banner84

Baba; 'Kalite güven verir'. Bahçeşehir kurucuları Burcu-Cihan baba ile yapılan özel röportaj...

Eğitim sektörünün Alanya'daki en önemli aktörlerinden Bahçeşehir Koleji'nin kurucuları Burcu ve Cihan Baba, okulun ilk açıldığı günden bu yana hep kalitenin peşinde olduklarını vurguladılar.

Baba; 'Kalite güven verir'. Bahçeşehir kurucuları Burcu-Cihan baba ile yapılan özel röportaj...

Kapatılma kararından sonra sonra özel okula dönüşmeye başlayan dersanelerin yeni aktör olarak girdiği eğitim sektörü ile ilgili söyleştiğimiz Bahçeşehir Alanya Koleji kurucuları Burcu ve Cihan Baba, gerek sektör, gerekse Bahçeşehir Alanya Koleji hakkında önemli tesbitlerde bulundular. İşte o röportaj:

-Bahçeşehir Koleji Alanya olarak eğitim sektöründe 8 yılı tamamladınız, kurum olarak geldiğiniz noktayı nasıl buluyorsunuz?

-Burcu-Cihan Baba: Aslında yılın bu zamanlardaki temposunun içinde durup düşünebildiğimiz bir durum değil, daha çok nereye geldik sorusuna temmuz ağustos gibi cevap ararız. Hayal ettiğimiz noktalara yakınız diyebiliriz, hayalimize yaklaşma ama ulaşmak için hep daha çok çalışmamız gerektiğini bilmek, en çok da çalıştıkça ulaşılabilineceğini bilmek çok güzel. Haftanın 6 günü yaşayan bir okulumuz var, okulumuzun her köşesinde gün boyu farklı farklı pek çok akademik sosyal çalışma var, bu çalışmaların sonuçlarında ilçede, ilde, bölgede, ülkede kazanılan sayısız başarı var, en önemlisi her seferinde daha iyi bir çalışma yapmak için heyecanlanan bir ekibimiz var. Çalışma arkadaşlarımız hakikaten çok özverili ve çok büyük bir heyecanla çalışıyorlar. Her zorluğa bizimle beraber göğüs geriyorlar ve iş etiğinden asla vazgeçmiyorlar. Az önce söylediğim gibi pek çok başarıya imza atıyoruz ve tüm başarılarımızı, başarısızlıklarımızı da tüm açıklığıyla hiçbir yalan bilgi vermeden velilerimizle ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bunu şu nedenle belirtmek istedik, iç ve dış velilere söylemleriyle ve yaptıkları gazete ve billboard reklamlarıyla maalesef doğru bilgi vermeyen kurumlar var. Biz de bu nedenle 8. Yılımızı “HODRİ MMEYDAN YILI” olarak belirledik ve tüm çalışmalarımızı ve başarılarımızı tüm şeffaflığıyla sadece kendi velimize değil tüm velilere göstermek üzere okulumuzun kapılarını ve belgelerini açıyoruz.

-Sektöre yeni aktörler giriyor, bu sene dershaneler de kapanıyor, bu durum sektörü nereye götürür?

Cihan Baba: Herkes üzerine düşeni yani eğitim-öğretim işini layığıyla yaparsa sektörümüz büyür ve dünyadaki iyi örnekler gibi sayıca da olması gerektiği yere gider. Yani sektöre yeni aktörelerin katılması bizim için memnuniyet verici bir gelişme. Ama kurumlar birbirleriyle rekabet yöntemini en önde olan kurumu taklit ederek, sadece oranın velisini kazanmaya çalışarak, fiyat kırarken aynı özveriyi ve kaliteyi sunmadığında hatta birbirlerinden etik olmayan yöntemlerle çalışan transfer ederek kadro oluştururlarsa öğrenci odaklı olamazlar. Öğrenci odaklı olmayan kurumlardan hizmeti satın alan veli memnun olmaz ve böylelikle özel öğretime inancı kalmaz ve sektör büyüyemez. Aksine başarısız olan kurumlar, kurumlarını kapatmak veya satmak zorunda kalabilirler.

-Etiğe önem verdiğinizi söylediniz, siz bu konuda ne yapıyorsunuz?

