banner84

'Kanserden korkmayın'

Engelsiz Kent ve Yaşam programına katılan önce meme kanseri ve daha sonrasında da lenf kanseri olan Ayten Tunç, hayat hikayesini canlı yayında anlattı. Kanser hastalarına da öneride bulunan Tunç, "Kanserden korkmayın ve kimseye sığınmayın yardım beklemeyin. Birine sığınmaktansa insanın kendine sığınması kadar güçlü bir hareket yok" dedi.

'Kanserden korkmayın'

-Haber Merkezi
Alanya Posta TV'de yayınlanan Engelsiz Kent ve Yaşam programının bu haftaki konuğu  önce meme kanseri ile savaşan, ardından lenf kanseri olan Ayten Tunç oldu. Gazeteci Asiye Eliaçık ve Esra Yemez'in hazırlayıp sunduğu programda hayat hikayesini izleyicilere canlı yayında anlatan Tunç, kanserle savaşan hastalara da kendi savaşından çıkardığı sonuçlarla önerilerde bulundu. 
'İNSAN İLK ÖNCE KENDİSİNE FAYDALI OLMALI'
Meme kanseri ile verdiği savaşın ardından 20 yıl sonra lenf kanserine karşı mücadele veren Tunç, "20 yıl önce meme kanseri geçirmiştim. 3 yıllık bir tedavi süreciydi genç yaşta farkedildiği için iyileştim. Daha sonra Alanya'ya yerleştim. Normal yaşantımı sürdürdüm. 20 yıl da tesadüf üzerine Isparta'ya gittim. Isparta'da kontrol yapılacak diye düşünürken kanser hastası olduğumu öğrendim. Tahlil sonucunda 3'üncü evredeydim. İnsan ne yapacağını bilemiyor gerçekten kanser olduğunu öğrendiği zaman. Duygu karmaşası yaşıyorsun. Hayat bir daha sana şans verir mi diye düşünüyorsun. Çok karmaşık bir duyguydu. Ama bu duyguyu çok fazla uzatmamam gerektiğini bildiğim içinde toparlamaya çalıştım. Oturup düşünmeye başladığımda daha önce de yaşadığım için bu durumuilk aklıma gelen 15 yaşındaki liseye giden kızımı yarı yolda bırakmamam oldu.  1 günlük süreçte dedim ki onun yanında olabilmek için mücadele etmem gerekiyor. Bu süreçlerde güçlü olmam gerekiyor. Ben güçlü olacağım ki bu süreci kolay atlatayım. Belki geçmişte yaşadığım hastalığında bir etkisi var. Hayatım insanlara şans verdiğini öğrendiğimdendir, inancım da oldukça yüksek. Oturup üzülmektense şunu yapmam gerekiyor, bunu yapmam gerekiyor diye bunu anlamak zorundaydım. Sakin oldum. Herkes hasta olduğunu öğrendiği zaman sana hüzünle geliyor ve onları da senin toparlamam gerekiyor. İyi ki de yapmışım. İnsanın kendisi ile alakalı bir durum. Oturup da etrafımda kim var, kim bana yardımcı olacak gibi düşünmedim. Ben kendime ne yapabilirim diye düşündüm. İnsan ilk önce kendisine faydalı olmalı, yardım beklemekten çok kendimiz güçlü olmalıyız. Mücadele gerektiren bir şey" dedi.
'KANSERDEN KORKMAYIN'
'Kendi hayat hikayemi kendim yazdım' diyen Tunç, "Çünkü bu benim hikayem. Bu hastalıklarda insanların fiziksel durumu hastalık süreci psikolojik durumu bağışıklığı çok önemli. Hastaneye yattığımda hastalık 4'üncü evredeydi. Ve tedaviye cevap vermem olanaksız gibi bakılıyordu. Ben tedaviye başlamak istedim. Her şeye hazırlıklıydım. Saçlarımı direk kestirdim. Kendimi hep bir sonraki aşamaya hazırlayarak devam ettim. En önemlisi doktorumuzu iyi dinlemek olacak. Bu hastalıkta dışarıdaki herhangi birini dinlemek değil, hastalığa bakış açımızı çok önemli. Kanserden bu kadar korkmamamız gerekiyor. Aslında artık tedaviler çok iyi insanlar ne hastalıklar atlatıyor" diye konuştu. 
'SİHİRLİ BİR DOKUNUŞ'
