banner84

Öğretmenler Günü ve eğitime adanan iki ömür, iki insan ve bir aile

Bugün size anlatacağım  hayatları özetleyen ,öğretmen gibi öğretmeni özetleyen, hepimizin altına imzamızı atacağımız şu sözlerle başlamak istiyorum.

“Kamil bir öğretmenin koridordaki yürüyüşü bile bir derstir.çocuklar ilk nazarda öğretmenlerinin kalbiyle ilgilenir,beyniyle değil.o yüzden deneyimli öğretmenler bütün çocukların gözüne gözleri ve gülümsemeleri değmeden derse başlamazlar.”
Ziya Selçuk. (Milli Eğitim Eski Bakanı)

Hepimiz öğretmenlerimizde pek çok fedakarlıklar gördük. Öğretmenlik ,meslek hayatında emanet edilen memleket kuzularını kendi öz evlatlarından bile  yerine göre önceleyip ,mesaisi bütün hayatını kaplayan   ve bu özel hayatında da civanmertlikler sergileyen  kutsal bir ruh halidir. Ben öğretmenim diyecek olan  her güzel ruh sahibi mümtaz şahsiyetler de bu mesleğin gereğini ilelebet  yapmaya devam edecektir.
Çünkü öğretmenlik adanmışlıktır. Fedakarlıktır. Sevgidir. Aşktır. Ömür boyu öğrencisinin üzerine titremektir. Sadece okulda değil her an ve her yerde karşısındakinin hayatına dokunuşlar yapmaktır.
İşe gidiyorum diye evden çıkılmayan ama okula, evlatlarıma gidiyorum diye çıkılan kutsal bir duruş halidir. Bir kere tattın mı ,tadı damağında kalan ve her hal ve şartta asla unutulmayan, usanılmayan bitevi kutsal sevgidir.

Öğretmenlik bir bakıma peygamber mesleğidir.Hatta kutsal kitap ifadesiyle; Ve Adem’e bütün isimleri öğrettik (Bakara 31) diyen Yaratıcı’nın eğitici ve terbiye edici sıfatı olan “Rab”  sıfatının yer yüzündeki icracılarıdır adeta. O nedenle kutsiyetine hudut konulamaz.

Aslında öğretmenler öğrencilere not vermezler. Belki en fazla bir kaç sene not verirler. Ama gerçek notu öğrenciler öğretmenlerine verirler. Hem de ömür boyu süren bir kanaat notu. Aradan yıllar geçse de hala sen onların kalbindeysen senden daha bahtiyarı kim olabilir. Senin sevdiğini seviyorlarsa, yaptığını yapıyorlarsa, takdirden ziyade taklit ediyorlarsa, senin yanında gözleri ışıl ışılsa sen öğretmensin. Sen başarıyı yakalamış bir öğretmensin. Sen iyi insan, iyi vatandaş ve iyi bir meslek sahibi birey yetiştirmiş bir öğretmensin demektir.
Dünyada 5 ekim öğretmenler günü olarak kutlansa da bizdeki anlamı  biraz daha manalı ve kutsal diyebiliriz. Zira kurtuluş savaşı sırasında bile eğitim hizmetlerinin aksatılmadan yapılmasını sağlamak için kanunlar çıkarıp,maarif vekilini evvela atayan ,cumhuriyetimizin kurucusu ,milletimizin başöğretmeni Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kara tahtanın başına geçip başöğretmenlik yaptığı tarihtir.

