Akdeniz Üniversitesi'nde düzenlenen “Su Krizi” toplantısında Antalya'nın su kaynakları üzerindeki baskı, kuraklık, nüfus artışı, turizm, tarım ve sanayideki tüketim ele alındı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, su kaynaklarının korunması için bireysel tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi ve sektörlerde su kullanımına yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Özkan, Antalya'nın su kaynaklarının miktar kadar kalite açısından da tehdit altında olduğuna dikkat çekerek, üniversite olarak su konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirtti.

“Su elimizden gidiyor”

Antalya'nın Torosları, denizi, şelaleleri ve tarım alanlarıyla suyla büyüyen bir kent olduğunu ifade eden Özkan, geçmişten bugüne su kaynaklarının değişimine dikkat çekti.

Düden Şelalesi ve Kırkgöz'deki su kaynaklarını örnek gösteren Özkan, suyun geçmişte olduğu gibi sürekli ve sınırsız kalacağı düşüncesinin doğru olmadığını belirtti.

“Su elimizden gidiyor. Sadece miktar olarak değil, kalite olarak da elimizden gidiyor.”

Özkan, su kaynaklarının azalmasıyla birlikte yeni kaynak arayışlarının da farklı çevresel sorunlar oluşturabildiğini belirterek, deniz suyunun kullanımına ilişkin uygulamaların da deniz ekosistemi açısından dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.

“Davranış tarzımızı değiştirmeliyiz”

Su tasarrufunda bireysel davranışların önemine vurgu yapan Özkan, özellikle eğitim kurumlarında yöneticiler ve öğretim üyelerinin öğrencilere örnek olması gerektiğini söyledi.

Hafta sonu odalarda klimaların açık bırakılmasını örnek gösteren Özkan, tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Rol model olacağız hepimiz. Biz rol model olmazsak, biz yapmazsak arkamızdakilerin yapmasını bekleyemeyiz.”

Özkan, su kaynaklarının korunması konusunda davranış biçiminin ve tüketim kültürünün değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Turizmde su tüketimi gündemde

Antalya'nın yaklaşık 2 milyon 770 bin nüfusa sahip olduğunu ve yılda 17 milyon turist ağırladığını belirten Özkan, su ve altyapı planlamalarında yalnızca yerleşik nüfusun değil, turizm kaynaklı talebin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Turizm işletmelerinin suyu hangi kaynaklardan temin ettiğinin denetlenmesi gerektiğini belirten Özkan, yüksek tüketimin faturalandırılması ve su borularındaki kaçakların önlenmesi çağrısında bulundu.

Tarımda kapalı sistemlere geçilmesi gerektiğini de ifade eden Özkan, tarım ve sanayide geri kazanılmış su kullanımının artırılması gerektiğini söyledi.

“Suyumuza hepimizin sahip çıkması lazım”

Su kaynaklarının korunmasının Antalya'nın geleceği açısından kritik olduğunu belirten Özkan, bireysel tasarrufun yanı sıra turizm, tarım ve sanayide kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

“Biz eğer 10 sene sonra çocuklarımıza yeşil, sulak, turizmi güzel, tarımı güvenli, sanayisi gelişmiş bir Antalya bırakmak istiyorsak suyumuza hepimizin sahip çıkması lazım.”

Özkan ayrıca üniversite bünyesinde su enstitüsü kurulması için çalışmalara başlandığını ve bu kapsamda Yükseköğretim Kuruluna yazı gönderildiğini açıkladı. Enstitü aracılığıyla üniversite, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak çalışmalar yürütmesi hedefleniyor.

Antalya’da suyun yüzde 34,5’i kayıp

Toplantıda sunum yapan Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ethem Karadirek ise Antalya'nın su kaynakları üzerindeki baskının nüfus artışı ve kentleşmeyle birlikte arttığını söyledi.

ASAT'ın 2025 yılı verilerini aktaran Karadirek, şebekeye verilen 396 milyon metreküp suyun yaklaşık yüzde 34,5'inin kaybedildiğini, gelir elde edilemeyen su oranının ise yaklaşık yüzde 46 olduğunu belirtti.

Karadirek, yeni su kaynakları aramak yerine mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti.

“Aslında en iyi kaynak, bugün tasarruf ettiğimiz su miktarıdır.”

