banner84

'Üniversite vakfı batırır'

Muhtar Kanmaz, "Vakfın bir kuruşu, Paşa'nın köyünde öğrencilere verilmiyor. Bir çok öğrenci, maddi imkansız nedeniyle üniversiteye gidemiyor. Vakfın, yıllık geliri 700 bin TL ama üniversitenin aylık gideri ise 350 bin TL. Yani bu vakfın geliri ile üniversiteyi de yönetmemiz imkansız" dedi

'Üniversite vakfı batırır'
 ALANYA'DA tartışma yaratan Hamdullah Emin Paşa Vakfı'na ait, Konaklı Mahallesi'nde bir otel ile 15.5 dönüm arazinin 8 milyon TL'ye satışına ilişkin dönemin Alanya Kaymakamı Erhan Özdemir ile turizmci Kemal Atlı arasında imzalanan satış protokolüne ilişkin tartışma sürüyor. Kaymakam Özdemir ile Atlı arasında 8 milyon TL'ye satış sözleşmesi imzalanan ancak Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görevlendirilen bilirkişilerin, 'Bu otelin ve arsanın değeri 52 milyon TL'dir' yönündeki raporu, Alanya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. 
"MÜFETTİŞİ İLK BEN İSTEDİM"
HAMDULLAH Emin Paşa'nın köyü olan Mahmutseydi Muhtarı ve aynı zamanda Vakıf Mütevelli Heyeti Üyesi olan Mehmet Kanmaz, seçimden buyana vakıfla ilgili yaşadıklarını böyle özetledi. İşte Muhtar Kanmaz'ın o sözleri: 
Alanya Hamdullah Emin Paşa Vakfı için Eylül'de müfettiş geldi. Eylül ayında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden gönderilen müfettiş soruşturmaya başladı ama Ağustos ayında müdürlüğe ben şikayetleri rapor halinde sundum. Ben 2014'ün Ağustos ayında yazıyı verdim, Kaymakam Bey de Eylül ayında teftiş istediğini duydum. Vakfın içindeki sıkıntıları biz Kaymakam Erhan Özdemir müfettiş istemeden biliyorduk. 
"SATIŞ İBARESİ YOK"
Konaklı Mahallesi'ndeki iki oteli, Kotitaş, 2029 yılına kadar işletme hakkına sahip. Yalnız burada 2011 yılında Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi kurulduktan sonra nakit ihtiyacı için yönetim bir arayışa giriyor. Bu arayış içine girince oteli 15.5 dönüm bir arazi ile birlikte otelin bir tanesini Kemal Bay'ın satışına karar veriyorlar. Ama ben bakıyorum, Vakfın vasiyatnamesini inceliyorum. Bunu inceleyince, vakfın otelinin veya bir malının satılacağı ile ilgili bir ibare yok. Diyelim ki, üniversitenin sıkıntılarını giderelim diye otelin birini sattık. Üniversitenin ayakta durabilmesi için vakfın tüm mallarını satmak gerekiyor. Üniversitenin aylık giderini hesap ettiğimiz zaman vakfın bir çok malını kaybetmek zorundayız. Yani üniversiteyi kurtaralım derken vakfı batıracağız. Benim incelemem ve görüşüm de bu. 
"İKİ OTEL YAPMA SÖZÜ VERDİ"
Erhan Özdemir'in başkanlığında yapılan son toplantıda, Kemal Atlı da vardı. Kemal Atlı Bey aynen dedi ki, 'Bu satıştan sonra geriye kalan haklarımdan, diğer otelin haklarından vazgeçiyor. Ayrıca iki tane boş araziye otel yapıp, vakfa devredecek. Bundan hiç bahsedilmedi, ne Kaymakam Bey bahsetti, ne de bir başkası. Olaki bu satış oldu, ben satış istemiyorum ama boş araziye iki tane daha otel yapıp, vakfa devredeceğini kendi ağzından duydum. Bunu da toplantıda şifayen Kemal Bey söyledi. 
