banner165

Cinsel yaşamı etkiliyor

Haftanın Röportajı’na konuk olan Op. Dr. Serhat Yıldız, kadın hastalıkları ve kadın sağlığında dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda önemli bilgileri paylaştı. Yıldız, aynı zamanda yabancıların çokça tercih ettiği genital estetik operasyonlarının Türkler'de de ilgi oluşturduğunu ve genital kısmın cinsel yaşamı önemli boyutta etkilediğini söyledi.

Cinsel yaşamı etkiliyor

Haftanın Röportajı’nın bu haftaki konuğu Alanya Anadolu Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Op. Dr.Serhat Yıldız oldu. Yıldız, meslek hayatından, Alanya’ya geliş sürecine kadar olan hikayesini anlatırken. Kadın hastalıkları konusunda doğru bilinen yanlışları aydınlatmanın yanı sıra, kadınların bilmeleri gereken noktaları tüm samimiyeti ile Alanya Posta Medya’ya aktardı.
'YILDA 60 BİN DOĞUM OLUYOR'
Özlem Kaygusuz: Merhabalar Serhat Bey. Röportajımıza öncelikle sizi tanımakla başlayalım ve nerelerde görev yaptınız? 
Serhat Yıldız: Merhabalar. Ben Muhammet Serhat Yıldız. 1980 Erzurum doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimim Erzurum’da geçti. Sonrasında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Kısa bir dönem aile hekimliği, başhekimlik sürecim oldu. Daha sonra bir ihtisas için İstanbul’a gittim. Sonra, Şanlıurfa’da zorunlu hizmet yaptım. Kadın doğumcular bilir. Şanlıurfa, kadın doğumun cehennemidir. Çünkü; orada yılda 60 bin doğum oluyor. Onların bir çoğu da bizim hastanede olurdu. O yüzden işin doğrusu elimiz de gelişti. Hekimlik biraz usta çırak ilişkisidir aslında. Çok kilometre yaparsanız çok şey görüyorsunuz. Şanlıurfa bana öyle bir şey kattı.
URFA’DA PİŞTİ, ALANYA’DA DEVAM EDİYOR
Ö.K: Alanya’ya gelme serüveniniz nasıl oldu?
S.Y: Şanlıurfa’dan sonra Alanya’ya geldim. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ nde 2 yıl kadar çalıştım.Yaklaşık 8-9 aydır da Anadolu Hastanesi’nde çalışıyorum. 
EN ÇOK ADET ŞİKAYETLERİ GELİYOR
Ö.K: Peki, kadınların en çok şikayet ettiği konular neler oluyor?
S.Y: Çoğunlukla şikayet adet oluyor. Çünkü; her ay döngüsel bir durum var. Genelde adet döngüsü ile problemler olur. Kimisi az görür, kimisi çok görür. Kimisi uzun aralıklarla görür, kimisinde lekelenme şikayetleri olur. 
'16- 17 YAŞLARA KADAR DÜZENSİZLİK OLABİLİR'
Ö.K: Adet şikayetlerinde nasıl değerlendirmeler yapıyorsunuz?
S.Y:Tabi bunların hepsinin patolojisi birbirinden farklı. Çünkü; yaş grubuna göre de değerlendiriyorsunuz. 35 yaşındaki bir kadın ile 16 yaşındaki bir kız çocuğunun adet döngüsü aynı olmuyor. Orada artık muayene bulgularımız önemli oluyor. Biz 17 yaşında kadar adet düzensizliklerini normal kabul ederiz. Çünkü; adetin oluşabilmesi için beyinden salınan hormonların yumurtaları, oradan da rahmin duvarını etkilemesi lazım. 16-17 yaşına kadar o aks çok iyi oturmuyor. 18 yaşından sonra düzenlin olmasını isteriz. Düzenli dediğimiz şey şu: 21 gün ile 35 gün arasında adet görmesi gerekiyor. Bundan uzun sürmemeli. Adetler 4-5 gün sürmeli ve günde yaklaşık 3-4 tane ped değiştirmeli. Eğer bu saydıklarımın dışında gelişiyorsa o zaman anormal bir kanamadan bahsedersiniz. 
