banner165

ALANYA TERSANESİ VENEDİK ESERİ Mİ? (1)


Biliyorum bu tür sansasyonel duruşlar çok da akademik reflekse uymaz.Lakin isterim ki, akademik  yazayım ama bu  şehirde yaşayan şanslı  insanların nazarı   birazcık  da olsa  şehir tarihine dönsün.Alanya’nın kale-kule-teras görselinden (muhtevası ezici çoğunluğu enterese etmez elbettte) ibaret olmadığı  ,hani biraz daha bir bilinç dairesinde yaşanılsın isterim. İsterim zira Alanya tarih boyu konumu  gereği uluslar arası  kültürlere açık gelişegeldiğinden sakinleri, kültür,görgü ,en son sırada da olsa ekonomik yönden hep bir adım önde olmuştur iç şehirlerden. Tersane ögesi de tarihi yarımadanın ve Alanya kalesinin  ve dahi şehrimizin tarihsel  kimliğini oluşturan baş  yapıtlarından. Bu başyapıt beş taneyse şayet, tersane bazen Kızıl  Kule’nin ya önünde ya da arkasında  zikredilir.
Bu kadar önemli bir şahesere bigane kalmak ,onu  sadece  panoramamızı  süsleyen bir   görselden ibaret görmek  tarihe saygısızlık demeden, birazcık yumuşatarak diyeyim ki vefasızlıktır. İbrahim Tavlı Alanyamızın sevilen isimlerinden.Bir gün bir anısını anlattı.  Vatani görevini iki Alanyalı olarak  aynı bölükte yaptığı  arkadaşının başına gelenler kulağına ömür boyu  küpe  olmuş.Komutan askeri ictimaya çıkarır.Tekmilden sonra arkadaşına nereli olduğunu sorar.Alanyalıyım komutanım der.Söyle  o  zaman Alanya Tersanesi’nin kaç  gözü var?Arkadaşı  düşünür 6 der.Hayatı  boyunca tersanenin bırak göz sayısını belki ne işe yaradığını dahi merak  etmemiştir.Sorunun şokuyla söylediği sayıyı  o  an idrak edip etmediği meçhul.Komutan iyi bir  tokat ile askeri sarsar.Fırça ile karışık nasıl bilmezsin ,bir de Alanyalısın.5 tane gözü var 5 der.İbrahim Tavlı da bu olaydan sonra kışlada öğrenir tersanenin göz sayısını  bir Alanyalı olarak.Meğer komutan daha evvel Alanya’da görev yapmıştır.Ve itiraf etti hocam ben de o an öğrendim.Aslında İbrahim abi yine erken öğrenmiş.Sağolsun komutanı.Burada ömür bitirip de öğrenemeden göçüp giden de çok.Demem o ki gelin tersanemizi bir güzel  irdeleyelim.
Türk’ün yüz akı  olan baş yapıt. Alanya’nın şehir kimliğinin en önemli  ögelerinden.Müthiş bir  askeri mimari.Türk’ün denizlere gem vurduğu en önemli yer.Orta Asya ( Türkeli)  hayatı boyunca deniz nedir çok da bilmeyen bir ulusun ,dünya denizcilik  arenasına ciddi manada atlayıp  kendisine yer bulduğu hatta sözünü  geçirttiği en önemli yer burası. Haliyle tersane de bütün bu anlattıklarımın  kompedanı,lokomotifi. Düşünün bundan 8 asır  önce (1227) suyun içinde ,özellikle  de tuzlu suyun içine bir eser yapacaksınız ve aradan geçen bunca yüzyılın her türlü yıpratıcı olumsuzluklarına göğüs gererek hala dimdik ayakta kalabileceksiniz.( Bir öğrencimin ders esnasındaki hesaplarına göre yapımından bugüne 25 milyar kere dalga vurmuş tersaneye)Sadece bu durum bile gurur kaynağı.Hele hele günümüzde diktiğimiz binaların birkaç yıl  sonra su almaya başlaması ve en geç 50  sene sonra kentsel dönüşüme maruz  kalması hali düşünülürse ,hangi  yüzyılın Türklüğü  önde anlaşılacaktır.Anlaşılması yanında , 8 asır  sonraki pozisyonumuzun bize özeleştiri  yapma erdemine ulaştırabilmesi kadar bir merhale  var mıdır bilemiyorum. 
Evet Antalya ve Sinop ,Alanya’dan önce denizcilik alanında ileri atılmışsa da sonuçları ve manaları  itibariyle hiç birisi  Alanya ile  boy  ölçüşemez.Hele hele  sultan şehri  olduktan,başkent olup sultanın adını aldıktan sonra Alaiye  önemine önem,misyon  ve ufkuna da ağır  bir vazife koymuştur. Antalya Uluğ  Sultan Alaeddin Keykubad ‘ın cennet mekan sultan babası  tarafından alındı,Sinop ise sultan kardeşi tarafından alınınca buradaki kalenin bir bölümü tersaneye çevrildi ve  eski tersane genişletilerek eli ayağı düzgün bir kimliğe kavuşturulsa da ,Alanya  öncesi hiçbir dokunuş gerçek  manada istenilen performansı vermedi  denizcilik  alanında .Alanya  olmadan Sinop’un ve oradan da Kırım-Suğdak limanının beslenmesi çok  güçtü.Oraları besleyen kervansaraylar Alanya’dan başlıyordu ve bu kervansarayların kurulmasına sebep olan ticari emtia da uluslar arası  piyasalarda ciddi karşılığı olan emtialardı. Başkent Konya’nın tabii bir limanı olması ( İ.H.Konyalı)  da Alaiye’nin önemini ziyadeleştiriyordu.
