Dostoyevski’nin kendi ruh dünyasını yansıttığı bir popüler romanın da adıdır, suç ve ceza… Popüler olanın doğru olduğuna inanmaya hazır bir çoğunluk ile yaşıyoruz. Hakikatte zerre miktarı değeri olmayana altın değeri verdiğimiz bir yalan dünyadayız. Reklam ve algı ile kitlelerin düşünmesine, sorgulamasına fırsat vermediğimiz bir sanal dünya…
Birlikte yaşamak zorunda olduğumuz toplumların kuralları vardır. Kurallar hayatın nizamını sağlamak, karmaşayı, bozgunculuğu, haksızlığı önlemek ve adaletin, huzurun temini için şarttır…
Modern çağda hâkim kültür, mutluluğu gücün yanında olmakla elde edilecek bir başarı olarak görüyor. Haklı olanın değil güçlü olanın sözü dinleniyor. Güçlü olan yanlış da yapsa suç da işlese yaptığının karşılığı cezasız kalıyor…
Bir toplum için olabilecek en kötü şey: adalete güvenin kalmamasıdır. Ayrıca cezalar caydırıcı olmalı ki suç işleyen için bir engel teşkil etsin. Cezasız kalan suçlar yayılır ve toplumda bir çürümüşlüğe, bıkkınlığa ve en kötüsü de umutsuzluğa neden olur. Umudunu kaybeden toplumların ıslahı ise mümkün değildir…
Yüzlerce, binlerce yıl öncesinde kurulan kadim medeniyetimizin en temel düsturudur adalet. Kutlu Peygamber “Hırsızlık yapan kızım Fatma bile olsa cezalandırırım” derken bu sözde kalmayıp, yaşanmıştır. İstanbul’un Fatih’ini mahkûm etmiştir Kadı Hızır Çelebi…Selçuklu Sultanı Alanya’nın Fatih’i Alaeddin’in sekiz düsturundan ilkidir adalet…
Bazı suçlar vardır ferdidir. Etkisi sadece belirli kişilerle sınırlıdır. Bu suçların telafisi mümkün olabilir ve bir uzlaşma ile çözüme kavuşabilir. Kişi haklarından feragat edebilir, zararı karşılayabilir. Bunlar için de kuralların uygulanması; tarafların husumetini engellemesi açısından önemlidir.
Ancak kamuya mal olan suçlar için durum çok ciddidir. Öncelikle makam ve servet sahiplerinin devletin gücünü kullanarak işlediği suçların cezasız kalması hem adalet duygusunu ortadan kaldırır hem de devlete olan güveni kökünden sarsar. Kamu gücünü kullanarak işlenen suçların gizli kalması mümkün değildir. Suçlar kılıfına uydurulsa da görmezden gelinse de toplum vicdanında mahkûm edilirler. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar. İşlenen suçun cezasız kalmasının yanında bir marifet gibi alkışlanması ise temiz bir toplum için fevkalade acıdır…
Derdi sadece bu dünyada saltanat yaşamak olanların da adaletten kaçamayacağı bir gün elbette vardır…
Muhabbetle…