‘HER DÖRT KADINDAN BİRİNDE VAR’
Ö.K: Adet döngüsünde anormal kanamaların sebepleri nelerdir?
S.Y: Doğurganlık çağından bunların en sık sebeplerinden bir tanesi gebelik. Kadın gebe kalır. Gebe kaldığının farkına varmaz. Düşük yapar. Orada adet döngüsü şaşar. Bir diğer sebepse kadınlarda çok sık görülen miyondur( tümör) . Miyon her 4 kadının bir tanesinde var.Bunlardan bazıları kadınlarda ciddi rahatsızlıklara sebep olurken kimisi 5-6 cm oluncaya kadar hiçbir şikayette bulunmuyor. Biz de onu 6 aylık aralıklarla kontrole çağırarak takip ediyoruz. 
‘İLAÇLA TEDAVİSİ YOK’

Ö.K: Miyomun bir tedavisi var mıdır?
S.Y: İlaçla bir tedavisi yok.  Şikayete yol açan bir miyomunuz varsa, bir jinekoloğun onu görmesi ve ona göre bir tedavi protokolü belirlenmesi lazım. Biz bunu cerrahi olarak yapıyoruz. Yani miyomu bulunduğu yerden çıkarmanız gerekiyor. Eğer miyom rahmin iç tarafındaysa o zaman hiç karnını açmadan vajinal bölgeden girip rahim içerisinden çıkarabilirsiniz. 
‘BİZ AVANTAJLIYIZ’
Ö.K: Sizin en sağlıklı bulduğunuz yöntem hangisidir?
S.Y: Ben miyomda lakoroskopiyi (genel anestezi altında yapılan ve göbek deliğinden ince bir teleskopun karın içine sokularak karın içi organlarının görüntülenmesi) tercih ediyorum. Bu yönde hasta sayısı gerçekten fazla.  Mersin’den Antalya merkeze kadar bu ameliyatları yapan çok merkez yok. O yüzden biz bu konuda daha avantajlı görünüyoruz. Ben aslında jinekolojik ameliyatları bir çoğunu lakoroskopi yapıyorum. Yapılamayacak şeyler değil tabi ki ama biraz kilometre yapmanız ile alakalı. Ne kadar çok vaka yaparsanız eliniz o kadar gelişiyor. Kadınlar bu konuda çok endişe ediyor ama endişe edilecek bir şey yok.
‘ÖNEMLİ ŞİKAYETLER GİDERİLİYOR’
Ö.K: Miyom ameliyatı ne kadar sürüyor?
S.Y: Yaklaşık bir- bir buçuk saat sürüyor. Bir gün sonra hastayı evine gönderebiliyoruz. Ama önemli bir şikayeti giderilmiş oluyor. Örneğin, çocuk sahibi olamıyorsa çocuk sahibi olabilecek duruma geliyor. Kanamaları çok yoğun ve kadını halsiz bırakıyorsa burada tamamı geçmiş oluyor. Miyomu çok da fazla büyütmemek lazım.
‘KADINLARDA KİST,  OLMASI GEREKEN BİR ŞEY’
Ö.K: Başka ne gibi şikâyetlerle karşılaşıyorsunuz?
S.Y: Kadınlar kist şikayeti ile çok geliyorlar. Biz doğurganlık çağındaki kadınlarda kist bekleriz. Bir kadında kist yoksa o kadın menopoza girmiş dersiniz. Yumurtaları çalışmıyor anlamına gelir. 
‘İLAÇLA MÜDAHALE EDİLEMEYEBİLİYOR’
Ö.K: Her kist aynı mıdır?
