumları var. Ama teşkilattaki tüm arkadaşlarımla iletişimim çok iyidir, bu konuda hiç bir sıkıntı yok.
-Kuddusi Müftüoğlu bugün Türkiye'nin 20-22 tane Süper lig hakemlerinden birisi. Ülkede tanınan, meşhur olmuş, başarılaryla ön plana çıkmış bir isim. Sizin bu konumunuz, Alanya Belediye Başkanı seçilmeniz halinde Alanya'ya nasıl yansır?
-Meşhur olmak çok güzel bir duygu elbette, Allah herkese nasip etsin. Gittiğiniz her yerde tanınıyorsunuz, seviliyorsunuz, saygı görüyorsunuz. Bakın, ben Alanya Belediye Başkanlığı görevine talip olurken, şan, şöhret için talip olmadım. Ben de bunlar zaten fazlasıyla var. Sadece Türkiye değil, yurt dışında Türkler'in yaşadıkları bölgelerde de şanım, şöhretim var. Bizim ailemiz bu anlamda hep başarılı olmuş insanlarla dolu. Mesela abim Emin Müftüoğlu, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı ve tanınan, bilinen, sevilen, başarılı bir insan. Yine kuzenim Mustafa Kamil Abitoğlu, O'da yıllarca süper ligde görev yapmış ve halen görev yapmakta olan, tanınmış ve çok başarılı olmuş bir isim. Dolayısıyla bizim artık Alanya Belediye Başkanlığı makamından maddi-manevi alacağımız hiç bir şey yok. Ben bu göreve almak için değil, vermek için talip oldum. İşin asıl özeti budur aslında.
-Belediye başkanlığı görevine talip olmanız, spor camiasında, hakem camiasında nasıl karşılandı, nasıl tepkiler aldınız?
-Gayet olumlu karşılandı. Gerek hakem arkadaşlarım, gerek diğer camiadan insanlar her anlamda destek olmaya hazır olduklarını açık bir şekilde ifade ediyorlar. Benim Alanya'ya belediye başkanı olmam, Alanya'nın gerek yurt içi gerekse yurtdışı tanıtımına da büyük katkılar sağlayacak, gelen olumlu tepkiler bunu gösteriyor. Yurt içi ve yurt dışındaki her platformda, Alanya'yı temsi ederken insanlarla çok daha kolay iletişim kurmayı başaracağımızı, kendimizi çok daha kolay ifade edip, Alanya'ya katkı sağlayacağımızı biliyorum.
-Gerek aday adaylığı sürecinde, gerekse aday olmanız halinde seçim sürecindeki şansınız nasıl görüyorsunuz?
-Resmi olarak aday adayı olmadık daha olacağız. Aday olma şansım tabi ki var ama olamama ihtimali de elbette var. Şu anda diğer aday adayı olacak arkadaşlarımızı ya da abilerimizi görmedik daha, onları da görmek lazım. Aday adayı olmak herkesin en demokratik hakkıdır, şu anda bu konuda net bilgiler olmadığı için, zaman ne gösterecek hep birlikte göreceğiz. Keşke aday adayı sayısı daha fazla olsa. Burada önemli olan nokta şudur. Ben, pusu kültürünü değil düello kültürünü benimsemiş biriyim. Yani, insanlar çıksınlar kendilerini açık, net bir şekilde, düşünceleriyle, projeleriyle, birikimleriyle, tecrübeleriyle ortaya koysunlar. Ben böyle yapacağım. 
İnsanlar hakkında çeşitli eleştiriler yapmanın, pusular kurmanın, değişik hesaplar içinde girerek siyaset yapmanın hiç bir anlamı da yok, faydası da yok. Bu bir demokratik yarıştır, önemli olan bu yarıştan kim galip çıkacaksa Alanya'ya faydalı olmasıdır. Ben projelerimle, düşüncelerimle, geçmişimde ortaya koyduğum istikrar ve başarılarımla, yabancı kültürlerle yapmış olduğum sentezlerle, ileri görüşlü, adaletli, insan odaklı yapımla bu görevi layıkıyla yapacağıma inandığım için çıktım ve göreve talip oldum. Bu anlamda kendine güvenen herkes bu göreve talip olabilir. 
-Peki hocam, siyasetten uzaklaşalım biraz, Kuddusi Müftüoğlu nasıl bir aile reisidir, evdeki durumunuz nedir yani, sizin sözünüz mü geçer, yenge hanımın mı mesela?
-Üç tane çocuğum var, onlara iyi bir baba olmaya çalışıyorum, evde gayet mutlu ve huzurlu bir hayatımız var. Kimin sözü geçer sorusuna gelince, benim sözüm ya da eşimin sözü geçer demek doğru olmaz. İstişare her zaman iyidir. Biz de öyle yapıyoruz ve kararlarımızı ortak veriyoruz, doğru olan neyse onu yapıyoruz. Ama genel anlamda herkes kendi alanını bilir ve yerine getirmeye çalışır, hayatta her şey böyledir zaten, her insan kendi sorumluluğunu bilip, yerine getirirse her şey daha kolay ve güzel olur. Bu şirketlerde de böyle olmalı, sahada da böyle olmalı, parti ya da belediye yönetimlerin de, genel anlamda siyasette de, yani hayatın her noktasında böyle olmalı. 
-Alanya bir turizm kenti, ticari yaşamın yüzde 90'ı turizm sektörüyle ilgili. Sizce Alanya turizm anlamında şu anda hak ettiği noktada mı?
