banner84

Motivasyon

İnsanı belirli bir amaç için harekete geçiren istek, güç ve arzudur. Bireyin harekete geçmesi için etkilenmesi ve isteklendirilmesi gerekir. 
Motivasyonu yüksek bireylerde başarı oranın da yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Motivasyonu etkileyen bir takım kaynaklar vardır. Bunlar iç kaynaklar ve dış kaynaklar olmak üzere ikiye yarılır. İç kaynaklar nelerdir? Amaç, öğrenme isteği, merak, ilgi ve sevgi vs. Dış kaynaklar nelerdir? Ödül-ceza, aile, okul, otel vs. 
Motivasyonun diri olabilmesi için bir amacınızın olması önemli. Amaçsız kaldığınızda motivasyon bundan olumsuz etkilenir. Öğrenme isteği yine önemli bir dinamiktir. Peki etkili bir motivasyon için ihtiyacımız olan şeyler nelerdir? Bunun için öncelikle harekete geçmek gerekir. Yerimizde saymak ve durağan olmak bizi ilerletmeyecektir. Bir şeyleri başarabilmek için denemek ve çaba göstermek gerekir. Diğer şey ise, devamlılık. Bir şeyi devamlı halde yaparsanız o duruma ısınırsınız ve pekiştirmeye başlarsınız. Bu da motivasyonunuzu diri tutmanızı sağlayacaktır. Diğer parametre ise yoğunluk. Bir şeylerin mücadelesi yoğun çaba ve azim sizi başarıya yakın kılacaktır.
Motivasyonu azaltan etkenler nelerdir peki? Öncelikle kararsızlık önemli bir olgudur. Her ne yaparsanız yapın karar verin. Kararsızlık durumu sizi zaman anlamında kayba uğratacaktır. Bakış açısı da önemli bir başka ifade. Motivasyon için olumsuz bakış açısıyla olaylara yaklaşırsak bu durum bizde olumsuzluk yaratır. Ve kendimizi olumsuzluğa doğru sürükleriz. Tersini düşünelim. Bakış açımızın olumlu olduğunu farz edelim. Bu durumda çok daha güzel durumların olması muhtemel olur. Ümitsizliğe düşmek, umudumuzu kaybettikçe motivasyonumuz olumsuz etkilenecektir. Motivasyonun diri olmasında umutlar önemli bir yere sahiptir. Hedefin olmaması, daha önce sık duymuşsunuzdur örneklerini. Rotasız gemiye rüzgar yardım etmez gibi ifadeleri. Bir hedefiniz olduğunda bunu nasıl yapabileceğiniz noktasında istekli olmak, içinizden güç almak güzel sonuçlar ve süreçler yaratacaktır. Öğrenilmiş çaresizlik, bu olduğu örnekle açıklamak isterim. Bir akvaryum düşünün ve içinde bir balık ile bir köpekbalığı olduğunu farz edelim. İkisi arasında ise şeffaf bir cisim olduğunu düşünelim. Köpekbalığı her balığı yemek için hamle yaptığında cisme çarpacak ve canı acıyacaktır. Belli bir noktadan sonra köpekbalığı balık yemek için hamle yapmayacaktır. Arada ki şeffaf cisim kaldırılsa bile. Çünkü köpekbalığı balığı yiyemeyeceğine kendisini inandırmıştır. Ve denemez bile balığı yemeyi. Günlük hayatta da öğrenilmiş bir çaresizlik yaşıyorsak eğer, bir takım durumlardan vazgeçtiğimiz olabilir. Ve bu hayatımız için zorluklar karşımıza çıkarabilir. Kıyaslama, özellikle çocuklu aileler bu tutumu çok sık kullanırlar. Falancanın çocuğu şunu yapmış, sende yap! X amcanın kızı şurayı kazanmış sen de kazan. Bu durum kıyaslanan kişi ile kıyas edilen bireyler arasında hasmane tutum sergilenmesine sebebiyet verebilir. Unutulmamalıdır ki, her insan kendi hızında ilerler. Plansızlık, plansız ve düzensiz çalışmalar bireyin zaman konusunda zorluk yaşamasına sebebiyet verebilir. Ve motivasyonunu dağıtmaya açık bir durumdur. 
Peki, motivasyonu arttıran etkenler nelerdir? Hedefin olması, hedefiniz olduğunda siz hedefiniz için çabaladıkça güçlenirsiniz. Ve daha da hedefler belirlemek gibi ihtiyaçlar duyabilirsiniz. Planlı çalışmak, planlı çalıştıkça düzenli olduğunuzu bilecek ve motivasyonunuzu kuvvetli hale getireceksiniz. Ve önemli bir başka olgu ise, kendine güvenmek. Birey kendine güvendikçe, başarılı kaçınılmazdır. Ödül ve ceza da önemli bir yere sahiptir. Yapacağınız şey için kendinize ödül vermek ya da ödül almak sizi kamçılayabilir. Ceza kavramı da yanlış yapılan şeyin farkına varabilmek adına işlevsel olabilir. Bahanelerden kurtulmak, birtakım şeylere bahane ürettikçe ilerleyebilmemiz güçleşir. Elleri olmayan bir birey düşünün. Ve resim çizmek isteği olduğunu düşünelim. Ellerinin olmamasını bahane etmeyip, ayakları ile çok güzel resimler çizmeyi başarabilir. 
Denemekten vazgeçmemek önem arz eder. Henry Ford şirketini kurmadan önce 5 kere iflas etmiştir. Edison ampulü bulana kadar 2000 defa deney yapmıştır. Denemekten vazgeçmemek çok işlevseldir. Abraham Lincoln’un hayatı ibret vericidir. Yoksul bir ailede dünyaya gelmiştir. Anne ve babası okuma yazma bilmiyordu. 10 yaşında annesini kaybetti. Tarlada işçilik yaptı. Bakkalda çıraklık yaptı. 21 yaşında işini kaybetti. Bocalama dönemi başladı. 24 yaşında tekrar işinden oldu. 25 yaşında dört çocuğundan üçü vefat etti. 27 yaşında ruhsal bunalıma girdi. 34 yaşında kongre seçimlerini kaybetti. 36 yaşında kongre seçimlerini yine kaybetti. 38 yaşında eyalet seçimlerini kaybetti. 45 yaşında senato seçimlerini kaybetti. 47 yaşında başkanlık seçimlerini kaybetti. 49 yaşında senato seçimlerini yine kaybetti. Ve 52 yaşında ABD’ye başkan seçildi. Burada dikkatimizi çeken şeyin her denemede eşiği bir tık yukarıya çektiğini görebiliyoruz. Denemekten vazgeçmeyip, sürekli ve yoğun bir şekilde çalışmalar neticesinde aslında kaybetmekten doğan bir kazanma süreci var. 
Zorluklar karşısında ne yapıyoruz? İsyan etmek, inkar etmek, söylenmek, başkasını suçlamak, mücadele etmek. İlk dördü işlevsizdir. Son kısım olan mücadele etmek işlevseldir. Mücadele ettikçe insani olarak güçlenir ve özgüven sahibi olmaya başlarsınız. Bu durum sizi güçlü bir birey haline getirir. 
Sözlerimi Malcom Forbes’in aforizmasıyla tamamlamak istiyorum. “Ders alınmış başarısızlık, başarı demektir.” 
Sevgiler.

YORUM EKLE

banner107