"ATLI'NIN ÖDEDİĞİ KİRA, İKİ DÜKKANIN KİRASIDIR"
16 yıl bir süre kaldı, bu süre çok uzun bir süre değil, 16 yıl gelir geçer. 16 yıl sonra Kotitaş Şirketi, bu otelleri ve arazileri hiç bir şey almadan vakfa teslim etmek zorunda. Madem 27 yıl Kotitaş, bu otelleri işletmiş, iyi para kazanmış, herşey ortada. 16 yıl burayı devrettiğinde bu vakfın değil Alanya'nın davası oldu. Alanya sahilinde bunun kadar büyük bir arazi yok, 16 yıl sonra burada yapılacak bir çalışma, herkes bunun farkındadır, Alanya ekonomisini etkileyecek biçimdedir. Kotitaş Şirketi,, 270 bin TL para ödüyor, yıllık. 26 yıl boyunca o gün şartlarında bu kira iyiymiştir ama bugün vakfa ödenen kira, otelde iki dükkanını ödediği paradır. Ben de bunu mütevelli heyetine söyledim. Madem Kemal Bey, üniversiteye katkı yapmak istiyor, komik kirayı dedim, bugünün şartlarında iyileştirelim, hem vakfımız ayakta kalsın, Kemal Bey'de bu vakıf üzerinden bu kadar para kazanmış, eğitime katkı yapsın dedik. Bana nakit ihtiyacını karşılamak için aklıma gelen en iyi yol sözleşmenin iyileştirilmesi. Bugün o oteli açık arttırma ile kiraya verdiğimizi düşünürsek, 3 milyon, 4 milyon dolar gibi paraya kiralayacak şirketler var. 
"VAKFIN GELİRİYLE ÜNİVERSİTEYİ YÖNETEMEYİZ"
Kim neyin peşinde anlamıyorum. Otelin satılmadan kalması hayırlısı. Üniversitenin kuruluşunu düşündüğümüzde bizim vakfın bütçesi belli. Yıllık ortalama geliri 800 bin TL geliri olan bir vakıf. Üniversitenin aylık giderinin 350 binin üzerinde olduğunu düşünürsek bizim bu üniversiteyi yürütmemiz mümkün değil. Farklı bir kaynak bulunmadığı sürece, bu üniversiteyi biz yürütemeyiz. Yani vakıf, bu gelir ve o giderle üniversiteyi yönetemez. Bunun tabiki Kaymakam Bey ve başkanımız biliyordur, burada nasıl bir çıkış yolu bulunacak onu bilmiyorum. 
"KİRACI KİRA ÜCRETİNİ ÖDEMEZSE SÖZLEŞME İPTAL OLUR"
Kiracı bir yıl içersinde sözleşmedeki şartları yerine getiremediği zaman o kiracının sözleşmesi fesh edilip, tekrar açık arttırma ile kiraya verilir. Bunu Mütevelli Heyeti yapmamış. Çünkü seçimden önce vakfın işletilmesiyle ilgili bir bilgimiz yok. Orada rakamlardan bahsediliyor. Müfettiş Bey'in ön incelemesinde de görüleceği gibi, yaklaşık 1 milyon 750 bin TL, vakfın kasasına girmesi gereken kira bedeli var. 
"YEMEK İHALESİ YAPILMAMIŞ"
Bir yemek ihalesi var, ondan hiç bahsedilmiyor. O yemek ihalesinde 75 bin TL gibi fazladan bir para ödenmiş. Milli Eğitim ile bizim vakfın öğrencileri, yemek yiyorlar, okulda. Taşınmalı öğrenci 2.400 ve vakfın öğrencisi de yemek yiyor. Aynı şekil aynı parayı ödüyoruz. Milli Eğitim, 1.5 liradan parayı ödüyor, ama bizim vakıf ise 4 liradan parayı ödüyor. Ama burada da yemek ihalesi yok. 4 liradan ödeneceğine dair yazı olmayınca yemek şirketine açıktan para ödeniyor. Yani son günlerde kiracılardan 230 bin TL civarında gelir alındı. 