S.Y: İyi görünen bir de kötü görünen kistler vardır. Ameliyat gerektiren kistler var. Biz her kadında 3-4 santime kadar içi boş, sıvı dolu kistlerin olmasını normal buluyoruz. Bu olması gereken bir şey. Bazen kistler 10-15 santim boyutlarına ulaşabiliyor. Onun kendince tehlikeleri var. Onlara müdahale ediyoruz. O müdahale şekli de yine ameliyat oluyor. İçinde kan dolu bir kisti ilaçla eritemezsiniz. Ya da yağ veya kıl varsa o kistlere ilaçla müdahale edemezsiniz. Bunlarla ilgili lakoroskopik olarak kolaylıkla yapılabilir. 
FAZLA HİJYEN MANTARA YOL AÇABİLİR!
Ö.K: Kadınların bir de akıntı problemi oluyor? O konuda neler  yapılıyor ya da doğru bilinen bazı yanlışlar konusunda biraz aydınlatır mısınız hocam?
S.Y: Vajinit, kadınlarda kötü kokulu bir akıntıdır. Aslında bilinenin aksine, kadınlar der ki, ‘ Hocam ben hijyenime çok dikkat ediyorum.  Ama yine de bu akıntıdan bir türlü kurtulamıyorum. ‘ derler. Aslında biraz doğal haline bırakmak lazım. Bazı kadınlar temizlensin diye o bölgenin içini yıkıyorlar. Bunu kesinlikle uygulamasınlar. Çünkü onun kendi florası var. Onu kendi haline bırakmak lazım. Eğer vajinal duşlar, içeri yıkama gibi bir durum olursa onlar gerçekten enfeksiyon riskini çok arttırıyor. Yada diyelim ki hasta dişinden dolayı bir rahatsızlık geçirip yüksek dozda antibiyotik tüketiyor.  O zaman vajinal flora bozuluyor ve enfeksiyonlar başlıyor.  
GÜNLÜK PED KULLANIMI
Ö.K: Özellikle genç kızlar arasında günlük ped kullanımı konusunda bazı yanılgılar olabiliyor. Kimileri hava aldırmadığı için daha çok zararlı olduğunu ve mantara yol açtığını söylüyor, kimileri ise akıntı olduğu dönemlerde kullanmanın iyi olduğunu dile getiriyor. Buradaki gerçeklik payı nedir? Nasıl kullanılmalı?
S.Y:  Günlük pedin bildiğimiz kadarıyla zararı yok. Ama şöyle bir tarafı var. Gün içerisinde kullanırken, vajinanın kuru kalmasını sağlayamıyorsanız, sürekli çıkarmıyorsanız o zaman zararı olmaya başlıyor. Çünkü, ciddi bir mantar enfeksiyonu oluşmaya başlıyor. Bu bölgeler sıcak yerler. O yüzden genital bölgenin nemli  olma olasılığı çok yüksek. O yüzden mümkün olduğu kadar bu bölgeyi kuru tutmanız lazım. Bunu isterseniz günlük pedi sürekli değiştirerek de yapabilirsiniz. Ya da pamuklu iç çamaşırı giyebilirsiniz. Biz mutlaka pamuklu iç çamaşırını öneriyoruz. Çünkü, mantarı oluşturan şey tamamen nem. O nedenle nemden bir şekilde kendinizi korumanız gerekiyor. Yoksa günlük ped kullanımında bir sakınca yok. Ama günlü ped var diye de günün başında kullandığınız günlü ped ile akşama kadar beklememeniz lazım. 
DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ 
Ö.K: Çok merak edilen konulardan bir tanesi de doğum kontrol. Ne tarz yöntemler bulunuyor?
