banner129

İklim krizi gündemde

Alanya Belediye Meclisi’nin Ocak ayı toplantısında gündeme gelen iklim değişikliği komisyonu önerisi oldukça dikkat çekmişti. Bu teklifin üzerine Alanya Kızılay Şube Başkanı Dikici, “İklim değişikliği bilimsel olarak doğanın değil, biz insanların suçu” diyerek konuya dikkat çekti.

İklim krizi gündemde

Rayıf DOĞRULU

Geçtiğimiz günlerde Alanya Belediye Meclis Toplantısı’nda gündeme gelen iklim değişikliği konusu, kamuoyunun dikkatini çekti ve iklim değişikliği üzerine yeni görüşler ortaya çıktı. İklim üzerine ihtisas yapan Kızılay Alanya Şube Başkanı Mehmet Dikici de Alanya Posta TV'ye açıklamalarda bulundu. 
İklim üzerine ihtisas yapan Kızılay Alanya Şube Başkanı Mehmet Dikici açıklamasında iklimin tanımını yaptı. Dikici,  "İklim değişikliği çevre kirliliği sebebiyle oluşuyor. Özetlemek gerekirse, dünyanın etrafında atmosferde bir sera gazı tabakası var. Bu tabaka aslında dünyanın ısısını ayarlayan battaniye etkisinde bir katman. Sera gazı tabakasının eğer kalınlığı artarsa, güneş ışınları geldiği zaman tekrar yansımıyor uzaya. Yani tekrar uzaya yansımadığı için tabakadan dönüyor, dünyanın ısısı artıyor. Dolayısıyla da küresel ısınma meydana geliyor. Küresel ısınma neticesinde de buzullar eriyor, okyanus seviyeleri yükseliyor ve bu da iklim değişikliğine sebep oluyor. İklim değişikliği dediğimiz de nedir? Ani şiddetli yağışların olması, uzun dönem kuraklıkların olması. Aslında kuraklıkta, bol yağışta normalde bizim geçen senelere göre baktığımız da  uzun yıllara göre incelediğimizde, zaten olabilecek şeyler. Zaten toptan olan bir hidrolojik çevrim var yeryüzünde, o değişmiyor. Ama değişen iklim değişikliği ile birlikte ani ve şiddetli yağışlar, uzun dönemli kulaklıklar. Dolayısıyla da bu insan hayatını doğadaki diğer habitatı negatif yönde etkiliyor" dedi.
'DOĞA İNTİKAMINI ALIYOR'
Yüksek lisans tezini, “İstanbul yağışlarının kurak dönem analizi” üzerine yaptığını söyleyen DikiciYüksek lisans tezimi, İstanbul yağışlarının kurak dönem analizi üzerine yaptım. 1940'lara kadar hatta o zaman DSİ'nin değil, ETÜT İdaresi'nin verilerini de kullanarak geçmiş yıllara göre bir incelemede bulunduk. Neticede zaten 7-8 yılda bir yarı kurak dönem, 15-16 yılda bir de kurak dönem olan bir yer İstanbul. Ama bu iklim değişikliği dediğimiz şey yani çevre kirliliğinden dolayı olan iklim değişikliği, bunun süresini ve şiddetini arttırıyor. Normalde zaten kuraklık ve bol yağış olan bir seyir var dünyada. Her zaman her yere aynı miktarda yağış veya her zaman aynı miktarda kuraklık olmuyor zaten. Bir hidrolojik çevrim var, bunun içinde bir ölçüm var. o ölçü içerisinde zaten farklılıklar olabiliyor. Bizim insanoğlunun doğaya ne kadar fazla müdahalesi olursa, o iklim değişikliği dediğimiz şey ile birlikte etki artıyor. Ani şiddetli bir yağış olduğu zaman biz eğer dere yataklarına konutlar, sanayiler, yerleşim yerleri yapmışsak, ne oluyor o doğan mutlaka insanoğlundan  o yaptığı bozulmadan dolayı intikamını alıyor. Bizler iklim değişikliğini tetikliyoruz" dedi.
'SADE BİR YAŞAMLA DEĞİŞİKLİĞE NEDEN OLMAMIŞ OLURUZ'
İklim değişikliğine karşı önerilerde bulunan Kızılay Alanya Şube Başkanı Mehmet Dikici, "Vatandaş olarak yapacağımız şeyler var ve devlet ile yetkililerin de yapacağı şeyler var. Sera gazı etkisin, en fazla arttıran fosil yakıtlar, sanayileşme neticesindeki atıklar. Bunlar zararlı gazları uzaya yani atmosfere verdiğimiz zaman bunlar arttırıyor. Bunlar yönünde tedbirler alınabilir. Ülkemizde de çok şükür son zamanlarda özellikle fosil yakıtları azaltma noktasında, hidroelektrik santrallerin artması, güneş enerjisi, jeotermal enerji, rüzgar enerjisinden enerji teminleri, bunlar bizi fosil yakıtları azaltma yönündeki tedbirler. Yerel yöneticiler olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tarlaları, bahçeleri ağaçlarımızı imara kurban etmemiz lazım. Yapılaşmaya açmamız gerekiyor mümkün mertebe. Vatandaş olarak da birincisi iklim değişikliği çevre kirliliği. Çevre kirliliği de aslında biz ne kadar doğal yaşamı bozmazsak, ne kadar sade bir yaşam sergilersek, ne kadar az tüketirsek o kadar doğayı bozmamış ve iklim değişikliğine sebebiyet vermemiş oluruz. İkinci olarak ise bir ağaç bizim hesabımıza göre 0.75 ton civarında karbonu soluyor, bunun üçte ikisi kadar da oksijen salınımı yapıyor. 1 ton bile olsa karbonu soluyan, havayı temizleyen bir ağaç iklim değişikliğinin ve çevre kirliliğine karşı en güzel tedbir" diye konuştu. 
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner134