banner129

Çanlar Kimin İçin Çalıyor?

Biliyorum. Bu isim size tanıdık geliyor. Ernest Hemingway'in İspanya iç savaşını konu alan romanı. Çanın çalması, geçmişten beri önemli olayları duyurmak için kullanılan bir yöntemdir: fabrikalarda mesainin başlangıcı çanla ilan edilir; borsalarda alım satımlar çan sesiyle başlar ve biter. Hemingway, İspanya Iç Savaşı'nın Avrupa'da yükselişe geçen totaliter iktidarları kuvvetlendirdiğini öngörmüş; bu demokrasi karşıtı dalganın İspanya ile sınırlı kalmayacağını anlatmak için bu başlığı kullanmıştır. Nitekim, Hemingway'in öngörülerinin doğruluğu kısa zamanda kanıtlandı. Seçimle yönetime gelen sol partileri karşı düzenlenen darbe, ülkeyi üç yıllık bir iç savaşa ve ekonomik yıkıma sürükledi.

Her devlet ve her toplumun geçirdiği tarihi süreçler farklılık gösterir. Bu farklılıkların neticesinde, her ülke siyasi teamüllerini oluşturur. Uzun tecrübelerin sayesinde yerleşen bu kuralları menfaatler yüzünden terketmek veya görmezden gelmek ise sonu bilinmeyen kargaşalara yol açar. Yazımı kaleme aldığım bu saatlerde, Amerika'da başkanlık seçimlerini sonlandıracak oy sayımları yapılıyor. Başkanlık koltuğunda ise, orayı terketmeyeceğini söyleyen bir başkan oturuyor. Amerika, tarihinin hiç görmediği bir şekilde kutuplaşmış durumda. Bu durumun sebebi ise, başkanlık kampanyasını hiç olmadığı kadar tek adam şovuna çeviren; kendisinin kaybetmesi halinde Amerika'nın kendi tabiriyle "dinsiz bir üçüncü dünya ülkesi" haline geleceğini söyleyen bir başkanın bulunmasıdır. Peki bu söylem size neleri çağrıştırıyor? Türkiye'de hangi partinin seçim kampanyası, kendilerinin seçilememesi halinde ülkenin kaosa sürükleneceğini; teröristler tarafından ülkenin parçalanacağını ve ülkenin yabancı güçlerin kucağına düşeceğini söylüyor?

Siyasette, her söylemin altında bir niyet ve her niyetin de bir amacı vardır. Niyetlerin ve amaçların meşru zeminde elde edilmesi mümkün olmazsa söylem sertleştirilerek, ülkenin parçalanacağı; ekonominin çökeceği gibi ifadelerle kitlenin sinir katsayısı artırılır. Sinirlenen bir insan ise makul düşünme yeteneğini kaybeder. Bu da söylemin hızlı bir şekilde alıcı bulmasına neden olur; zira o sinirle ve o kinle neden sonuç ilişkisi kurmak zorlaşır. Fikirleri, tek tek toplumun her kesimine indirgemek ve anlatmak mümkün değildir; söylem ise fikirleri halk ile buluşturur ve halkla siyaset arasında köprü görevi görür. Bu nedenle, siyasette iyi ile kötüyü ayıran: söylemin gerçekliğe ve mantığa ne kadar yakın olduğudur. Zira "ülke bölünecek, parçalanacak" gibi bir söylemin hesaplanabilirliği yoktur ve bu söylem kanıtlanamaz. Ancak "Türkiye bugün dünyanın en yavaş internetini kullanıyor ve bu nedenle...." dediğiniz zaman, bu söylem doğrulanabilir veya yanlışlanabilir. Eğer size hesaplanamayan söylemler ile yaklaşan siyasiler görürseniz, lütfen bu söyleme bir vatandaş olarak kulak vermeyin. Zira, bu ifadenin amacı: sizde kafa karışıklığı meydana getirmek ve durumu istismar etmektir. Tabiri caizse, sizi uyutup parsayı toplamaktır.

Geriye dönmek gerekirse, bugün Türkiye'de çanlar kimin için çalıyor? Ülkeyi savaşa ve hatta ekonomik çöküntüye sürüklemek pahasına tek adam rejimini yerleştirenler için çalıyor; kendi ihtirasları nedeniyle memleketin itibarını bozuk para gibi harcayanlar için çalıyor; ölümü gösterip bu halkı sıtmaya razı eden, her felakette geçmişi işaret edip, gelecek vizyonu sunamayanlar için çalıyor.

YORUM EKLE

banner107