İnsanlık tarihinin en eski anıtsal yapılarından Göbeklitepe’deki dikilitaşlarda yer alan ve uzun süredir “çanta”, “kova” veya “sepet” olarak yorumlanan sembollerle ilgili yeni bir değerlendirme gündeme geldi. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Öğretim Görevlisi ve Yüksek İç Mimar Bora Uluurgun, söz konusu figürlerin taşınabilir eşyaları değil, insanlığın bilinen ilk mimari çizimlerinden birini temsil ettiğini savundu.

Yaklaşık 12 bin yıl önce inşa edildiği kabul edilen Göbeklitepe, Şanlıurfa'da Neolitik döneme ilişkin önemli buluntularıyla insanlık tarihinin anlaşılmasında kritik merkezlerden biri olarak değerlendiriliyor.

“Bunlar çanta olamaz”

Bora Uluurgun, özellikle Göbeklitepe'deki 43 numaralı dikilitaş, diğer adıyla Akbaba Taşı, üzerindeki üç sembole dikkat çekti. Yaklaşık 20 yılı aşkın süredir farklı araştırmalarda çanta, kova veya sepet olarak yorumlanan figürlerin mimari ve kozmolojik bir anlam taşıdığını öne sürdü.

Uluurgun, sembollerin üç ayrı ritüel alanını ve gök, yer ile yeraltından oluşan kozmolojik bir evren modelini temsil ettiğini belirtti.

“Taşınabilir bir eşya olan çanta, kova veya sepet neden bir giriş kapısı veya kapısına saldıran bir hayvan figürü taşısın?”

Uluurgun'a göre sembollerin temel formundaki simetri ile üzerlerindeki asimetrik hayvan figürleri, bunların bir yapı ve giriş tasvirine işaret ettiğini gösteriyor. Bu nedenle figürlerin günlük kullanım eşyası yerine mimari bir kesit olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Mimari yapının şematik çizimi

Uluurgun'un araştırmasında, sembollerin farklı bölümlerine mimari karşılıklar yükleniyor. Buna göre üstteki kavisli bölüm çatı veya kubbe profilini, yan dikmeler çevreleyici duvar ve sütunları, orta bölümdeki T biçimli form ise ritüel alanın merkezindeki T biçimli dikilitaşı temsil ediyor.

Alt bölümün yapı tabanı ve zemin seviyesine, sembolün iç kısmındaki boşluğun ise ritüel alanı ya da avluya karşılık geldiği ileri sürülüyor.

Bu yorum kapsamında söz konusu sembollerin Göbeklitepe'deki A, B ve C yapılarının ön cephe kesitlerini şematik biçimde gösterdiği iddia ediliyor.

“Kozmik Kubbe” yorumu

Uluurgun, sembollerin yalnızca mimari bir anlatım olmadığını, aynı zamanda Neolitik dönemdeki kozmolojik anlayışın da taşlara aktarıldığını savunuyor.

Araştırmaya göre kubbe benzeri üst bölüm gökyüzünü, zemin hattı yeryüzünü ve yapının farklı bölümleri ise ritüel alanın kozmolojik düzen içerisindeki konumunu ifade ediyor. Bu nedenle semboller, fiziksel yapıyla birlikte “Kozmik Kubbe” inancının da erken bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Eski uygarlıklarda benzer motifler

Uluurgun, Göbeklitepe'deki sembollerin farklı dönem ve coğrafyalardaki benzer tasvirlerle karşılaştırılabileceğini de belirtti.

Asur dönemine ait Nimrud kabartmalarında Apkallu figürlerinin ellerinde çantaya veya kovaya benzeyen nesneler taşıdığına işaret eden Uluurgun, bu nesnelerin ritüel arınma törenleriyle ilişkilendirildiğini aktardı.

Meksika'daki La Venta arkeolojik alanında bulunan bazı tasvirlerde de çantaya benzer nesnelerin görüldüğünü belirten Uluurgun, bu motiflerin kutsal mekan veya yapıların sembolik temsilleri şeklinde okunabileceğini ileri sürdü.

Maori mitolojisindeki üç bilgi sepeti anlatısının da Göbeklitepe'deki üçlü sembol düzeniyle sayısal ve kozmolojik açıdan benzerlik taşıdığı görüşünü dile getiren Uluurgun, farklı kültürlerdeki bu örneklerin ortak bir sembolik anlatım üzerinden karşılaştırılabileceğini savundu.

Antik Mısır'daki bazı tasvirlerde görülen çanta benzeri sembollerin ise kubbeli ve taşınabilir yapıların temsili olarak yorumlanabileceğini belirten Uluurgun, bu örneklerin “çanta” motifinin mimari anlam taşıyabileceğine ilişkin karşılaştırmalı bir çerçeve sunduğunu ifade etti.

Göbeklitepe sembolleri yeniden tartışılıyor

Bora Uluurgun'un değerlendirmesi, Göbeklitepe'deki dikilitaşlarda bulunan ve uzun yıllardır farklı şekillerde yorumlanan sembollere mimarlık perspektifinden yeni bir yaklaşım getiriyor. Uluurgun, söz konusu figürlerin hem mimari yapıların şematik anlatımı hem de dönemin kozmolojik düşüncesinin sembolik ifadesi olarak ele alınması gerektiğini savunuyor.

Kaynak: İHA