banner84

İyiyi de kötüyü de kucaklayabilmek

İyimser hissetmemiz, kötümserliği yok eder mi? Bu cümleyi okuyunca “evet- hayır- olabilir- yerine göre” diye farklı cevaplar gelebilir. İyimser bakmanın toksitlenmiş kısmı vardır ve bazen bu duygunun şükürcü duygu olduğunu zannederiz. 
-Nedir toksitlenmiş iyimserlik? 
-Mutlu ve yapıcı bir bakış açısını ya da durumu, otantik duygu deneyimini yok sayarak, önemsizleştirecek ya da geçersiz kılacak şekilde genellemeyi ifade etmektir. 
-Nasıl mı yapasınız? 
-“Bacağını kırdın, önemli değil, asıl mesele boynunu kırmadın.”
- “Ayrıldın ama kendinle yalnız kalacağın.” 
-“İşini kaybettin yeni bir iş bulursun!” 
-“kafana takma”, “her şey yoluna girer”, “boşver” “mutsuz olduğunda bu kadar üzgün olma, neşelen”
- “Gerçekten kötü bir şey olduğunda demek ki iyi bir şeyler olacak, endişelenme” buna benzer cümleler ile toksik iyimserliği sağlarız. Aslında duygusal bastırma yapıyoruz.
1997'de yapılan bir çalışma, duygusal bastırmanın stres üzerindeki etkilerini araştırır. Çalışmada;
İki gruba rahatsız edici tıbbi prosedür filmleri gösterilir ve stres tepkileri ölçülür.
Birinci gruptan izlerken duygularını ifade etmeleri, ikinci gruptan ise duygularını bastırmaları istenir.
Sonuçta ikinci grubun stres tepkileri birinci gruba göre daha kötü olduğu görülür. Duyguları engellemek çok fazla beyin gücü gerektirdiği için bu tarz kişiler daha kötü bir bilişsel işleyişe sahiptiler. Göz ardı edilmemesi gereken seviyede artan fiziksel bedel de var tabi ki… (araştırmacılar, kardiyovasküler sistemin sempatik aktivasyonunu artırdıklarını buldular).
Psikoterapist Karen Koenig, “Yalnızca olumlu duygulara odaklanan insanlar, kızgın görünmemek için olumsuz tavırlar sergilememeye çalışırlar. Dışardan bu toksit iyimserlik kişiyi iyi bir insanmış gibi gösterebilir, ancak zamanla onun duyarsız biri olarak görülmesine neden olur.” der.
Hoş olmayan duyguları inkar ettiğinizde veya bunlardan kaçındığınızda, onları büyütürsünüz. Olumsuz duygulardan kaçınmak bu fikri daha da güçlendirir: Bu tip duyguları hissetmekten kaçındığınız için, kendinize bu duygulara dikkat etmeniz gerekmediğini söylüyorsunuz aslında. Evrimsel olarak, biz insanlar kendimizi yalnızca mutlu hissetmeye programlayamayız.
Her şeyin parlak tarafına bakmaya çalışmak ve tüm yaşam deneyimlerinin gümüş tepsi de sunulması faydalı olsa da, aynı zamanda hoş olmadıklarında duygularımızı kabul etmek ve dinlemek de önemlidir. Hiç kimse 7/24 güneş ışığı olamaz.  Duygularınıza dikkatinizi vererek onların hissedilmesini sağlayarak, aslında kendinizi ve çevrenizdekileri daha iyi anlamanıza yardımcı olabilirsiniz.
İyimser olmak, gerçeği bastırmak değil, bu gerçeği sözel ve bedensel olarak deneyimlemek olup, her birey olumlu ve olumsuz duyguları aynı anda hissedebilmesidir. Bu nedenle, sürekli iyimser kalmaya çalışmak yerine iyiyi de kötüyü de kucaklayabilmek dileğiyle…
 

YORUM EKLE

banner107