İlik naklinin yurtdışında daha fazla olduğunu belirten Tunç, "Yurtdışında bu kadar kolay olurken bu bağış Türkiye'de olmaması ve ilik bulunamaması çok üzücü. Orada kan verme gibi oluyor her şey bilgi eksikliği neden oluyor bu olaya. Ilik alınması çok zor bir şey değil. Hayat kurtarıyorsun kahramanlık yapıyorsun. İnsanları öncesinden korkutulması nedeniyle oluyor. Benim en çok korktuğum şey de buydu bulamazsak diye. Son aşamadayım ve benim hayata dönmeme sebep o ilik. Bir hayat kurtarıyorsun. Can kurtarıyorsun. Yapılması gereken şeylerden biri. Ben de bu hastalıktan tamamı ile kurtulduktan sonra ilk yapacağım şey ilik vermek olacak.Onların verecek bir ilikle bir hastanın tüm vücudundaki kanser hücreleri temizleniyor sihirli bir dokunuş bu" dedi. 
'BİLGİ EKSİKLİĞİ BAĞIŞI ENGELLİYOR'
Esra Yemez, "Biz bu süreci sanki çok daha zor meşakatli sanıyoruz. Sanki bizim kendi sağlığımız ile alakalı bir tehdit oluşturacakmış gibi bir bakış açısı var ülkece. Baktığımızda merhamet seviyesi çok yüksek, yardımseverliği çok yüksek bir milletiz. Biz ve bir başkasının yaşadığı sıkıntıya da dört elle sarılırız, koşarız böyle de bir bakış acımız var. Burada bu yüzden bilgi eksikliği nedeniyle oluyor" dedi. 
İLK EVRE İNKAR
Kanser hastalarının hastalıklarını öğrendikten sonra geçtiği psikolojik evreden söz eden Esra Yemez, "Öncelikle yolu uzun, yolculuğu uzun olan hastalıklarda ilk evre kişilerde inkar olarak önümüze çıkar. 'Bende böyle bir hastalık yok, ben başka bir doktora gideyim, büyük şehirlere de gideyim' kişi olabildiğince bu hastalığı kendisinde olmadığını ile alakalı bir inkar evresi geçirir. Daha sonrasında bu ilk evresi öfkeye dönüşür. 'Neden başıma geldi' diye soru sorar kendisine. Öfkeli bir düşünce sistemine giriyor. Bundan sonraki evrede ise kişi bu sefer pazarlık dediğimiz evreye oturur. 'Ben iyileşeceğim ben en iyi profesöre gittim demek ki ben iyileşeceğim' gibi bir pazarlık evresini oturur. Eğer tüm bu evrelerden başarısız olarak çıkarsa kişi bu sefer büyük bir yıkım ve depresyon evresine girer. Bu evrede kişi kendisini herkese kapatır soyutlar.Benim için hayat sonlanacak, artık etrafımdaki insanlara iyi gelemeyeceğim gibi olabildiğince olumsuz düşünceleri bürünür. Son evre olarak da artık rahatsızlığı yaşadığı sıkıntılı süreci kabul eder ve bu sefer ben ne yapmalıyım nasıl bir arayış içerisinde olmalıyım diye gerçek soruya ulaşır" ifadelerini kullandı.
'KENDİNİZE SIĞININ'
Hastalık süresi boyunca kendine inandığını ifade eden Tunç, "İnançlarım çok kuvvetlidir. Motive edecek kitapları çok okuyorum. Hastaneye gittiğimde ilk duyduğumda ister istemez çok kötü oldum ama bu şaşkınlığın ne kadar kısa tutmam gerektiği benim için önemliydi. Hastalığım hiçbir zaman inkar etmedim. Ben sadece yapmam gerekeni iyi dinlemem gerektiğini biliyordum. İnsanlara öfke duymadım, birileri benim yanımda olsun çabasında mücadele etmedim, Çünkü birine sığınmakdansa insanın kendine sığınması kadar güçlü bir hareket yok. Yardım beklemeden aşamayı hatırlatıyorsun" dedi.  
'KENDİNİZİ ŞIMARTIN'
Aynaya baktığı zaman kendisini sevdiğini ve hastalık sürecinde kendisini şımarttığını belirten Tunç, "Çok hızlı süreçte saç dökülmeleri başladı o halimi de sevdim. Bazen çocuk gibi oldum o halimi de sevdim, aynadaki gördüğüm kadını sevdim, boyama kitapları aldım rengarenk kalemler aldım. Kendimi şımartacak hediyeler aldım bu süreçte. Kendime gülerek 'evet bu yaşama isteği' diyordum, bunun farkına vardım" dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107