Fiziki şebeke kayıplarının yanı sıra sayaç ölçüm hatları ve izinsiz kullanımların da önlenmesi gerektiğini belirten Karadirek, bu alanlarda sağlanacak tasarrufun yeni bir su kaynağı olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

“2025 geleceğin simülasyonu oldu”

2025 yılındaki kuraklığın Antalya açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirten Karadirek, Kırkgöz'deki debilerin düşmesiyle sanayinin yeni su kaynaklarına yöneldiğini söyledi.

Aynı dönemde yer altı suyuna yönelik tahsis başvurularında yüzde 136 artış yaşandığını belirten Karadirek, 2025 yılının gelecekte yaşanabilecek su sorunlarının bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Sanayiye yer altı ve yüzeysel su kaynaklarından yapılan tahsislerle fiili kullanım arasındaki farka da dikkat çeken Karadirek, kaçak kuyuların yer altı suyu yönetiminde önemli bir sorun oluşturduğunu kaydetti.

Sanayide geri kazanım önerisi

Organize Sanayi Bölgesi'nde yıllık 9,5 milyon metreküp su tahsisi bulunduğunu, yıllık kullanımın ise yaklaşık 8 milyon metreküp olduğunu belirten Karadirek, arıtma sonrasında yeniden değerlendirilebilecek su bulunduğunu söyledi.

Sanayide atık suyun yalnızca arıtılarak alıcı ortama bırakılması yerine başka işletmelerin üretim süreçlerinde kullanılabileceğini belirten Karadirek, bu yaklaşımı “endüstriyel simbiyoz” olarak tanımladı.

Otellerde su tüketimi dikkat çekiyor

Turizmin Antalya ekonomisi için önemli olduğunu ancak su kaynakları üzerinde de baskı oluşturduğunu belirten Karadirek, 5 yıldızlı otellerde geceleme başına su kullanımının 400 ila 800 litre arasında değiştiğini söyledi.

5 yıldızlı tatil köylerinde ise kişi başına geceleme başına su kullanımının 1.000 litrenin üzerine çıkabildiğini belirten Karadirek, turizm sektöründeki tüketimin su kaynakları açısından dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Tarımda kapalı sistem vurgusu

Türkiye'de kullanılan suyun yüzde 70'inden fazlasının tarımda değerlendirildiğini belirten Karadirek, Antalya'da da tarımsal su tüketiminin önemli bir paya sahip olduğunu söyledi.

Tarımda kullanılan suyun yüzde 67'sinin açık kanallarla taşındığını belirten Karadirek, bu yöntemde buharlaşma kaynaklı kayıpların yüksek olduğunu ifade etti.

Dağıtımda kapalı boru sistemlerine, sulamada ise basınçlı sistemlere geçilmesini öneren Karadirek, ürün deseninin de havzaların su potansiyeline göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Yağış rejimi de değişiyor

İklim değişikliğinin Antalya'nın su kaynakları üzerindeki etkisine değinen Karadirek, yağışların daha kısa sürede ve yoğun şekilde gerçekleşmeye başladığını belirtti.

“Eskiden 40 günde yağan yağmur artık 4 günde ya da 4 saatte yağmaya başladı.”

Bu değişimin yer altı ve yüzeysel su kaynaklarının yeterince beslenmesini zorlaştırdığını belirten Karadirek, yoğun yağışların önemli bölümünün sel akışına dönüşerek kaybedilebildiğini söyledi.

Akdeniz’de deniz suyu sıcaklığı arttı

Deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın da ekosistem üzerinde etkili olduğunu belirten Karadirek, Akdeniz'de 1970-2024 dönemi ortalama deniz suyu sıcaklığının 21,5 derece olduğunu, 2024 yılında ise ortalamanın 22,3 dereceye ulaştığını aktardı.

Akdeniz'in 17 binden fazla deniz türüne ev sahipliği yaptığını belirten Karadirek, sıcaklık artışlarının denizel biyoçeşitlilik üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.

Türkiye'nin yıllık kullanılabilir su miktarının yaklaşık 112 milyar metreküp, kişi başına düşen yıllık miktarın ise yaklaşık 1.300 metreküp olduğunu belirten Karadirek, Türkiye'nin su stresi yaşayan ülkeler grubunda bulunduğunu ifade etti.

Karadirek, gelecekte sıcaklık artışları ve kullanılabilir su miktarındaki düşüş nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskının daha da artabileceğini belirterek, tarım, içme suyu ve sanayide verimliliği esas alan bir yönetim anlayışına geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynak: İHA