"VAKFIN ÖĞRENCİYE FAYDASI YOK"
Vakfa baktığımızda gelirin yüzde 55, direk olarak eğitime aktarılması gerekiyor. Vakfın gelirinden Mahmutseydi'de yararlanan bir tane öğrenci yoktur. Üniversite kazanıpta, maddi durumu olmadığı için üriversiteye gidemeyen öğrenciler var. Ailesi, çocuğuna, 'Oğlum ben bu parayla seni okutamam' diyor ve çocuğunu okula gönderemiyor. Yani bizim vakfımız işte burada devreye girmesi gerekiyor. Benim bile 3 çocuğum var. Yani iki tanesi kendi çocuğum, yeğenimi yanımda büyüttüm, okuttum. İki tanesi üniversitede, birisi lisede. Ben bu çocuklara para yetiştirmek için, helali hoş olsun, koşuşturuyorum. Gündüz köyde bir çok çalışma var, saat 16.00 itibariyle de Alanya'ya gelerek, Park ve Bahçelerle çalışıyorum, gece yarısına kadar. Evimden sabah çıkıyorum, gece saat 1'de giriyorum. Eğer benim çocuklarımın okul sıkıntısı olmasa, ben kalkıp ta bu kadar koşuşturmam, ben de dinlenmek istiyorum. Bu vakfın nimetlerinden Mahmutseydililer yararlanamıyor. Bizim yeni Mütevelli Heyeti, olarak biz de görevimizi yapamıyoruz. Güzel araştırmalar yapılıyor ama bir öğrenciye para vermedik, vakfın en kolay ulaşılır üyesi benim. Kaymakam Bey'e, Belediye Başkanı'na kimse ulaşamıyor ama yolda beni gören, 'Ne oldu bizim çocuklarımızın hakkı' diyor. Onlara cevap vermekten yoruldum artık. Tamam düne kadar paramız yoktu ama bugün vakfımızın 230 bin TL parası var. Daha önceden de bir miktar vardı zaten. Hiç değilse bekleyen öğrencilerin ödemelerini biran önce ödememiz lazım. Dilekçeler, Vakıf Müdürlüğü'nde bekliyor. Vakfa dilekçe veren öğrencilerin dilekçesini Sosyal Yardımlaşmaya yönlendirmişler. Sosyal Yardımlaşma da bakıyor, Mehmet Kanmaz SSK'lıdır, buna yardım yapılamaz. İşte Mehmet Kanmaz, Bağ Kur'ludur, diyor yardım yapılamaz deniyor. Biz Sosyal Yardımlaşmadan yardım istemiyoruz. Sosyal Yardımlaşma, sigortali bir insana yardım yapmaz, doğrudur, oranın tüzüğü başkadır. Yani bizim öğrencilerin dilekçesi neden Sosyal Yardımlaşmaya yönlendirirdi, onu bilmiyorum, aklım ermiyor. 
"KAYMAKAM MASUM, SUÇLU BİZİM ALANYALILAR"
Bu aksaklıklar yaşanırken, vakıfta, Alanyalı Milli Eğitim Müdürü İbrahim Köseoğlu, Mahmutseydi Muhtarı Mahmut Özer, Alanyalı Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, bu adamlar nerdeydi? Burada en masum insan, bence Kaymakam Erhan Özdemir. Diğer Mütevelli Heyetinde arkadaşlar, bu çocukların haklarını aramamış, efendim bu kiracılar ödenmezken, tek hedef Kaymakam bey gözüküyor. Bence bu 5 kişinin içinde en az kabahati olan Kaymakam Bey'dir. Birinci sırada muhtarımız kabahatlidir, koşturacağıdır. Bunlar sahip çıkmamışsa, Kaymakam Bey'e suç atmaya hakkımız yok, ben de dahil. 
Önce bu çocukların hakkını bir isteyecektik, sonra Kaymakam Bey vermiyorsa, ona göre de davranacaktık. Onlar isteseydi, Kaymakam Bey yapardı zaten. 
"ÜNİVERSİTE DEVLETE DEVREDİLMELİ"
Bana Kaymakam Erhan Özdemir bir soru sordu. Bu üniversite yapılışı bana göre de yanlış dedi. Bu gayrimeşru çocuk gibi dedi, doğmuş, öldürmeyelim yaşatalım dedi. Ben de dedim ki, efendim, doğmuş bu bebeğe, kimsesiz çocukları devlet yetim yurduna alır, bakar dedim. Biz de devletimize bunu verelim, büyütsün dedim. Çünkü bizim koskoca bir Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz var. Yani bu üniversiteyi yaşatmak için, herkesin hakkı olan vakfı hırpalamanın bir anlamı yok bana göre. Devri devlete yapılır, onun prosedürü nedir, onu Mütevelli Heyeti değerlendirir. Bugünün şartlarında bu üniversiteyi işletmemiz mümkün değil. Vakfın kaynakları ile bu üniversite yürümez. Devlet, kalkıpta bu üniversiteyi kapatıvermez. 

Güncelleme Tarihi: 01 Aralık 2014, 17:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107