S.Y: İğnelerden doğum kontrol haplarına kadar ya da rahim içi spirallere kadar bir çok yöntem var. Ben aylık iğneleri çok tavsiye etmiyorum. Çünkü, aylık iğnelerde saf progesteron hormonu var. Bunlar ilerleyen zamanlarda kadınlarda sürekli lekelenmeler tarzında kanamalar yapıyor. O yüzden merkezi bir yerde yaşıyorlarsa çok önermiyoruz.  23-24 yaşından sonra bizim önerdiğimiz doğum kontrol hapları var. Çünkü, onlar yumurtalarınızı da koruyor. Adet döngünüzü düzenliyor. O yüzden onu kullanabilirsiniz. Ama altta yatan başka bir patolojik durumunuz olmaması lazım. Diyelim ki 35 yaşındasınız. Günde bir paket sigara kullanıyorsunuz. Kesinlikle doğum kontrol hapı kullanmamanız lazım. Çünkü, damarlarınızda pıhtı atma riskini arttırıyor. Kadın eğer doğum yapmışsa ben öneriyorum. Ama hiç doğum yapmamış bir kadın da kitabi olarak ne kadar uygulanabilir dense de ben çok tercih etmiyorum.  Mutlaka bir iki tane doğum yapmış olması lazım. Ondan sonra spiral kullanabilirler.  Spiral yaklaşık 8 sene içeride kalıyor. Çıkarır çıkarmaz kadınlar hemen gebe kalabiliyor. 


‘PARTNERİ KONDOM KULLANMALI’
Ö.K: Tek partnerli, evli kadınlara yönelik daha çok yöntemlerden bahsettik. Bir de özellikle gençlerde, adolesan yaş grubunda korunma durumu var. Artık Türkiye’de cinsellik yaşı da aşağı çekilmeye başladı. Onlar ne gibi yöntemlere başvurmalı?
S.Y: Kızlarımız gebe kalmasın diye az önce bahsettiğim yöntemleri kullanıyor. Evet gebelikten koruyor ama cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunamıyorlar. Çünkü, bunların hiç biri cinsel yolla bulaşan hastalığı önlemiyor. Onun için tek bir yöntem var, bariyer yöntemi. Yani partnerin kondom kullanması lazım. Diğer türlü gerçekten çok fazla yaygın HPV virüsü dediğimiz hatta bunun aşısı da var. Mutlaka öneriyoruz. 5-15 yaş arasındaki kızlarda kesinlikle öneriyoruz. Ondan sonraki yaşlarda da öneriyoruz ama 5-15 yaş çok kritik. Çünkü, HPV ileride rahim ağzı kanserin yapıyor. 
‘BEBEK BENCİLDİR’
Ö.K: Gebe takibi de sizin sorumluluğunuzda gerçekleşiyor. Onu nasıl yapıyorsunuz hocam?
S.Y: Aslında bu kadın doğumcu ne iş yapar? Sorusu oluyor. Aslında kadın hastalıkları başka bir şey. Doğum, işin başka bir tarafı. Mesela ben kolay kolay araya ekstra ilaç girmiyorum. İlk 12 hafta folik asit başlıyoruz. O da bebeğin  nörolojik gelişimi ile alakalı mutlaka başlanması gerekiyor. İlaç dediğimiz şey paketlenmiş gıda. Gebe bana ilk geldiğinde ben, ‘Alkol, sigara, paketlenmiş gıdadan uzak dur’ diyorum. Onu söyleyip üzerinde de 10 tane ilaç yazarsanız paketlenmiş gıdayı siz vermiş oluyorsunuz.  O yüzden nötr gitmek lazım. İlerleyen haftalarda bir eksiklik görürseniz evet desteklemek lazım. Bir de bebek hayatta görebileceğiniz en bencil şeydir. Annede ne varsa alır. İçeride ne varsa bebek kendine alır. Eğer bir eksiklik olacaksa biz zaten annede bunu görürüz. O eksikliği de yerine koyarız. Gebe takibi bu şekilde rutin gidiyor. 
‘HASTALIK DEĞİL,SENDROM’
Ö.K: Genç kadınların muzdarip olduğu konulardan birisi de polikistik over sendromu. Hocam, bunun tedavisi var mı? Varsa ne gibin yöntemler uygulanıyor?
