banner84

 'Bataklığı kurutun'

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kırteke, diyabete bağlı olarak gözde yaşanan görme kayıplarında en önemli tedavinin hastaların şekerini düzene sokmaları olduğunu söyledi. Kırteke, diyabeti bataklığa benzeterek, "Önce bataklığı kurutun, eğer bataklık kurumazsa bizim mücadele edecek gücümüz kalmaz" dedi

 'Bataklığı kurutun'

-Haber Merkezi
Hayal Başar'la Sağlık Zamanı'nın bu haftaki konuğu Lazergöz Tıp Merkezi'nin Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hasan Kırteke oldu. Diyabetik retinopati ve sarı nokta hastalığının konuşulduğu programda Kırteke, hastaların merak ettiği tüm hususları açıkladı. Diyabetin göz sağlığında yarattığı olumsuzluklardan, belirtilerine kadar tüm detayları izleyicilerle paylaşan Kırteke, erken teşhisin önemine de vurgu yaptı. 
GÖRME KAYBINA YOL AÇIYOR
Diyabetin görme kayıplarına yol açtığını söyleyen Kırteke, "Diyabet son yıllarda oranı artan ve halk sağlığını oldukça olumsuz etkileyen hastalıklardan bir tanesi. Diğer organları olduğu gibi şeker hastalığının en çok etki ettiği organlardan biri de gözdür. Orta ve küçük damarların yoğun olduğu organlarımızı etkileyip oradaki damarlarının yapısını bozup, dolaşımı olumsuz etkileyip, birtakım damarsal problemlere neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak da göz arkasında kanamalar, damar şekil bozuklukları, görme merkezleri ve çevresinde ödem ve sonuç olarak da  ciddi görme kayıplarına neden olmaktadır" dedi.
'YILLIK KONTROL ŞART'
Diyabet rahatsızlığı bulunan hastaların en az yılda bir kez göz muayenesi olması gerektiğini belirten Kırteke, "Diyabet teşhisi konduktan sonra özellikle göz için söylüyorum, yıllık göz muayeneleri düzenli olarak yapılmalı. Eğer muayeneler sonucunda gözün arkasından damarsal alanlarda bir patoloji saptadığımız zaman sıklık 6 aya indirilir. Kanamalar, ödem gibi şeyler olduğu zaman da kontrol sıklığını 3 aya kadar indirebiliriz. Burada tamamen diyabet hastasının gözü etkileyip etkilemediğini kontrol süresi değişir. Ama ortalama hiçbir sıkıntı olmasa da yıllık olarak kontrol şarttır" diye konuştu.
'HASTA KENDİ ANLAMADAN KONTROLLERİNİ YAPTIRMALI'
Diyabetik retinopatiyi hastanın kendi başına algılamasının zor olacağını söyleyen Kırteke, "Hasta ancak görmesinde bir bozukluk olduğu zaman ya da bir kanaması olduğu zaman bunun farkına varabilir. Bu durumda oldukça geç bir aşama demektir. Bu yüzden yıllık kontrol istiyoruz, bu aşamaya gelmeden. O aşamaya gelmesini engellemek için uğraşmak bizim amacımız. Hasta bize her zaman göremiyorum diyerek gelir zaten. Şeker hastalığı gözün arkasındaki retina dediğimiz alandaki damarlarda kanamaları neden olur ve hasta bunu daha geç hisseder. Ama bir de göz sıvımız vardır, hasta bunu çok hızlı fark eder ve bunun tehlikesi daha azdır. Hasta bir anda gözüme perde indi der ve baktığımız zaman gözümüzün ortasında bir sıvı vardır tampon bir sıvıdır" şeklinde konuştu. 
'AYNI TABLO OLUŞMAZ'
Diyabetik retinopatinin her hastada aynı şekilde olmadığını belirten Kırteke, "Hastalık yoktur hasta vardır. Her hastalık her kişide aynı şekilde, aynı tabloyu oluşturmaz. Bazı insanlara bakarsınız 20 yıldır şeker hastasıdır düzensizlikler olmuştur ama hiçbir sıkıntı olmamıştır. 5 yıllık bir şeker hastasına baktığımda arkasında çok ciddi bir kanama patolojilerin olduğunu görebilirsiniz. Diğer hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıkta aynı şekilde etkilemez aynı tablo oluşturmaz" dedi.
'SİZ DÜZENE SOKMAZSANIZ, ETKİSİZ HALE GETİREMEYİZ'
Şeker hastalarının göz sağlıkları için öncelikle şeker düzeylerini düzene sokmaları gerektiğini ifade eden Kırteke, "Bu bir bataklıktır, bataklıkta diyabet. Eğer siz bu bataklığı kurutmazsanız yani şekerinizi düzene sokmazsanız, dikkat etmezseniz belli seviyelerde tutmazsanız , bizim uğraştığımız sivrisinekler yani kanamalar, ödemler vesaire bataklık orada durduğu müddetçe gene sivrisinekler gelecektir.Bu sivrisinekleri etkisiz hale getirecek gücümüz kalmaz, hastalarımıza hep bu örneği veririz. Öncelikle tedavide en önemli kriter, en önemli şart hastanın şekerine çok iyi bakması, çok dikkat etmesi. Doktorların düzenli kalp böbrek kontrolü yapıldığı gibi göz kontrolünüde önermelerini rica ediyoruz" dedi.
'YAŞA BAĞLI'
Kırteke, programda sarı nokta hastalığına da değinen beslenme şekillerine bağlı olarak ve 60 yaştan sonra ortaya çıktığını söyledi. Kırteke, "Tıpkı diyabet gibi sarı nokta hastalığı da gözümüzün önemli bir problemlerinden. Özellikle yaşam süresi uzayınca gözün arkasında görme merkezi dediğimiz bir alan var, muayenelerde bu bölge sarımsı bir renktedir. Onun için buna sarı nokta hastalığı deniyor. Sarı nokta hastalığı genellikle 55 ve özellikle 60'dan sonra ortaya çıkıyor. Yine damarsal yapıların oradaki dolaşımı ile ilgili bir hastalık. Damarlarda yıpranmalar meydana geliyor. Bu yıpranmalar sonrasında da tıpkı diyabete benzer şekilde oradaki damarların yapısı bozuluyor. Damarların bozulması sonucunda değişik şekiller ortaya çıkıyor, ya ödem oluyor ya da kanamalar oluyor. Kanamaların çekilmesine bağlı olarak zarlar oluşuyor ve birtakım yapılar oluşuyor" ifadelerini kullandı. 
EN YAYGINI KURU TİP
Sarı nokta hastalığının 2 tipi olduğunu söyleyen Kırteke, en yaygın olanının kuru tip olduğunu belirtti. Kırteke, sarı nokta hastalığını gözde kırılmalar yaşandığı zaman anlaşılabileceğini söyleyerek, "Sarı nokta hastalığı da görmemizi azaltır. İki sarı nokta hastalığı var. Kuru tip ve yaş tip. Kuru tip de görme yavaş azalır çok hızlı görme azalması olmaz. Yaş tip de ise görme daha hızlı azalır. Bu sıvılar en kısa zamanda oradan uzaklaştırılıp, minimumda tutulmaya çalışılır. Hasta bunu gözünde kırılmalar yaşadığında farkedebilir. Görüntüler de şekil bozukluğu olur" diye konuştu. 
 

banner140
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107