Arkeolojik araştırmalar sırasında belirlenen batığın, milattan önce 2600-2400 yılları arasına tarihlendirildiği belirtiliyor. Yaklaşık 10 metre uzunluğunda olduğu tahmin edilen ticaret gemisinin ahşap gövdesi zamanla yok olsa da taşıdığı yüklerin önemli bir bölümü günümüze ulaştı.
Kekova açıklarında tarihi keşif
Antalya kıyılarındaki su altı araştırmalarında ortaya çıkarılan batık, erken dönem deniz ulaşımı ve ticaretinin incelenmesi açısından önem taşıyor. Batıkta tespit edilen seramik kaplar ve taş çapalar, geminin kullanım amacı ve dönemin denizcilik faaliyetleri hakkında ipuçları sunuyor.
Araştırmacılar, geminin Doğu Akdeniz’de ticaret amacıyla kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor. Batığın yaşı ve taşıdığı yükler, bölgedeki eski ticaret güzergâhlarının yeniden ele alınmasına da katkı sağlayabilir.
Geminin yükünde 30’dan fazla seramik kap var
Batıkta 30’dan fazla seramik kap ile üç taş çapa bulundu. Seramik kapların, geminin taşıdığı ticari yükün önemli bir bölümünü oluşturduğu düşünülüyor.
Kapların kil yapısı üzerinde yapılan incelemelerin, bunların Ürdün Vadisi’ndeki üretim merkezleriyle bağlantılı olabileceğine işaret ettiği aktarılıyor. Uzmanlar, geminin zeytinyağı veya şarap gibi ürünler taşımış olabileceğini değerlendiriyor.
Bununla birlikte, kapların kesin kullanım amacı ve taşıdıkları ürünlerin niteliği konusunda daha ayrıntılı arkeolojik analizler önem taşıyor.
Bir seramik kaptaki işaretler dikkat çekti
Batıkta bulunan seramik kaplardan biri, üzerindeki dokuz farklı işaret ve gövdesindeki iki delikle öne çıktı. Uzmanlar, kabın peynir veya tereyağı üretiminde kullanılan bir yayık olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.
Bu yorumun doğrulanması halinde buluntu, dönemin denizcilerinin uzun yolculuklarda yiyecek hazırlama ve saklama yöntemlerine ilişkin yeni bilgiler sağlayabilir. Kabın işlevinin kesinleştirilmesi için buluntunun diğer arkeolojik verilerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Ticaret rotaları Troya ve Girit’e uzanmış olabilir
Araştırmacılar, geminin Levant kıyılarındaki bir limandan hareket ederek Troya veya Girit yönüne ilerlemiş olabileceğini değerlendiriyor. Bu ihtimal, binlerce yıl önce Doğu Akdeniz kıyıları arasında ticari bağlantılar bulunduğuna ilişkin araştırmaları yeniden gündeme getiriyor.
Batığın, daha önce dünyanın bilinen en eski gemi batıklarından biri olarak değerlendirilen Yunanistan’daki Dokos batığından daha eski olabileceği belirtiliyor. Ancak bu tür tarihsel sıralamaların, buluntuların tarihlendirilmesi ve bilimsel incelemeler ışığında değerlendirilmesi gerekiyor.
Anadolu’nun denizcilik tarihine ışık tutacak
Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da keşfin Anadolu’nun denizcilik geçmişi açısından önemine dikkat çektiği aktarıldı.
Araştırmacılar, Kekova açıklarındaki buluntuların Mısır, Troya ve Girit’te ortaya çıkarılan benzer arkeolojik eserlerle karşılaştırılmasının, Tunç Çağı’ndaki ticaret ağlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Yaklaşık 4 bin 700 yıl öncesine uzanan batık, Antalya kıyılarının yalnızca doğal güzellikleriyle değil, insanlık tarihine ışık tutan su altı mirasıyla da önem taşıdığını ortaya koyuyor.




