Antalya Ticaret Borsası (ATB), zeytin hasadı öncesinde sektör temsilcilerini bir araya getirerek üretim, maliyetler ve fiyat beklentilerini değerlendirdi. Toplantıda bu yıl zeytin rekoltesinin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 40 artarak 70 bin tona ulaşmasının beklendiği belirtilirken, üreticinin emeğini koruyacak bir fiyat politikası oluşturulması gerektiği vurgulandı.
ATB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Halil Bülbül başkanlığındaki Zeytin ve Zeytinyağı Sektörel Analiz Toplantısı’na; ATB yönetimi ve meslek komitesi temsilcilerinin yanı sıra Kumluca ve Manavgat Ziraat Odası başkanları, üreticiler, zeytinyağı sıkım fabrikası sahipleri, oda ve borsa temsilcileri ile kamu kurumlarının temsilcileri katıldı.
ANTALYA’DA REKOLTE ARTIŞI BEKLENİYOR
Toplantının açılışında konuşan Halil Bülbül, Antalya’nın Gazipaşa’dan Kaş’a kadar uzanan sahil kesiminde önemli bir zeytin üretiminin gerçekleştirildiğini belirtti. Geçen yıl kuraklığın üretimi olumsuz etkilediğini hatırlatan Bülbül, bu sezon daha yüksek bir rekolte beklendiğini söyledi.
Zeytin ve zeytinyağında kalite ile katma değerin artırılmasının önemine dikkat çeken Bülbül, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından iklim değişikliği, su kaynakları ve yükselen maliyetlerin de yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bülbül ayrıca, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’in iklim değişikliğinin tarıma etkilerinin yanı sıra su, üretim maliyetleri ve sürdürülebilir tarım konularının gündeme taşınması açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydetti.
HASAT EKİM AYINDA BAŞLAYACAK
ATB 4. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Zafer Tan ise zeytin hasadının ekim ayının başında başlamasının beklendiğini açıkladı. Geçen sezonun zeytinde “yok yılı” olduğunu belirten Tan, bu yıl üretimde yaklaşık yüzde 40 artış öngördüklerini söyledi.
Tan, Antalya’da geçen yıl yaklaşık 50 bin ton olan zeytin üretiminin bu sezon 70 bin tona ulaşabileceği tahmininde bulundu.
Üretim maliyetlerinin özellikle işçilik giderleri nedeniyle yükseldiğine işaret eden Tan, üreticilerin kilogram başına 350-400 lira seviyesinde bir fiyat beklentisi taşıdığını aktardı. Zeytinyağında fiyat belirlenirken kalite ve asitlik değerlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Tan, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için istikrarlı bir piyasa yapısına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
ÜRETİCİDEN TABAN FİYAT TALEBİ
Fidan ve zeytinyağı üreticisi Mustafa Yetener, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında dünya üretimindeki güçlü konumuna dikkat çekti. Yetener, sektörün daha yüksek katma değer üretmesi ve ihracatın artırılması için markalaşma çalışmalarının desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Mevcut zeytin üretiminin etkin şekilde değerlendirilmesinin yeni bahçeler kurulması kadar önemli olduğunu belirten Yetener, üreticinin maliyetlerini karşılayabileceği bir fiyat yapısının oluşturulmasını istedi.
Yetener ayrıca zeytinyağında taban fiyat uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
ÜRETİM ARTIYOR, MALİYET BASKISI SÜRÜYOR
Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe, bölgede zeytin üretiminin son yıllarda arttığını söyledi. Nar bahçelerinin yerini zeytinliklerin almaya başladığını belirten Kökçe, özellikle hasat dönemindeki işçilik giderlerinin üreticiler açısından önemli bir maliyet oluşturduğunu dile getirdi.
Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin ise üreticilerin elinde geçen sezondan kalan önemli miktarda zeytinyağı bulunduğunu belirtti. Metin, mevcut stokların pazarlanarak üreticinin ürününü değerinde satabilmesinin önemine dikkat çekti.
KALİTELİ ÜRETİM İÇİN YARIŞMA VURGUSU
Toplantıda ayrıca Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nın sektöre katkıları değerlendirildi. İlk kez düzenlenen yarışmanın kaliteli üretimi teşvik ettiği, dereceye giren üreticilerin motivasyonunu artırdığı ve tüketicilerin nitelikli zeytinyağı konusunda bilinçlenmesine katkı sağladığı belirtildi.
Sektör temsilcileri, Antalya zeytinyağının ulusal ve uluslararası pazarlardaki bilinirliğinin artırılması için ambalajlama, markalaşma ve tanıtım çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Toplantının gündeminde zeytinyağı üretim tesislerinde oluşan atık su ve prina da yer aldı. Bu atıkların yönetiminin çevresel etkileri değerlendirilirken, üretimin sürdürülebilirliği açısından gerekli çalışmaların önemine dikkat çekildi.





