banner129

Eğitim Sen Alanya şubesi : “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” dedi

Eğitim Sen Alanya Şubesi, İstanbul Sözleşmesi hakkında sendika binası önünde açıklama yaptı. Sendika üyelerine CHP İlçe Başkanı Coşkun Karadağ ile partililer de destek verdi. Sendika üyeleri adına konuşan Gönül Karlı, “İktidar partisi temsilcilerinin her fırsatta kadın kazanımlarını hedef alması, sürekli kullanılan ayrımcı ifadeler kadın katillerini daha fazla cesaretlendiriyor” dedi.

Eğitim Sen Alanya şubesi : “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” dedi

Eğitim Sen Alanya Şube Kadın Sekreteri Gönül Karlı, iktidarı İstanbul Sözleşmesi’ni iptal etmek yerine gereklerini yerine getirmeye çağırdı. Sendika binası önünde açıklamaya yapan sendika üyelerine CHP İlçe Başkanı Coşkun Karadağ ile partililer de destek verdi. Sendika üyeleri adına açıklama yapan Gönül Karlı, ataerkil güç ilişkilerinden beslenen erkek şiddetinin her gün daha vahşi yöntemlerle can almaya devam ettiğini söyledi. Karlı, “İktidar partisi temsilcilerinin her fırsatta kadın kazanımlarını hedef alması, sürekli kullanılan ayrımcı ifadeler kadın katillerini daha fazla cesaretlendiriyor. Eril yargının şiddet faillerini cezasız bırakması ve katillere verilen iyi hal indirimleri şiddet tehdidi altında yaşam süren kadınlara yenilerini ekliyor. Şiddetten kurtulmak için kolluğa ve yargıya başvuran kadınların yetersiz alınan ya da alınmayan önlemler nedeniyle korunamaması kadınları daha fazla çaresizliğe itiyor.Hal böyleyken kadınların uzun yıllar emek vererek,  bedeller ödeyerek sahip oldukları koruyucu yasaların iktidar temsilcileri ve gerici basın üzerinden sürekli olarak yalan yanlış bilgilerle hedefe konması yeni kadın cinayetlerine açık davetiye sunuyor. Uzunca bir süredir 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılmaya açılması kadınlara yönelik geliştirilen ideolojik saldırıların önemli bir parçası” dedi.


''CAN GÜVENLİĞİ SAĞLANMALI''
İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, şiddet faillerinin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması için en ince ayrıntısına kadar titizlikle hazırlanmış ilk uluslararası sözleşme olduğunu hatırlatan Karlı, “Sözleşmenin amacı ev içi şiddet dâhil kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek, ortadan kaldırmak. Şiddeti önlemek için kadınları güçlendirmek, kadın –erkek eşitliğini sağlamak ve yaygınlaştırmak. Sözleşmenin amacı şiddet mağdurlarının korunması için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak, şiddete karşı uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak. Kadına yönelik her türlü şiddetin ortadan kalkması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin işbirliğini desteklemek ve yardım sağlamak. Silahlı çatışma dönemlerinde dahi kadınların can güvenliğini sağlamak amaçlı geçerli olan, mülteci kadınların şiddetten korunması için olanaklar sunan sözleşme, taraf devletlere yüklediği sorumluluklarla etkili uygulandığında kadınların eşit sayıldığı, güvende hissettiği ve kendilerini özgür olarak ifade edebildikleri bir toplumun yapının oluşmasını sağlayacak önemli bir zemin yaratır” diye konuştu.