S.Y: Polikistik over sendromunun (PKOS) patolojisi aslında şu; kadın yumurtasını geliştiriyor. Ama o yumurta bir türlü çatlamıyor. Çatlamayınca da o dönem doğurganlığı azalmış oluyor. Ama PKOS bir kısırlık hastalığı değil. Ama onların gebe kalma ihtimalleri biraz zor olur. Adından da anlaşılacağı üzere bu bir hastalık değil sendrom. O yüzden bunun bir tedavisi yok. Yani tedavisi yok derken şöyle, siz polikistik over sendromlu hastaya bir doğum kontrol ilacı ile her ay düzenli adet gördürürsünüz. Ama bu hastalığı tedavi etmez.  Hastanın kendi vücudunun yapması gereken hormonu siz dışarıdan veriyorsunuz. O yüzden ileride ilacı kestiğiniz andan itibaren düzensizlik yeniden başlar. Ve PKOS bir andröjen üreten bir durumdur. Yani vücutta testosteron artar. O yüzden akne ve tüylenme gibi şeyler olur.  Siz ilacı verdiğiniz zaman onlar azalır. Adetleri düzene girer. İlacı kestiğiniz an hastalığı tedavi etmediğiniz için sadece üzerine perde çekmiş olursunuz. O yüzden PKOSlu hastalarda biz hastaya metabolizmasını hızlandıracak aktiviteler öneriyoruz. PKOSlular kilo vermeli ama kalp atımını yükselterek yapmalı. Benim önerdiğim örneğin ip atlamak. Çünkü metabolizma bir defa yükselince yavaşlaması yaklaşık 45 dk.  Yani 5 dakikalık antrenmanla 45 dakika metabolizmanızı yüksek tutuyorsunuz. Bunu bir de 3 saat tekrarladığınızı düşünün.  
‘GENİTAL ESTETİK, CİNSEL HAYATI ETKİLİYOR’
Ö.K: Alanya’da genital estetik uygulamalarına da ilgi duyuluyor mu? 
S.Y: Yabancı hastaların Türk hastalarından daha çok ilgi duyduğu genital estetik konusu var. Genital aging dediğimiz genital gençleştirme aslında çok önemli. Genital kısım kişilerin cinsel hayatlarını etkileyen bir şey. Bu gerçekten özgüvenle alakalı bir duruma dönüşüyor. Mesela bazı kadınlarda vajinal genişlik hissi oluyor. İlla evli olmasına gerek yok ama evli kadınlardan bunu çok duyuyorum. Bu aile arasında ciddi problemlere sebep oluyor. Bunda biz yeni bir teknik geliştirdik. Uluslar arası bir yayınevine de gönderdik. Yayını kabul ettiler. Kendi adımıza çıkacağız orada da. Geliştirdiğimiz bu yeni teknik vajinoplasti  ile alakalı. Vajinayı daraltıyorsunuz.  Ya da bazı kadınlarda iç dudaklar çok büyük olur. Bu çok rahatsız edici bir şey. Dar iç çamaşırı giyemiyorlar. Görüntü kötü oluyor. İlişki sırasında ağrı duyabiliyorlar. Bunları küçültebiliyorsunuz. Burada küçültmekten kastımız, onları kesip çıkartmak değil. İç dudakların cinsel olarak aktif fonksiyonları var. O yüzden biz sinirlere hiç zarar vermeden sadece görüntüyü biraz küçültüyoruz. Bir de klitorisin üzerini kapatan bir deri oluyor bazı kadınlarda. O yüzden onların hisleri çok az oluyor. O deriyi açabiliyoruz. Bu anlamda bu konunun yelpazesi çok geniş.  Özellikle yabancı hastalar çok geliyor ama Türklerden de yavaş yavaş buraya doğru eğilim başladı.
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner169