banner84

İçimizdeki kırık kurabiye kırıntısı

Çocuklar bazen görünüşte küçük şeylere tepki olarak ağlar veya öfke nöbeti geçirirler. Ebeveynler ise çocukların bu duruma NEDEN ağladığını veya öfke krizine girdiğine anlam veremez. Gelişim Psikologu Aletha Solter’in çocukların kavanozdaki son kurabiyenin kırıldığını görünce ağlamasını "Kırık Kurabiye Fenomeni" ile olarak tanımlar ve şöyle açıklar bu durumu: “Çocuk okuldan eve gelir, çocuğun ağlamaya ihtiyacı vardır çünkü okulda yaşadığı tüm stresi gözyaşları ile dışa vurmak ister. Kurabiye ister sizden. Kutuyu açarsınız, son bir tane kırılmış kurabiye kalmıştır. ‘Oh’ dersiniz, ‘krizi atlattık’ parçada olsa kalmış. Ancak ‘bu kurabiye kırık’ diye ortalığı yıkar çocuk. "Kırık Kurabiye Fenomeni”  olmuştur. Kurabiyenin gözyaşlarına bahane olması, stresi dışa vurma ve sistemi rahatlatma fonksiyonunu anlatıyor aslında ve uyku düzensizliği, meme bırakamama konuları aslında biz ebeveynlerin çocuklarımızda bu stresi dışa vuracakları gözyaşlarına izin vermememizden kaynaklanır.”
Bunu kendi yaşamımızda örneklersek; çocuğumuz için hazırladığımız bir doğum günü partisini düşünelim. Her şey güzel giderken hediyeler açılmaya başladığında çocuğumuz, arkadaşının birinin hediyesini açması sonucunda büyük bir öfke nöbeti geçirip ağladığında ne yaparız. Hemen dikkatini başka yöne çekmeye çalışıp, olsun diğerini sen açarsın, ya da bu kadar abartma gibi cümleler kurarız. Aslında orda arkadaşının hediyesini açmasına değil, nasıl hissettiğiyle ilgilidir durum. Çocuk sadece ona odaklandı, duyguları dışa vurmak için bir bahane buldu. Küçük bir şeye tepki olarak aniden büyük bir ağlama ya da öfke nöbeti yaşadıklarında, bunun nedeni çoğu kez bir sürü bastırılmış duyguya sahip olmaları ve bu küçük şeyin diğer tüm duyguların içine yuvarlanmış olarak ortaya çıkardı. Ebeveynler de bunu anlamak yerine genellikle öfke nöbeti geçirdiklerinde çocuklarının dikkatini dağıtmaya, görmezden gelmeye veya cezalandırmaya yönelir.
Yetişkin olarak kendinizi düşünün; gerçekten zor bir gün geçirdiğinizi ve günün sonunda ayağınızı hafifçe masaya vurduğunuzu ve gözyaşlarına boğulduğunuzu hayal edin. O anda sizi görmezden gelseler,  abartma bu kadar ya da odanıza akşam yemeği yemeden gitmenizi söyleseler nasıl hissederdiniz? Bu durum sizi hüsrana uğratır mı, küçük bir şeye bu kadar tepki verdiğiniz söylenilmesi kendinizi değersiz, anlaşılmamış gibi duygular yaşatır mı?
Tepkiler yerine, genellikle bizi şefkatle dinleyen, kendi duygularına girmeden ve bizden kopmadan sakin ve şefkatli cevaplar destekler isteriz. Çocuklarımız da aynı aslında.  
Çocuğumuz doğum günü partisinin sonunda büyük bir öfke nöbeti geçiriyorsa, pastayla dikkatlerini dağıtmak ya da tüm hediyeleri için teşekkür etmelerini gerektiğini söylemek ya da onları yalnız bırakmak ya da cezalandırmak yerine, sadece orada olarak, sevgi dolu şefkatle dinleyebiliriz.
Bağlantılı bir ağlama veya öfke nöbetinin rahatlaması ve salıverilmesinden sonra, çocuklar gerçek doğalarına geri dönebilir, şefkatli, meraklı, konsantre olabilir, işbirliği yapabilir ve katkıda bulunabilir.
Ebeveynlerin çocuklarının ağlamasının veya öfke nöbetlerinin nedenini anladığı ve çocukların duygularının sevgi dolu şefkat ve saygıyla dinleneceği bir dünyada yaşamak umuduyla…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gulizar
Gulizar - 1 hafta Önce

Evet .Ben buna bardagi tasiran son damla diyebilirim.Bardak doludur zaten bir damla bile eklerseniz taşar. Onun için ne yapmak gerekir.once bardağı biraz bosaltacaksinki ekleyebilesin taşırmayasın.Asil sıkıntı burda.Bunuda görebilmek için karşındaki insanın veya çocuğun seviyesine inebilmek onun yerine koyabilmek gerekir.Bununda çözümü sizinde söylediğiniz gibi sert tepkiler vermeden onu anlamaya çalışmak veya karşındaki kisininseviyesine indirgeyip kendinizi ona gore cevap verebilmekten geçer bence.

banner107