banner129

Nazlıaka’dan 5 Aralık konferansı

2016 yılında CHP'den ihraç edilen, bu yıl eylül ayında parti meclisinin aldığı kararla yeniden partisine dönen eski milletvekili Aylin Nazlıaka, Alanya'ya geldi. İlçe teşkilatında partilileriyle buluşan Nazlıaka, ADD’nin düzenlediği “Seçmek de Seçilmek de hakkımız” konferansından katılımcılara hitap etti. 

Nazlıaka’dan 5 Aralık konferansı

Özgür YILMAZ
Partisinin Antalya il Başkanlığını ziyaret ettikten sonra Alanya’ya gelen CHP 26. Dönem Milletvekili Aylin Nazlıaka’yı CHP ilçe başkanı Coşkun Karadağ, başkan adayları ve partililer karşıladı. Nazlıaka’yı partililerine takdim eden Karadağ, ““Bugünkü programı nasıl sebeplerinden bir tanesi biliyorsunuz Kadınlara seçme seçilme hakkının verilişinin yıl dönümü olması Milletvekilimiz Aylin Nazlıaka da Atatürkçü düşünce Derneği'nin daveti ile bizleri de ziyaret ettiler. Milletvekillerimiz sağ olsunlar ilçemize geldiği zaman ilk önce teşkilatımızı ziyaret ediyorlar. Ben de kendisine ziyaretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Kadınlara seçme ve seçilme hakkını bir konferans şeklinde kendisi anlatacak. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerinin bence en önemlilerinden bir tanesi kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesidir. İlçemizdeki tüm siyasi partilerin ilçe başkanları ile bütün kadınlarımızla birlikte çelenk törenine katıldık. Aylin Nazlıaka daha önce Ankara'da iki dönem milletvekilliği yaptı” dedi. 
“ALANYA’DA OLMAK BİR GURUR”
Alanya'da olmak benim için çok büyük bir onur ve büyük bir gurur diyen Nazlıaka, “Alanya'da olmak benim için çok büyük bir onur, çok büyük bir gurur. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği etkinlik kapsamında geldim. Ancak bu vesile ile Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Teşkilatı üyeleri ile de bir araya gelmek için bir fırsat olarak bunu gördüm. Bugün 5 Aralık hem dünya kadın hakları günü hem de kadınların seçme seçilme hakkı kazanmasının 85. Yıldönümü. Hiç şüphesiz Türk kadını dünyadaki birçok gelişmiş ülkeden çok daha erken bu hakka sahip olmuştur. Bu yüzden bir kez daha Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı iletiyoruz. Bunun yanı sıra bu hakka sahip olmasının arkasında kurtuluş mücadelesi esnasında kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla bu mücadelenin bir parçası olan bu zorlu yolu aşan ve dünya üzerinde görülmemiş bir zaferle ülkemizi bağımsızlığa kavuşturan Türk kadınlarının da o mücadeleci kadınların da bu günlerde bir kez daha anılması gerekiyor. Halide Edip Adıvar’dan tutun, Erzurumlu Kara Fatma’ya, Onbaşı Nezahat’e kadar birçok kadınımız bu süreçte kurtuluş ve kuruluşa giden yolların taşlarını döşemişlerdir. Bu sayede Atatürk, ‘Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir milletin kadını, ben ülkemi zafere ve bağımsızlığa götürmekte Türk kadını kadar, Anadolu kadını kadar çalıştım, onun kadar emek verdim diyemez’ demiştir” diye konuştu. 
“BIRAKIN YENİ HAKLARI KAZANMAYI, VAR OLAN HAKLARINI KORUMA MÜCADELESİ VERİYORUZ”
Cumhuriyetin ilk dönemi ve günümüzü kıyaslayan Nazlıaka, “Bu anlayışta da Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren eşitlikçi bir bakış açısı ile politikalar üretilmiştir. İş kanununda yapılan değişiklikler, aileyi koruma kanununda yapılan değişikliklerle Türk kadınının hem sosyal hem hem de çalışma hayatında hakları genişletilmiştir. Bunları anlatıyorum, çünkü dönüp bugüne kıyaslama yapmak istiyorum. O dönemde kadın hayatın her alanında temsil edilen, Osmanlı döneminde nüfus sayımlarında bile gözardı edilirken, Atatürk Cumhuriyeti'nde her türlü göreve gelebilen noktada. Aydın kadınlarımız o dönemde pilot, hakim, akademisyen, mühendis, öğretmen oldular ama bugün dönüp baktığımızda kadınlarımız nerede dediğimizde üzülerek söylüyorum ki bırakın yeni hakları kazanmayı, var olan haklarını koruma mücadelesi veriyor. Hatta daha açık konuşalım, hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bugün ne yazık ki her 3 kadınımız dan biri şiddete maruz kalıyor. Her gün bir kadın katliamı yaşanıyor. Çocuklara yönelik taciz, tecavüz, cinsel istismar vakalarında son 8 yılda yüzde 700’lük bir artışla karşı