 
‘'TÜRKİYE’DEKİ EVLİ KADINLARIN EN AZ ÜÇTE BİRİ FİZİKSEL VE/VEYA CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALIYOR AMA SADECE YÜZDE 11’İ BUNU RESMİ KURUMLARA BİLDİREBİLİYOR'’
Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun açıkladığı verileri de paylaşan Karlı, “Ülkemizde yasal zorunluluğa rağmen sığınma evi açma yükümlülüğü olan 237 belediye olmasına rağmen sığınağı olan 32 belediye mevcut. Türkiye’ de kadına yönelik erkek şiddetine karşı 7724 çalışan acil destek hattı hala yok.2019 yılında Türkiye genelinde kadına yönelik şiddetle ilgili 4 bin 76 suç duyurusunun yüzde 82,4’üne yani 3 bin 357’sine “kovuşturmaya yer yok” kararı verildi. 2019 yılında “Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” başlığı altında 138 bin 529 şikâyet geldi, ancak bu şikâyetlerin yüzde 46,9’u yani 64 bin 972’si takipsizlikle sonuçlandı. Türkiye’de kadın sığınaklarının mevcut yatak kapasitesi 3.482. İstanbul Sözleşmesi’ne göre olması gereken ise 8.315. Son 5 yıl içinde şiddet gören 1 milyon kadından 2 bine yakını öldürüldü. İçişleri Bakanlığı’nın (2014-2019 yılları) verisine göre devlet koruması altındayken 94 kadın yakını erkekler tarafından öldürüldü. Türkiye’deki evli kadınların en az üçte biri fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyor ama sadece yüzde 11’i bunu resmi kurumlara bildirebiliyor” ifadelerini kullandı. 


''HAKLARIMIZDAN EŞİT VE ÖZGÜR YAŞAM MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİMİZİ BURADAN BİR KEZ DAHA HAYKIRIYORUZ.''
Önleyici politikaların oluşturulmamasının etkili soruşturma ve kovuşturma yürütülmemesi, yargılamalar sonucunda caydırıcı cezaların çıkmaması, hatta çoğu kez kadınların şiddeti hak ettiklerini ima eden ifadelerin kullanımı kadına yönelik şiddetin katlanarak devam etmesine neden olduğunu vurgulayan Karlı, “Türkiye’nin 2011 yılında imzacı olduğu ve 1 Ağustos 2014 tarihinden beri yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi bu durumların yaşanmaması için taraf devletleri bağlayıcı hükümler içermesine rağmen gerekliliklerinin yerine getirilmediği çok açık. Oysaki kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bu süreçte iptal edilmek istenen İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olduğu 6 yıldan bu yana etkili bir biçimde uygulanabilseydi eğer katledilmiş pek çok kadın bugün yaşıyor olacaktı. Bu koşullarda sözleşmesinin iptali daha çok kadının erkekler tarafından korkusuzca katledilmesi anlamına geliyor. İstanbul Sözleşmesi’nin siyasal iktidar ve iktidarla aynı ideolojiden beslenen gerici çevrelerce hedef alınmasının nedeni sözleşmenin toplumsal cinsiyet eşitliğini temel almasıdır. Kadınları değil aileyi korumayı önceleyen,  şiddeti değil boşanmayı engellemeyi amaç edinen iktidarın cinsiyetçi saldırılarının hedefi,  kadınları kamusal alanlardan çekip eve hapsetmek,  tekçi, gerici ideolojisini kadınların yaşamı üzerinde kurduğu denetimle tüm topluma yaymak. Bahsedildiği gibi aileyi parçalayan İstanbul Sözleşmesi ve sözleşmeyi savunanlar değil, erkek şiddeti ve bu şiddeti önlemek için oluşturulan sözleşmenin gereklerini yerine getirmeyenler. İstanbul Sözleşmesi’nin nefret diliyle beslenen ırkçı, gerici kesimlerce hedef alınmasının nedeni sözleşmenin ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, medeni hal, göçmenlik statüsü gibi nedenlerle hiçbir kesimin ayrımcılığa uğramamasını temin etmesi. KESK’li kadınlar olarak yaşamlarımızdan, haklarımızdan eşit ve özgür yaşam mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz. Herkesi evde, işte, sokakta yaşamlarımızı kuşatan şiddete karşı yükselen kadın isyanını sahiplenmeye, iktidarı ise İstanbul Sözleşmesi’ni iptal etmek yerine gereklerini yerine getirmeye çağırıyoruz” dedi.

Güncelleme Tarihi: 06 Ağustos 2020, 16:19
banner140
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107