banner84

Adaletli olmak

Adalet, adaletli olmak ahlâkın en önemlilerinden birisidir. Adalet olmadı mı her şey temelinden sarsılıyor, bozuluyor. Onun için "Egemenliğin temeli adalettir" denilmiş.
Günümüzde, üzülerek ifade edelim ki; artık her şey yalan yanlış üzerine bina edilmeye çalışılıyor. Medeniyeti samimiyet üzerine, sevgi üzerine kurulmuş bir toplumdan çok uzağız.
Çamur üzerine bina yapılmaz. Temelsiz yere, çürük toprağa, heyelan mıntıkasına bina yapılmaz. Onun için adalet gitti mi her şey gidiyor. Ticarî hayat gidiyor, aile hayatı gidiyor, kazanç haram oluyor, kişiler arasındaki beşerî ilişkiler, kardeşler arasında ilişkiler bozuluyor, her şey mahvoluyor. Onun için adalet çok önemli. Doğru söylemek lazım, adaletle hükmetmek lazım. Menfaat duygusu, çıkarcılık bizi savurmuş…
Kutsal Kitabımızda;
"Kendinizin aleyhine bile olsa, anne-babanızın aleyhine bile olsa -ki insan annesini babasını çok sever ve onun için her şeyi yapar- akrabanızın bile aleyhine olsa adaletten ayrılmayın" buyruluyor…
Bugün çevremize, toplumlarımıza bakarsak eğer adalet varsa ne iyi. Ama adalet gitmişse, adalet yoksa her türlü haksız kanunsuz, uygunsuz işler yapılıyorsa o zaman çok fena.
Önce adaleti temin etmek lazım.
Ben eskiden beri düşünürüm, insanlar niçin adalete gönül veriyor, niçin adaleti istiyor? Bu bir karşılıklı pazarlık mıdır?
O benim hakkımı yemesin ben de onun hakkını yemeyeyim… Hakkım yenilirse benim hoşuma gitmez. Onun için ben de karşımdakinin hakkını yemeyeyim. Ben onların hakkını yersem onlar da benim hakkımı yerler. Sonuç itibariyle benim hakkım zedelenmiş olur.
Bu bir materyalist, maddeci mantık… Böyle de olabilir, böyle de düşünebilir ama İslâm böyle düşünmüyor. İslâm imanın gereği olarak adil olmayı emrediyor. Karşılıksız ve kendisinin aleyhine, akrabasının, ana-babasının aleyhine bile olsa doğru olmayı tavsiye ediyor. Allah'ın rızasını kazanmak için doğru olmayı tavsiye ediyor. O daha tatlı, daha güzel bir şey. O halde imanı kuvvetlendirmek lazım. Şekilden, gösterişten öze dönmek lazım…
Bence hâkimlerin imanlarının, sorumluluk duygusunun son derece kuvvetli olması lazım. Yarın mahkeme-i kübrâda kendilerinin de muhakeme olunacağını bilmesi, buna inanması ona göre davranması lazım. İnsanlar inanmayınca, boşluk bulunca kimsenin anlayamayacağı yerde ve şekilde kusur işliyorlar. Ama âhireti kâmilen bilen insan yalnız kaldığı zaman da suç işlemiyor. Onun için herkesin imanı kuvvetlendirmeye var gücüyle gayret etmesi lazım.
Hatırlıyorum, ben askerlikteyken herkes nöbeti kaytarmaya çalışırdı, nöbeti başkasının üstüne atmaya çalışırdı. Ben, "Allah yolunda bir saat nöbetçilik edenin gözüne cehennem ateşi değmeyecek" diye düşünüp imanlarının gereği olarak nöbete şevk ile aşk ile giden vatanseverleri biliyorum. 
Samimi iman oldu mu her şey güzel oluyor. Askerlik de güzel, nöbet de güzel, hâkimlik de güzel, ticaret de güzel, ailevî ilişkiler de güzel, toplumsal ilişkiler de güzel oluyor. Samimiyet gitti mi, Allah'tan korkmadıktan sonra… Öyle insandan korkmak lazım; her şeyi yapabiliyor. Medeniyetimiz bunu kökünden temizliyor. Sivrisinekleri tek tek yakalayıp öldürmekle bitmiyor, bataklıları kurutunca bitiyor. Öyle yapmak gerekiyor…
Biz de özel hayatımızda bir imtihan hayatı yaşıyoruz yaşayacağız. Ondan sonra hepimiz bir gün ecel şerbetini içip kabre konulacağız. Ölümü tadıp âhirete göçeceğiz. 
"Mahkeme-i kübrâda hesap vereceğiz" diyerek her işimizi Allah'ın rızasına uygun yapmaya, adaletli, doğru sözlü doğru özlü olmaya dikkat etmemiz gerekmiyor mu?..
Adaletin sadece mahkeme salonlarında aranmadığını, hayatın her alanında vazgeçilmezimiz olması gerektiğini idrak etmeden nereye kadar gideriz? 
Yaptığımız zulmün ceremesini çekmeden, hesap vermeden yanımıza kar kalacağını mı zannediyoruz? “Mazlumun ahı indirir şahı” değil mi?
Cihan Padişahı, müjdelenen Sultan Fatih’in kolunun kesilmesine hükmeden Kadı Hızır Çelebi örneği gibi birçok adalet sahnesi olan tarihimiz var. İnancımızı öğrendiğimiz örnek insana; mevki, makam ve zenginlik sahibi bir suçlu için yardım istediklerinde verdiği cevap Selçuklu ’ya ve Osmanlı’ya pusula olmuştu: 
Devlet Başkanı; ayrıcalık isteği için gelenlere, kızı Fatma dahi suçlu olsa, hükmü uygulayacağını, adaletten bir an bile ayrılmayacağını söylemişti.
Selam olsun iyilik yolunun adil yolcularına…
Muhabbetle…

YORUM EKLE

banner107