Burcu Baba:  Ben işimizi çok kutsal bir iş olarak görüyorum.  Bu kutsallığa eşdeğer gördüğüm tek sektör ise sadece sağlık sektörüdür. Hayatlara direkt dokunan eğitim sektöründe sadece söylemler değil eylemler de bu kutsal duyguya yakışır olmalı. Biz çalışmalarımızı yaparken sektörümüzün diğer aktörlerine saygıyla yaklaşıyoruz. Çünkü böyle olması hayati değerde önem taşıyor. Saygının yerleşmediği bir kurumda öğrencilere verilecek etik değerlerden söz edilemez. İlçemizdeki devlet ve/veya özel okulların yaptığı tüm davet, yarışma, etkinliklere büyük bit memnuniyetle katılıyoruz.Diğer aktörlerin de bunu yapmasını bekliyoruz. Kesinlikle bunun altını çizmek istiyorum. Kesinlikle ilçemizdeki özel okullarda görev yapan bir çalışanı öğretmen personel fark etmez kadromuza dahil etmiyoruz. Görüşme talebini dahi reddediyoruz. Ama maalesef diğer kurumlardan özellikle bu konuda aynı hassasiyeti göremiyoruz. Öğrencilerimizin yeteneklerini izlemenin verdiği heyecanı yaşarken, aynı ortamlarda kurumumuzun etkinliğine katılarak, ailemizin üyelerine yine okulumuzun bahçesinde iş teklifinde bulunan kurum müdürleri ile karşılaştık. Bizler için etik olmayan bu davranışların bize dönüşleri de çok ilginçti. Çünkü aynı müdür iki yıl sonra bizim kurumumuza iş başvurusunda bulundu.  Bu tarz yaklaşımlar eğitimciye hiç yakışmıyor. Bence bu gibi olaylar insan karakteri, etik değer ve özsaygı için kaygı verici. Herhangi bir aktörden söz etmek istiyorum: Bu aktör bizim tüm öğretmenlerimizi görüşmeye çağırıyor ve iş teklif ediyor. Hevesliler anlıyorum. Kurumumuzun bir iş ahlakı var. Diğer kurumlarında iş ahlakı olmalı. Öğretmenimizden öncelikli olarak beklediğimiz şey öğrencilerimizi sürekli yeni ve güzel kazımlar ile doldurmasıdır. Bunun aksini gördüğümüz öğretmenlerle de yolumuzu ayırmak zorunda kalıyoruz. Ayrıca biz kayıt görüşmelerimizde sadece ve sadece kendi okulumuzu anlatırız. Çünkü o konuşmanın tamamını kendi üzerimizden yönlendireceğimiz çok fazla artımız var. Bir başka kurum adını zikretmek şöyle dursun, veli karşılaştırdığında bile bütün kurumlara saygı duyduğumuzu ve ortak amaca yöneldiğimizi belirtip başarılarımızı anlatıyoruz. Kendine güvenmeyenler ise başka kurumların uydurma! eksilerini konuşarak kendi hanelerine artı yazmayı hedeflemişler. Ne yazık. Unutmayınız sadece kendine güvenmeyen kurumlar diğer kurumların adı ile iş yaparlar. 

-Bahçeşehir Koleji Alanya çok farklı alanlarda farklı yeteneklere yönelen çok sayıda etkinliklerde bulunuyor. Bu etkinliklerde neyi hedefliyorsunuz?

Burcu Baba: Okulumuzu ilk açtığımız yıldan bu yana hep savunduğum düşünce “İnsan, hayatını dengeli yaşabilirse mutlu olur”.. işinde çok başarılı olup, ailesine yeterli  özeni göstermeyen ya da hobilerine zaman ayırmayan bir kişi mutlu olamaz. Tabii belli özel dönemler dışında kişilerin hayatını bu anlamda organize edebilmesi için öğrencilikten itibaren bunun antrenmanını yapmalıdır. Bizim kurumumuzda sadece akademik başarı değil topyekün bir “hayat başarısı” hedeflendiği için öğrencilerimiz, özellikle liseye geldiğinde akademik çalışmalarının yanında mutlaka bir sosyal sorumluluk projesine, sanatsal veya sportif bir çalışmaya yer vermektedir. Anaokulundan liseye kadar öğrencilerimizin yeteneklerini geliştirmek için gerçekleştirdiğimiz özverili çalışmalarımızın sonucunu liseye geldiklerinde kendi hedeflerine giden adımları için bizden teklif beklemeden, talepkar olmaları ve pek çok başarıya imza atmaları ile alıyoruz.

-Veli eğitim sürecine ne kadar dahil olmalıdır? Bahçeşehir Koleji Alanya’da ne kadar dahil oluyor?

Burcu Baba: Bu konuda yerli, yabancı birçok bilimsel araştırma yapılmış, konu çok farklı boyutlarıyla ele alınıp incelenmiştir. Araştırmalara baktığınızda hepsinin de vardığı şu ortak sonucu görüyorsunuz; eğitim sürecine ailenin katılımı öğrencilerin akademik ve sosyal olarak başarılarını olumlu yönde etkiliyor. Bilimsel gerçek bu. Ancak bu noktada hemen şu soru da akla geliyor: Sürece katılımın sınırları ne olmalı? Okulumuzun bu anlamda felsefesi şudur: Sürece katılım yüksek nitelikli olmalı, yani katılımın odak noktası bu katılımdan etkilenecek tüm öğrencilerin akademik ve sosyal başarısını artırmaya yönelik olmalıdır. Ancak veli katılımı sadece kendi çocuğunun ihtiyacına göre eğitim-öğretim sürecini ya da okul yönetim sürecini  yönlendirmeye dönükse, bu katılım elbette kabul sınırları içinde olamaz.

-Eş olarak ortaklığınızda 9 yıllık bir süreci geride bıraktınız. Bu süreç hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Burcu Baba.: Biz ilişkimizin ilk gününden itibaren hep mücadele içindeydik.
Cihan Baba: Üniversite hayatımın ardından yükseklisans için İstanbul’a gittim. Bu süreçte çok önemli iki firmada dış ticaret konusunda önemli deneyimler elde ettim, Burcu da Ankara’da üniversite yaşantısı sürecinde hem dershanede öğretmenlik yapıyor hem de borsa eğitimi alıyordu. Yani öğrenciyiz gezelim tozalım demedik. Yaptığınız iş hayatınızı her yönüyle etkiler.  Bu sebeple biz doğru ve ikimizi de mutlu edecek bir iş yapmak istiyorduk. Eğitim sektöründe karar kıldık. Heyecanla emek verdiğimiz okulumuz bizim ilk çocuğumuz oldu. Eşimle ortak olmak ise işin en güzel kısmı. İş açısından baktığınızda insan, hiçbir ortağa eşine güvendiği kadar güvenemez, eş olarak baktığınızda da yoğunluğunuz ortak olduğu için ev yaşantınızı da hiçbir zaman olumsuz etkilemez.

-Peki ya çocuklarınız onlar sizin bu temponuza nasıl ayak uyduruyorlar?

Burcu Baba: Zaman yönetimini doğru yaptığınızda hayat keyifli oluyor. Hiçbir zaman çok yoğunum diye şikayet etmedim. Bu yoğunluğu yaratan kendimiziz. Yani gidiyoruz açık hava tiyatrosunda tüm öğrencilerimizi sahneye çıkaracağız diyoruz. Okulda daha küçük bir organizasyon da yapabiliriz. Ama biz kendimizle yarışmayı her geçen sene bir önceki yılımızı aşmayı seviyoruz. Bu enerji tüm hayatınıza ve çevrenize de sirayet ediyor. Sisteme oturttuğumuz bir ev düzenimiz var. Şükürler olsun ki çocuklarımızla biz olmadığımızda ilgilenen müthiş bir insan var. Ailelerimiz her daim bize destekler.  Cemre zaten sabahtan okulda, Can’da karnımda son güne kadar okuldaydı, 2 seneye kalmaz o da okullu olur. Biz iş hayatımızın dışında hep evde çocuklarımızlayız, dostlarımızla bile ev ortamında görüşmeyi tercih ederiz. Eve geldiğimizde onlar yatana kadar başka hiçbir şeyle ilgilenmeden onlarla vakit geçiririz. Tabii bazen çok yoğun günler olabiliyor, o zaman da uygun zamanlarda boş günler ve fırsatlar yaratıyoruz.
Herkesin tercih ettiği bir yaşam şekli ve çocuklarına vermek istediği değerler var. Biz bunu seçtik. Ben çocuklarıma çok çalış diye öğüt vermektense çalışarak örnek olmak istedim. Doğrusu bu demiyorum, bu bizim seçtiğimiz yol. Her aile kendi değerini oluşturur ve ona herkes saygı duymalıdır.

-Her yıl artış sağlayan bir öğrenci kapasiteniz bulunuyor, fakat her alanda geleneksel hale getirdiğiniz çalışmalar devam ederken, yenilerini ekleme konusunda da başarı grafiğiniz sürekli yükselişte. Bu yükselişi neye borçlusunuz?

-Bizim tek bir işimiz var; o da eğitim. Ne başka bir yatırımımız var, ne de fazladan dükkan, otel, fırın, vs. işletmiyoruz. Biz bir iş yapalım, ama tam yapalım, mükemmel yapalım felsefesiyle yola çıktık. Bu da tüm enerjimizi, aklımızı, beynimizi bu işe yoruyor olmamız demektir. Şuna da inanıyoruz, eğer yerinizde sayıyorsanız aslında geri gidiyorsunuz demektir. Bu anlamda gerek bizler, gerek yöneticilerimiz, öğretmenlerimiz, tüm çalışanlarımız tam bir sinerji ile hep daha iyinin, daha farklının, daha güzelin peşindeyiz.

-Alanya’da eğitim alanı söz konusu olduğunda Bahçeşehir Koleji Alanya ismi en çok duyulan, en çok telaffuz edilen kurum ismi. Örneğin Açık Hava Tiyatrosu'nda Belediye ve Anadolu Ateşi dışında organizasyon gerçekleştiren tek kurum yine sizin kurumunuz. Küçük grupları etkilemek daha rahat ve kolayken büyük gruplara hitap edip etkilemek oldukça zor ve cesaret gerektiren bir davranıştır. Bu güvene sahip olmanızı sağlayan şeyler nelerdir?  

-Bu sorunuza tek bir cümleyle, hatta kelimeyle cevap verebilirim: Kalite! Yaptığımız işin kalitesine inanıyoruz. Okulun açıldığı ilk günden başlayıp titizlikle planlanan, her adımı tasarlanan bir süreç sonunda ortaya konulan iş, kaliteli iştir ve bu konuda da sloganımız şudur: “Kalite güven verir."

-Onca yoğunluğunuz arasında bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim ve başarılarınızın devamını dilerim.

-Bizlere böyle bir fırsat verdiğiniz için, şahsınızda tüm Alanya Postası Gazetesi'ne teşekkür ederiz.

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2015, 09:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107