banner84

İçimdeki çocukla çocuğumun karşılaşması

“Çocuklar duygularında boğulduğunda, bizim işimiz onların kaosuna katılmak değil, sakinliğimizi paylaşmaktır.” LR Knost
Hayat bazen çocuklar için büyük, zor ve korkutucu bir döngüde devam etmektedir. Yetişkinler için de böyle olmakta zamana zaman… Her zaman 'bir sonraki doğru şeyin' ne olduğunu bilemeyiz. Her zaman ne söyleyeceğimizi, nasıl davranacağımızı, hatta bazen içimizdeki karışık düşünce ve duygularımızı nasıl çözeceğimizi bilemeyiz. 
 Bu huzursuz duygular bizi tedirgin, çekingen, huysuz, ağlak, sinirli, üzgün, bunalmış, korkmuş ve her ân patlayacakmış gibi yapabilir. 
Çocuklarımız da farklı değil aslında. Onlar da bizim gibi bir birey. Onların duyguları, tecrübeleri, tepkileri de bizimki gibi değerli. 
Yetişkinler olarak çocuklarımızın duygu ve deneyimlerine dair algılarının bizimkinden çok farklı olabileceğini bilmeliyiz. Çünkü çocuklar yetişkinlerin yargıları ile bir şeyleri görüp hissedecek, hatırlayacak olgunluğa ve bilgeliğe sahip değillerdir.
Çocuğunuza çok fazla bağırdığınızı veya sert çıkıştığınızı fark ederseniz, yalnız olmadığınızı bilmelisiniz.
Çocuklarımız,  aslında dünyadan sakladığımız yaralara ışık tutuyor. Çocuklarımız bizi tetikleyen bir şey yaptığında, o ânda olanlara bir yetişkin olarak tepki verdiğimizi düşünürüz. Gerçekte olan içimizde yıllardır taşıdığımız yaralarımız birdenbire bulduğu ilk açıktan ortaya çıktığında verdiğimiz tepki aslında bir yetişkin tepkisi değildir. O ânda çocuk yaşındaki, görünmediği, duyulmadığı veya dışlandığını hissettiği tepkisini o günkü etkilenmişliği ile veriyor.
Peki, 'tetikleyiciler' nasıl oluşuyor yaşamımızda ve nasıl anlayacağız bunu derseniz: Diyelim ki; çocukken oyuncaklarınızı dağıttığınızda etrafı kirlettiniz ve ebeveyniniz bununla başa çıkamadı. Oyuncaklarını toplaman ve etrafı temizlemen için sana bağırdı. Nasıl yapacağını bilmiyordun. Sadece eğleniyordun. Panik yaptın ve acil bir durum olduğunu düşündün.
Şimdi siz bir ebeveynsiniz ve çocuğunuz ortalığı karıştırıyor. Acil bir durum gibi hissediyorsun. Tetiklenmiş hissediyorsun. Dağınıklığı temizlemek için çocuğuna saldırırsın. İlginç olan kendinin şimdiki âna tepki verdiğini sanıyorsun ama aslında durum bu değil. Artık odada iki çocuk var, yine o yaştasın ve çocukken olanlara tepki veriyorsun.
Tarih kendi içinde tekerrür eder. Fark etmemiz gereken çocuklarımız, kendimizin yaralı kısımlarını, rahatsız eden parçalarını ortaya çıkarır. Ve bu rahatsızlıkta, kendimizi yeniden yetiştirebildiğimiz, kendi sinir sistemimizi sakinleştirebildiğimiz, duygularımızı düzenleyebildiğimiz ve yıllar önce ebeveynlerimize ihtiyaç duyduğumuz şekilde kendimiz için ortaya çıkabildiğimiz takdirde, kendimizi geliştirmenin bilinçli bir farkındalığı oluşturabiliriz.
Tetikleyicilerimizle tepki vermeye devam etmeyeceğiz ve bunun yerine şimdiki âna odaklanıp sakince karşılayacağız. 
Psikanalist J. Lacan’ın dediği gibi; “Çocuğun semptomu ailenin yapısında olan semptoma cevap olarak konumlanır”. Çocuklarımızdaki semptomlarla kendi cevaplarımızı bularak sevgi ve şefkatle büyüme umuduyla…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sevgi
Sevgi - 3 hafta Önce

Ne güzel bir örnekleme olmuş kaleminize sağlık Gülsüm hanım

banner107

banner169