Şahsen tersane ile birlirkte Anadolu Selçuklu Devleti’nin donanma merkezinin burası  olduğunu düşünüyorum.Öyleki Sultanın 17 yıllık saltanatı boyunca kış aylarını burada geçirmesi, tahtın buraya getirilmesi,uluslar arası  diplomasi adına Alanya’nın niteliğinden mütevellid bir öneminin olması, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yönetim merkezinin de burası olması gerektiğini iktiza ediyor.Kaldı ki böyle evsaflı bir tersane döneminin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı  olan Emir’üs Sevahil ‘in teftiş ve sorumluluğu altında idi.Mutlaka  tersane komutanından en düşük rütbeli askerine kadar askeri görevli hiyerarşisi de burada bulunmakta idi.Burası bir  askeri  mimaridir.Başkaca dizaynı pek mümküm görünmüyor.
Tersanemiz beş gözden oluşuyor dedik ama bu bilgiye diğer bölümlerini de ilave edelim.Giriş kapısından başlayarak anlatalım özelliklerini.Kitabesini ayrıca inceleyelim ama.Giriş kapısı ,tarihi yarım adanın ve tersanenin kuzey yönünde.Buraya ulaşmak  kara yoluyla olacaksa şayet Kızıl Kule’nin önünden itibaren Osmanlı eklemesi Soğuk  Kapı surlarını takip etmek ,sağınızda Selçuklu  ? döneminden kalma gümrük görmüş emtia depolarını  ,Selçuklu duvarlarından denize kavuşan yağmur suyu  tahliye kanallarını izleye izleye  ve sonradan açılan küçük kapılar marifetiyle tersane sağınızda kalacak  şekilde deniz kıyısına kavuşmakla oluyor.Vakt-i zamanında burada  yıkılmış bulunan büyük  sur  kütlesinin yanından ya da üzerinden geçerek ulaşıyorsunuz. Tabi hemen oradaki  tuzlu suyun  yanına kurulmuş Debbağhane yani Tabakhaneyi de görmeden geçemezsiniz.Giriş kapısının hemen sağ yani batı kısmında bir muhafız odası ve yazıhane olarak  kullanılan bir  memur  odası (ki Evliya Çelebi zamanının Osmanlısında bir bölük asker nöbet tutarak  Tersane’yi koruyordu),sol yanında yani doğuya bakan deniz tarafında ise bir mescit vardır.Bu tersane mescidi çok yakın zamanda restore edilerek faaliyete geçtiyse de şimdilerde yeniden susmuş  vaziyette.Bu son restorasyonun bize kazandırdığı en büyük  hediye duvarlarda kazıma sonucu  ortaya çıkarılan Hz Ali’nin kılıcı olan Zülfikar freskleridir.Bunun manası herkese göre değişebilir elbette .Dönemsel işlevle  ilgisi  olmalı diyen de var,Hz Ali sevgisinin Alanyalıların her daim kalbinde olmasındandır  diyen de.Öyle ya da böyle Hz Ali Kılıcı freski bence tersanemize manevi bir boyut da kazandırmış durumda.
2,5 metre yükseklik  ve 1.5 metre genişlik ve 1.5metre kalınlığa  sahip bir ana girişten adımınızı atarken hemen üst tarafında bulunan kitabedeki ifadeleri de hüsn-ü kabulle selamlayarak geçiyorsunuz  adeta.Ne yazıyor biliyor munuz? Beş satırlık bu kitabe adeta Alanya’nın fatihinin damgası ve tuğrası ayarındadır.Celi sülüsle kabartma olarak yazılmış 125x102 ebadında bir kitabedir bu.
(El Minnetü lillah) Minnet Allah’adır.Yüce sultan ,büyük hakan,din ve dünyanın ulusu,ülkeler fatihi,Mü’minlerinin Emiri’nin (Halife’nin) iktidar ortağı,Kılıç Arslan oğlu,Keyhüsrev oğlu Keykubad.
Hani  arsa sahibi bir apartman yaptırır ve mermer bir levha ile apartmanın adını yazarak  kime ait olduğunu anlatır aynen öyle de tersane giriş kitabesi de ,bu şaheserin kime ait olduğunu haykırıyor.Hemen yanıbaşındaki tersane burcu kitabelerinin denize bakan kısmındaki  kitabede ;” Ortağı olmayan tek Allah’tan başka tanrı yoktur,Muhammed Allah’ın elçisidir. O, diriltir ve öldürür,O, hiç ölmeyen yegane diridir.Hayır O’nun elindedir.O , her şeye kadirdir ve tekrar dönüş O’nadır ifadeleri minnetin sahibineolan medyunluğu izhar ediyor.
Yine tersaneye bakan burç kitabesinde burcun A.Keykubad tarafından yaptırıldığı,A.Keykubad’ın özellikleri yazar.Ve hicri  623 yılının Safer ayında yapıldığını anlatır.
Hemen yanı başındaki Tophane burcunda ise Sultanın hakkını teslim eder ve karanın ve  iki denizin sultanı ünvanını O’na tevdi eder.Evet Sultan Alaeedin hem Akdeniz ,hem de Karadeniz’in sultanıdır.Artık Türklük bu  ifadelerle birlikte denizcilik alanında ben de varım demektedir.Kaldı ki önceden alınan deniz kıyısındaki Antalya ve Sinop illerinin fethi ,Alanya’nın fethiyle taçlanmış ve bir manaya kavuşmuştur.

YORUM EKLE

banner107

banner169