Bir çocuğun sesi olmak istiyorum. Çocuğun çıkaramadığı ses... Konuşmak ister miydi olayın farkında mıydı bilmiyorum, yanlış bir takım sezgiler içinde olmalıydı ki geri çekti kendi... ‘Dokunma bana’ dercesine 7 yaşlarında bir çocuk. Karşıma oturttu annesi... Kendisi arka sıralarda yer buldu. Bir kişi orta yaşlarda, kişi diyorum çünkü ona adam diyemem. Sanki yürüme güçlüğü çekiyordu. Dokuna dokuna, destek alırcasına bindi otobüse... Sapasağlamdı... Desteğe ihtiyacı var gibi hiç görünmüyordu. Yanıma oturdu omzuma dokunarak...

Bir tuhaflık olduğunu hissettim. Selam verdi, selam verdim. Karşımda oturan çocukla konuşmaya çalışıyordu. Benim kulağımda kulaklık, müziğin sesini kapadım, tüm dikkatimi adamın ağzından çıkan sözlere verdim. Bir yandan çocuğun saçını okşamaya çalışıyor, çocuk ise geri çekiliyordu... İzinsiz dokunmak da neyin nesiydi? Sorular sormaya başladı... ‘Adın ne? Hangi okula gidiyorsun’ Sana ne be adam sana ne! Seni ne ilgilendiriyor hangi okula gittiği diye cevabını benden aldı. Çocuğa annesinin yanına geçmesini söyledim, adama ise düğmeye basıp derhal burada inmesini, inmez ise... Tek bir kelime cevap vermeden kendini savunmaya ihtiyaç bile duymadan düğmeye bastı indi...

KİMİSİ SESİNİ ÇIKARTIRKEN KİMİSİ ÇIKARTAMIYOR

Kimisi olayın farkına varırken kimisi varamıyor ve ben sırf bu yüzden bir çocuğun sesi olmak, çıkaramadığı sesi çıkarmak, konuşamadıklarını konuşmak istedim.

Oysaki sevmek güzel, sarılmak güzel olmalı, dokunarak sevgi anlatılabilmeli. Ama sınırların da saygısı olduğunu hatırlatmamız gerekiyor. Ne yazık ki...