Marmara Denizi’nde Adalar ve Çınarcık açıklarında son günlerde artan sismik hareketlilik dikkat çekti. 18 Ağustos’tan itibaren bölgede 170’ten fazla mikrodeprem kaydedilirken, en büyük sarsıntının 3,2 büyüklüğünde olduğu bildirildi.
Deprem Bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, mikrodepremlerin yalnızca küçük olmaları nedeniyle önemsiz görülmemesi gerektiğini belirterek, bölgede yaşanan hareketliliğin yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Mikrodeprem sayısı 170’i geçti
Marmara Denizi’nde özellikle Adalar çevresinde yoğunlaşan sismik hareketlilik, bölgedeki deprem riskini yeniden gündeme taşıdı. Son üç günde 170’in üzerinde mikrodeprem meydana gelirken, sarsıntıların önemli bölümünün 7 ila 17 kilometre derinlikte gerçekleştiği belirtildi.
Bursa’nın da yakından takip ettiği Marmara’daki hareketlilik, uzmanların değerlendirmeleriyle birlikte yeniden gündeme geldi.
Bektaş’tan 1999 depremi örneği
Prof. Dr. Osman Bektaş, mevcut mikrodeprem aktivitesinin değerlendirilmesinde geçmişte yaşanan büyük depremlerdeki sismik hareketlerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Bektaş, 1999 İzmit depreminden yaklaşık 44 dakika önce 26 öncü mikrodepremin batıdan doğuya, ana şokun hiposantrına doğru ilerleyen bir tetiklenme dizisi oluşturduğunun gösterildiğini belirtti.
“Mikrodeprem dalgaları sırf küçük oldukları için masum görülmemeli.”
“Derinlik ve göç yönü izlenmeli”
Marmara’daki hareketliliğin sönümlenmesinin ardından yeniden başlaması halinde bazı unsurların özellikle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Bektaş, deprem aktivitesinin derinliği, yoğunluğu ve göç yönünün önem taşıdığını kaydetti.
Uzman değerlendirmesine göre bölgede meydana gelen mikrodepremlerin seyri, Marmara’daki sismik hareketliliğin anlaşılması açısından önem taşıyor.