-Maalesef hak ettiği noktada değil. Alanya'da son 15 yılda bazı hatalarımız oldu. Bu nedenle de marka değerimiz düştü, fiyatlarımız düştü, turizm sektörünün sorunları çoğaldı. Şu anda Alanya'daki bir otelin fiyatı ile, Side'deki, Belek'teki bir otelin fiyatları arasında uçurumlar var. Alanya, yapılan hatalar nedeniyle ucuz turizm kenti konumuna geriledi. 15 yıl önce ileriyi görerek doğru planlamalar yapabilseydik bu duruma gelmezdik. Olay dönüp dolaşıp, doğru planlamaya geliyor. Örneğin 15-20 yıl önce otellerimizi planlarken, iki-üç dönüm parsel üzerine değil de 50 dönüm üzerine çok daha nitelikli bir otel planlasaydık ve bunun yanında bu nitelikli tesisleri ulaşım noktasında da daha cazip hale getirebilseydik çok daha iyi bir turizm kenti olabilirdik. Tabi bu anlamda her şey bitmiş de değil. Turizmi çeşitlendirmek, Gazipaşa havaalanını genişletip, daha verimli hale getirmek, ulaşım noktasında yeni alternatifler üretmek mümkün. İşte yeni golf alanları yapılıyor, ben bu planlamaların hepsini yakından takip ettiğim için biliyorum, şehirdeki bütün planları, projeleri takip eden birisiyim ve bu anlamda çok projelerim var hepsi hazır. Ama bunların hepsini detaylarıyla şu anda söylemek doğru olmaz, zamanı gelince hepsini açıklayacağım ve Allah izin verdiği, Alanya halkı da teveccüh gösterdiği zaman hayata geçireceğim.
-Alanya bugüne kadar merkezi hükümetten yeterli desteği, yatırımı alabildi mi size göre?
-Aldığı yatırımlar, destekler elbette oldu ama yeterli mi diye sorarsanız elbette yeterli değil. Bu noktada Alanya'nın en büyük şansı Mevlüt Çavuşoğlu'dur hiç kuşkusuz. Mevlüt beyin gerek parti içerisinde, gerek Avrupa çapında aldığı önemli görevler, vizyonu, devlet adamlığıAlanya'nın sorunlarına çözüm getirme anlamında çok büyük bir avantajdır. Bunu da iyi değerlendirmek lazım. Ben hazırladığım ve hazırlayacağım projelerle bu avantajı iyi kullanacağıma da inanıyorum, çünkü önemli olan yapılabilirliği yüksek, verimli, faydalı projeler ortaya koyabilmek ve bu projelerin takibini iyi yapabilmektir. Bunu yaptığınız sürece hükümetin desteğini alırsınız.
-Kitap okur musunuz, sinemaya gider misiniz ya da bunlara fırsat bulabiliyor musunuz?
-En sevdiğim şey kitap okumaktır, fırsat buldukça okurum, yine fırsat buldukça sinemaya da giderim. Bu anlamda sosyal yaşamım da iyidir, ailemle birlikte zaman geçirmeyi severim. Sporun zaten yıllardan beri içindeyim, benim için olmazsa olmaz bir olgudur. Hakemlikte çok yoğun bir 15 yıl geçirdim, bu süre içerisinde sosyal hayat anlamında ıskaladığım bazı şeyler de oldu tabi, zamanım yoktu, bundan sonra yapmaya çalışacağım. 
-Duygusal bir insan mısınız?
-Evet öyleyim ama bunu çok açığa vurmam. Bu da hakemliğin getirdiği bir durum. Düşünün, bir maça çıkıyorsunuz, tribünlerde 20-30 bin insan var, sahada 22 futbolcu var, bu binlerce insanın arasında en sakin olması gereken insan hakemdir. Burada duygularınıza göre değil, kurallara göre hareket etmelisiniz. Ve bunu her hafta yapıyorsunuz, doğal olarak da kanıksıyorsunuz, duygularınızı ortaya dökemiyorsunuz, hakemlik böyle bir şey işte.
-Sahada futbolcularla aranız nasıldır sert misiniz, şu anda aklınıza gelen ilginç ya da komik bir anınız var mı?
-Gerektiğinde sert, gerektiğinde babacan ve yumuşak. Duruma, ortama göre hareket etmek zorundasınız. Futbolcu hakem ilişkilerinin standardı bellidir zaten. Karşılıklı olarak çok samimi olamayız çünkü yanlış anlaşılmalar olabilir. Futbolcularla zaman zaman ilginç diyaloglarımız da oluyor tabi. Daha geçen hafta yönettiğim bir maçta, futbolcunun birisi yanıma geldi, ‘’Hocam Alanya'da belediye başkanı adayı olacakmışsınız, benim Alanya’da en az 500 oyum var' dedi. Böyle gelen oyları toparlarsak, Alanya'nın nüfusu 2.5 milyon falan olur herhalde...(Gülüşmeler) Bunlar da işin esprisi tabi. 
-Hocam çok teşekkür ederim, onca yoğunluğunuz arasında bize uzunca bir zaman ayırdınız. Son olarak Alanya'ya vermek istediğiniz mesaj nedir?
-Eğer kısmet olur da belediye başkanı seçilirsem, ilk görev süremin sonunda trafik sorunu çözülmüş, otoparkları tamamlanmış, imar konusunda gerekli tüm düzenlemeleri yapılmış, turizm kenti olmasının yanı sıra tarım alanında da kendini geliştirmiş, sosyal ve kültürel anlamda tesis ve yapılaşmasını tamamlamış, sorunlarından arınmış, geleceğe umut ve güvenle bakan bir Alanya olacak diyorum. Bunun için elbette elimde sihirli değnek yok ama, doğru planlama ile böyle bir Alanya ortaya çıkarırız.
Böyle bir fırsat verdiğiniz için de size teşekkür ediyor, sizin aracılığınız ile tüm Alanya halkına sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

banner77