Atatürk’ün bizzat girdiği sınıfın  öğretmeni ısrarla kürsüsünü terk etmek  istemesine rağmen “Öğretmen masası sizindir hocam. İzin verirseniz biz de sizden faydalanalım, Cumhurbaşkanı sınıfa girdiği zaman bile öğretmenden sonra gelir.” söz ve davranışı ile kutsal meslek sahibi olan öğretmenlere  verdiği değeri göstermiş ve zımnen de  böyle davranılması noktasında talim buyurmuş oldu.
Büyük İskender’e: “Öğretmenine mi yoksa babana mı daha çok hürmet edersin ? diye sorduklarında, hiç düşünmeden ;”öğretmenime” diye cevap verince sebebi sorulmuş. O:” Babam beni gayb ve ulviyet aleminden bu sufli dünyaya indirdi. Öğretmenim ise talim ve terbiyeme ,eğitimime önem vererek beni yüceliğe ulaştırdı “cevabını vermiş.Bu yanıt öğretmenlik mesleğinin yücelik ve kutsallığını ,mesleğin konumunu göstermesi açısından önem arz eder..
Öğretmenlik üzerine bırakın bu makaleyi ,bütün gazetenin sayfalarını doldursak yine de bir şeyler ifade etmiş sayılmayız.Hele hele teker teker hayatları konu edinsek yine de çok ama çok sığ kalırız.Benim de hayatımı etkileyen öğretmenlerim ve öğretmen arkadaşlarım olmuştur .Mesela ilk okul öğretmenim Kemal Soy ,ortaokul ve lise öğretmenlerim Necmiye Güneylioğlu Günata,Sedat Çolak,Üniversiteden Prof. Şahin Uçar vb.Kendini bu mesleğe adayan arkadaşlarım da oldu elbette asla unutamayacağım.Mehmet Engin,Eyüp Çoban,Uğur Fidan,Ayşe Mecek,Kadir Kıvrak,Handan Tipici,Zerhan Dim Özen,Ali Koca,Müzeyyen Kurul ,Hamza Özeren,Salih Ateş İbrahim Halil Şimay,Abdullah Boz ,Celal Alişan ve ismini şu an aklıma getiremediğim onlarca yüz akı var irfan ordumuzun. Her birisinin güzelliklerini en değerli taşlarla yazsam da haklarını teslim etmiş saymam kendimi.
Ama lütfen size çok müstesna ,çok özel ve güzel, öğretmenlik şeref ve haysiyetinin,izzet ve vakarının,gerçek mana ve muhteviyatını üzerinde taşıyan eğitimci bir aileyi dilim döndükçe ,kırık dökük ifadelerimle de olsa,cılız ve kifayetsiz betimlemelerimle de olsa mevzu bahis etmeme izin veriniz. Alanyamızın ve dahi Türk milli eğitiminin yüz akı DOĞAN AİLESİ.
Milli eğitim eski bakanımızın yukarıya taşıdığım ifadeleriyle ve öğretmen andı ve öğretmen marşında bihakkın kendisini gördüğüm çok ama çok değerli eğitimci ailemiz.
Öğretmen Andı;
"Türkiye Cumhuriyeti anayasasına, Atatürk inkılâp ve ilkelerine, anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma;
Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma;
Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma;
İnsan haklarına ve anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, lâik bir hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."
Özgür Doğan ve Seval Doğan öğretmenlerimiz  T.c Anayasasına,Atatürk İlke ve inkılaplarına gönülden bağlı ve savunucu, Anayasada ifadesini bulduğu şekliyle samimi ve sadık  Türk Milliyetçisi ve Türklüğü ile gurur duyan,karşısına konan her kim olursa olsun,hangi dünya ve ahiret görüşüne sahip olurlarsa olsun ,hem ebeveynlerinin hem ,anayasamızın,hem de Atatürk’ün emaneti olarak gören ve eşit ve gönülden bir sevgiyle yaklaşım duruşunda olan,her nev’i (milli,ahlaki,manevi,insani) kültürel değerlerimizi benimsemiş,koruma ve yüceltme azim ve kararlılığında sabit kadem ,insan haklarının yılmaz,sarsılmaz savunucusu ve uygulayıcısı olan,insan ve sevgi merkezli bir yaşamı benimsemiş,demokratik,laik bir hukuk devletine kalpten iman etmiş,devlet ,millet ve tarihine ve insanlığa karşı sorumluluklarını hem özel hem de mesleki yaşamlarında herkesin şek ve şüpheye yer vermeden gözlemlediği bir duruşa sahipler. 
Yine öğretmen andında yer bulan her bir ifade ve mananın ,emekli oluncaya hatta emr-i hak vaki oluncaya kadar dinamik bir şekilde icracısı olacaklarına iman ettim.Var olsunlar.
ÖĞRETMEN MARŞI
Alnımızda bilgilerden bir çelenk,
Nura doğru can atan Türk genciyiz.
Yeryüzünde yoktur, olmaz Türk'e denk;
Korku bilmez soyumuz.
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.
Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;
Durma durma koş.
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.


Ne yandan bakarsak bakalım dört başı mamur insanlar.Hem akademik hem de pedagojik başarılarının sırrı ahlak,vicdan,sevgi,saygı,donanım,diğergamlık,fedakarlık,değer verme,yaşatmak için yaşama erdemine sahip olma vb güzelliklerle mücehhez olmalarında yatıyor.Hangi okulda görev ifa etmiş olurlarsa olsunlar ,oralara mutlaka maddi izler bırakmışlar ve en önemlisi çalışma arkadaşlarına,velilerine yöre halkına ve öğrencilerinin kalplerinin en derinliklerine dokunmuş ve kalıcı yer bulmuş olmaları kıymetlerine kıymet katmakta.
Öyle ya öğretmenlik başkalarının hayatlarına etki etme sanatı olduğuna göre ,yaşatmak için yaşama düsturu olmadan nasıl olacak bu iş? Öğrencisinin derdiyle dertlenmemişse,geceleri yatakta o meselenin ızdırabından uykusu kaçmamışsa,maddi ve manevi sorunlarına bir hal çare bulmak için kafa yormamış ve çalmadık kapı bırakmamışsa,bu kutsal vazifenin yüceliğine ulaşabilmiş sayılır mı öğretmen?
Onlar ulaştılar.Onlar kalıcı oldular.Onlar bu işte hep öndeler ve hep öncüler.Hem de bitevi bir samimiyet ve fedakarlıkla.Emanet edilen yavrularının hayatlarına ışık olabilmek için yandılar.Yandıkça şarj oldular.oldukça koştular,koşuşturdular.Onlar bu kutsal yolda ,kendi öz cevherlerinin ve meziyetlerinin  de katkısıyla insanlık basamağından ,Hz İnsan basamağına terakki ettiler.
Onlar söylem dillerinin hemen yanı başında hal dillerini,hal dillerinin hemen yanı başında da gönül dillerini konuşturdular.Konuşturdular ve kendileri de kalpleri,gönülleri fethettiler.Gönül hazinelerinden dökülen güzellikleri kendi biyolojik evlatları olmayan ama hiç de fark koymayan ,emanet edilen milletinin geleceğe dair en büyük umut tomurcuklarının gönüllerine doldurdular.Dolduruyorlar.Sözleri ve davranışları ve yaşamları arasında en ufak bir ikilem ve fark görülse ,samimiyetsizlik addedilmez miydi ?
Bazen ders dahilinde ve haricinde karşılaştıkları en zor ,çözümsüz gibi görünen sorunları ,engin sıcaklık ve sabır  ve insan sevgisi ve meslek aşkıyla önce beyinlerine ,oradan gönüllerine oradan da dillerine aktarmak suretiyle ,adeta fabrikanın çalışan her bir dişlisi gibi harekete geçirip sonuca ,tereyağından kıl çekme ya da kahve içme rahatlığında varıverdiler.Dışarıdan bakınca bunların yaptığı kutuplarda muz yetiştirmek gibi bir şeydi.Lakin cevherden,sadırdan gelen o sıcaklıklar kutuplarda bile kuracakları manevi seralarda muz yetiştirme ,hatta bütün kutupları yemyeşil ormanlara döndürme gücünde idi.Sevgi onlar için en güzel yamaç gülüydü.Kır çiçekleri yetiştirmek için ,güneş olmak gerekmez miydi? Oldular.Hem de en müşfik olanından.Sarıp sarmaladılar memleketimin evlatlarını,geleceklerine döndürdüler bütün gayretlerini,ahlaklı,vicdankı ,adaletli,iyi insan ,iyi vatandaş ve iyi bir meslek sahibi birey olmalarını istediler.Tıpkı Köy Enstitüleri ruhuyla.Ne güzel ruhtu o öyle.Eğitim,öğretim ruhu yönüyle fedakarlıkların zirveleştiği ne güzel günlerdi.
İdeal bir öğretmen şu çağda nasıl olması gerekiyor sizce? Derim ki maddi ve manevi zenginliklerimizden aldığımız güç ve ivmeyle dünyayı avucunun içinde tutan ve öğrencilerine bütün güzellikleriyle sunandır.Onlar öyleler.
Bir öğrencisi bana ailem bile inanmazken O inandı,ailem dersler nasıl derken,aldığım notlar ve yaptığım netlerin pesinde ilen, O hep benim nasıl olduğumun peşinde idi,kendi ışığımı yine kendimin yakacağımı O bana hatırlattı diyordu. Bir diğeri O’ndan öğrendim güzel insan olmayı,idol insan olmayı diyordu ve ekliyordu ben O’nun gibi olmak istedim hep.Belki henüz olamadım ama yolundayım .Bir diğeri okulun en yaramaz öğrencisiydim ama Allah beni öyle bir güzelliğe emanet etti ki ,hayatım boyunca duamda ve iyikim olarak kalacak. Bir diğeri şu an evime ekmek götürebiliyorsam O’nun sayesinde diyordu dualarla karışık.Bir diğeri bana değer verdi ve kendimi değerli hissetmemi sağladı diyordu.Hayatta yalpaladığım ve ne yapacağımı şaşırdığım anlarda , O bana “Sen ışığınla etrafını aydınlatma gücüne sahipsin ,lütfen buna inan “diyordu. Ve ben bu sözü her hatırladığımda o şefkat dolu,o huzur ve sevgi dolu insan saçımı okşuyor ve bana sarılıyor gibi gelir hala. ”Yağmurlu ve soğuk bir kış gününde sabahın en erken saatinde,okulda olmamın bıkkınlığı ile sıramda otururken ,pozitif enerjisi ve güler yüzü ile içeri giren büyük bir aşk ve şevk ile ders anlatan hocam.İşte tam da o anda O’nun oluşturduğu o cennet asa baharın bir parçası olurdum” anısı hala beyinlerde ter-ü taze. En yaramaz öğrenci bile bana lütfen O’na selam söyleyin ,O benim iyikim diyebiliyor.Ben  dinlediğim her bir öğrenci dokunuşlarını buraya yazmaktan acizim.Şu satırları yazarken bile Onlar kim bilir kaç beyine bilimin ışığını,kaç gönüle de insanlık meziyetlerinin meşalesini yakmaya devam ediyorlar.

Hani şöyle bir söz vardır.
“Senin yanında hasretim sana.” Bu söz aşıkın maşukuna ettiği bir kelam olsa da adeta bu iki güzel insanın mesleklerine olan aşk ve bağlılıklarını izhar ediyor.Aynen öyle de mesleklerini icra ederken bile doyumsuzluğu yaşama ,daha iyisi olmalıydı,keşke şunu da yapsaydım ,acaba eksik mi kaldım o evladımın yarasına melhem olmada deme şururu ve duruşunda olma ve bu ruh hali onları alıyor gönüllerin baş köşesine oturtuveriyor.
Onlar için her şey sevgi merkezlidir.İnsan,hayvan,bitki … Sevgisiz her şey kurumaya ve yok olmaya mahkumdur anlayışındalar.Suçsuz insana sahiplenme,suçu ispatlanana kadar herkesin masum olduğu inancı hakim hayatlarına.Suçu ispat olsa bile her insan hata yapar,beşerdir şaşar  ve bir daha yapmaz inşallah deme büyüklüğünde ve yüce gönüllülüğündeler Onlar.
Bütün bu kifayetsiz sözlerimden daha yücesi de ben eminim ki o güzel aileleri.Sıcacık,herkese örnek olan,seviyesi çok yüksek bir yücelikte bir aile Doğan ailesi. Ne iyi etmişler de bu yuvayı kurmuşlar. 25 milyon Türk ailesi içinde adeta kutup yıldızı gibi parlamaktalar. Bin kere maşallah. Ne iyi bir anne ve ne iyi bir baba.Ne güzel bir dost,bir arkadaş her ikisi de. En zor zamanlarında hemen yanı başında arkadaşlarının.En samimisinden ve en müşfiğinden.Hastalıkta sağlıkta,iyi günde kötü günde hep yanlarında.Topluma kazandırdıkları öürencilerini de bırakmıyorlar,onların çocuklarını da.O adam olmuş çocuklar da Onları asla bırakmıyorlar ve bırakmayacaklar da.
İki tane erkek evladı var bu iki güzel insanın. İkisi de birbirinden pırlanta.Bir tanesinin öğretmeni olma güzelliğine erdim şükür.Hele hele her ikisiyle de ayrı ayrı okullarda görev yapmam benim için adeta dünya cennetinin yamaçlarında gezinti yaparcasına bir şeydi.Sadırdan satıra dökülecek şeyler değil. Semih evladı insan doktoru, Erdem evladı da  hayvan doktoru bu güzel insanların.Ve ben eminim ki; bir  evlatları daha olsa  rahatlıkla O da bitki doktoru olurdu diyebilirim.   
 Zira canlı ne varsa,insan,hayvan,bitki her bir şeye hayat verme,yaşamaları için yaşatma sevdalısı bir hayat anlayışından olsa olsa bu sonuç çıkardı deme cür’etimi çok görmesinler lütfen.Kaldı ki ayrı ayrı her bir güzellik ,her bir aile ferdinde kendisine en  ulvisinden yer bulmuş.
Efendim size bugün çok ama çok büyük bir kıymetimizi anlatmaya çalıştım.Hatta hadsizliğini gösterdim.Lakin sürç-ü lisan eylediysem affola.
Pek çok kıymet verdiğim öğretmen arkadaşım var .Hepsi baştacı .Bazılarının ismini zikrettim ama bir eğitimci aile olarak DOĞAN AİLESİNE hususi yer ayırmak istedim.

Bu vesile ile faal öğretmenlerimizin  ,emekli olan ve her bakımdan saygınlığı hak etmiş olan kıymetli öğretmenlerimizin  ve mesleğe yeni başlayan genç öğretmenlerimizin de hem mesleğe kabullerini hem de günlerini kutluyorum.Her birisine sağlık ve huzur diliyorum.
İyi ki öğretmenlerimiz varlar.Var olsunlar.Sağ olsunlar.Hep olsunlar.
Bir başka konuda görüşmek üzere esen kalın.
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sedat Çolak
Sedat Çolak - 1 hafta Önce

Raşit, kalemine bereket. Yazını okuduktan sonra ümüğüm düğümlendi. Kainatın en zalim varlığını tarif et deselerdi... Kanaatimce, Yüreği sevgi ve şefkat dolu bir annenin kucağından, ciğerparelerini söküp almaktır, derdim galiba. Mesleğine bu kadar sevdalanmış bir öğretmene yapılabilecek en büyük kötülük, O'nu öğrencilerinden koparmak. Öğrencilerini sevgi, şefkat ve bilgi ışığından mahrum etmek. O öğretmen ki, her türlü engellemelere rağmen, yılmadan usanmadan ataş böceği gibi, karanlığı delip ışık saçmaya devam etmekte, heyecan, coşku ve umutla taşıdığı meşaleyi söndürmeden daha yukarı taşımakta. Kolay değil. Anlayan anladı. Kinlerini din edinenler bunu anlamaz. Sağlıcakla kal.

Serkan Sabah
Serkan Sabah - 1 hafta Önce

Raşit hocam, çok güzel, elinize ve dilinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş, Seval hocamı ve ailesini tanıyıpta senin düşüncelerine katılmamak elde değil, örnek insanlar, örnek aile, kendilerine buradan saygılarımı iletiyor, her zaman onların yeri farklı sanki bu zamandan değil de iyilik ve güzellikler çağından kalmış nadide bir aile...

Ali Koca
Ali Koca - 2 gün Önce

Yeni okudum yazınızı. Bu güzel yazınız için teşekkür ediyorum. Değer verdiğiniz öğretmen arkadaşlarınıza, öğretmenlerinize ve bu mesleği yürekten yapan tüm eğitim çalışanlarını ben de saygıyla selamlıyorum. İyi ve güzel şeyler üretmenin mutluluğu ile yaşayanlar geleceğin ışığı olacaklardır. Hiç bir kitap da yazmayanı elleriyle, yüreğiyle, gözleriyle aktaran yegane varlık sizin de kıymet verdiğiniz; Doğan ailesinden örnek verdiğiniz gibi öğretmendir. Bugün burada çağdaş, laik, demokratik ve bilimsel bir ivmenin yörüngesindeysek hala, yoksul ülkemin inançla çalışan, mücadele eden, aydınlığı, ışığı gösteren öğretmenlerimizin sayesinde. Onları ben de saygıyla anıyorum.

Bugün ülkemizin tüm göstergeleri dibe doğru gitmeye başlayınca bu çıkışı yeniden sağlayabilmek için öğretmenleri kariyer ve ekonomik bakımdan ayırmakla çare arıyorlar. Bir vücut nasıl parçalara ayrılınca yaşamıyorsa ülkenin eğitimcilerini de ayrıştırmak aynı sonucu yaratacaktır. Şu 24 Kasım’da Atatürk’ün aydınlık bir yolu gösterdiği günde eğitimcileri allayıp pullayarak övmekten vazgeçip yakın tarihimizin öğretmenlerinin dünyaya yazar, bilim insanı, sanatçı yetiştirdiklerini -bütün yoksulluğumuza rağmen- kanun yapıcılarına anlatmalı ve öğretmenin dahil olmadığı “Öğretmenlik Meslek Kanunu” durdurulmalı. Öğretmenleri kariyer basamaklarına ayırarak, ekonomi bakımından ayrıştırıcı hedefler göstererek ancak mesleki barışı ayaklar altına almış olurlar. Çağdaş aklın yolu para ile ıslah edilemez.
Tüm öğretmenlerimizin günü kutlu, yolu aydınlık olsun.

banner107