karşıyayız. Kadına yönelik şiddetin yüzde bin 400 oranında arttığını, 2014 yılına kadar biliyoruz. Sonrasında zaten veriler saklanmaya başlandı. Dolayısıyla bu rakamın daha da yükseldiğini üzülerek tahmin ediyoruz. Sırf Kasım ayında 39 kadınımız katledildi. Onun dışında bakıyorsunuz her 3 kadından sadece bir tanesi çalışma hayatının içerisinde. Çalışan her iki kadından bir tanesi kayıtdışı çalıştırılıyor. Eşit iş ve eşit ücret hakkı sağlanmıyor. Kadınlarımız hem iş güvencesinden hem de iş güvenliğinden mahrum bırakıldı. Ülkeyi yönetenler zaten ‘ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’ diyerek de zihniyetini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı. 
“YAPMAMIZ GEREKEN ÖRGÜTLENMEK”
“Bu noktada biz ne yapacağız. Elbetteki karamsar olma şansımız yok” diyen Nazlıaka, “Buna bir gereklilik de yok zaten. Atatürk'ün yine bir lafı var, ‘Umutsuz vaka yoktur, umutsuz insan vardır.’ Bizler umutsuz insanlardan değiliz, olmayacağız. Bu noktada bizim yapmamız gereken tek şey örgütlenmek. Bunu yaptığımız takdirde aşamayacağımız hiçbir engel yok ve bu örgütlenmeyi kadın, erkek bir arada tıpkı burada olduğu gibi aynı zamanda demokratik kitle örgütlerinin ile yan yana durarak hep bir arada olmak durumundayız. Çünkü kadın hakları mücadelesinin ötesinde insan hakkı mücadelesinden bahsediyoruz. Cumhuriyet bir kadın devrimidir. Cumhuriyetin kadına kattıkları kadar kadının da Cumhuriyet devrimine kattıkları önemli unsurlar vardır. Yani ikisini bir bütünün parçası gibi görmek gerekir. Ancak Cumhuriyet demokrasi ile taçlanmak durumundadır. Demokrasi dediğimiz şeyse katılımcılıktır. Yani senin gibi düşünmeyene de konuş kardeşim, ne diyorsun diye dinlenebilmesi de katılımcılık dediğimiz noktada toplumun yüzde 50’sinin yok sayılabilmesi mümkün müdür? Bu yönde de Atatürk'ün yine çok güzel bir sözü var, ‘Bir toplum kadın ve erkek olmak üzere iki cinsten oluşur. Mümkün müdür ki bir kütlenin yarısı yerlere zincirlenmişken diğer yarısı göklere yükselebilsin’ böyle bir şey mümkün değil. O yüzden bu mücadeleyi kadın-erkek hep birlikte götüreceğiz. Siyasal muhalefetle toplumsal muhalefeti birleştireceğiz. Yan yana, omuz omuza, yürek yüreğe götüreceğiz. Şurası bir gerçek, hiçbirimiz ama hiçbirimiz hepimiz kadar güçlü değiliz. O zaman yan yana durmanın yaratıcı gücün farkında olmalıyız” dedi.
“MÜCADELE KAZANDIRIR”
Şule Çet davasında bütün duruşmaları katıldığını ifade eden Nazlıaka, “Ben Şule Çet davasında girdim. Bütün duruşmaları bugüne kadar izledim ve inanın bu yan yana durma hali, davanın seyrini değiştirdi. Çünkü dava giderek Şule Çet’in, yani önce tecavüze uğramış sonra da katledilmiş bir genç kadının, iffetini sorgulama yönünde giderken, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan bir örgütlenme ile davanın yönü değişti ve katiller hak ettikleri cezayı aldılar. Bu yüzden ben tek kişiyim ne yapabilirim diye hiçbir zaman düşünmeyelim. Bir arada olduğumuzda her zaman yapabileceğimiz çok şey var. Yeter ki biz Atatürk Cumhuriyetine, laikliğe, demokrasiye, eşitliğe sahip çıkalım. Biz biliyoruz ki kadınlar olarak ne eşitlik hakkımızdan ödün vereceğiz ne de demokrasi mücadelemizden. Bu duyguyu bu salonda bulunan aydınlık yüzlü, ülkenin ilerici, çağdaş erkekleri ile birlikte paylaşıyoruz. Bu mücadeleyi büyüttükçe, derinleştirdikçe, genişlettikçe mutlaka ve mutlaka başaracağız. Partimizin bu iktidar yürüyüşünde bu duruş, bakış açısı, çağdaşlık, ilericilikten hiçbir zaman ödün  eşitlikten, özgürlükten, barıştan ödün vermeyen bakış açısı inanıyorum ki bizi başarıya götürecek. Kadın emeğinin yeniden değerlendiği, kadın emeğinin yok sayılmadığı ve kadınların hayatın her alanında eşit temsiliyete sahip olduğu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Benim buna inancım tamdır. Onun için bu mücadelenin içinde yer alan sizlere de tek tek teşekkür ediyorum. Haklıyız kazanacağız, mücadele kazandırır” ifadelerini kullandı.
Nazlıaka, ALTSO’da ADD tarafından düzenlenen “Seçmek de Seçilmek de Hakkımız” isimli konferansa konuşmacı oldu. Konferansta kadınların elde ettiği haklar ve artan kadın cinayetleri hakkında bilgi verdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107