Adalet Bakanlığı’nın turizm bölgelerinde turistlerin ve vatandaşların güvenliğine yönelik denetim ve adli süreçleri güçlendirme kararına Alanya’dan destek geldi. Turizm ve esnaf temsilcileri, Alanya’nın turizmle yaşayan bir şehir olduğuna dikkat çekerek, turistleri rahatsız eden çığırtkanlık, hanutçuluk, baskı, tehdit, aldatma ve zorbalık gibi davranışların kentin imajına zarar verdiğini belirtti.
"GÜVENLİ TURİZM DESTİNASYONLARIN EN BÜYÜK GÜCÜDÜR"
Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Cem Özcan, Adalet Bakanlığı’nın kararını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Turizmin güven, huzur ve memnuniyet üzerine inşa edilen bir sektör olduğunu belirten Özcan, turistleri baskı, tehdit, aldatma ve zorbalık yoluyla mağdur eden kişi ve grupların yalnızca bireylere zarar vermediğini, aynı zamanda Türkiye’nin ve turizm destinasyonlarının uluslararası itibarını da olumsuz etkilediğini ifade etti. Hanutçuluk faaliyetleri ve organize baskı girişimlerinin turizm sektörünün sürdürülebilir gelişimine zarar verdiğini belirten Özcan, “Misafirlerimizin kendilerini güvende hissetmeleri, tatillerini huzur ve memnuniyet içerisinde geçirmeleri ve ülkelerine olumlu deneyimlerle dönmeleri turizmin sürdürülebilir gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle turizm bölgelerinde kamu düzenini korumaya yönelik kararlı adımları destekliyoruz” dedi. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve turizm paydaşlarının iş birliği içinde hareket etmesinin Türkiye’nin ve Alanya’nın marka değerine önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Özcan, Alanya turizminin kalitesini ve uluslararası rekabet gücünü artırmanın yolunun güvenli, şeffaf ve misafir odaklı turizm anlayışından geçtiğini kaydetti.
"SAHİLLERDE GÜVENLİK GÖRÜNÜRLÜĞÜ ARTMALI"
Alanya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ali İhsan Özdemir ise turizm bölgelerinde güvenlik görünürlüğünün artırılmasının hem vatandaşlar hem turistler hem de esnaf açısından önemli olduğunu söyledi. Özdemir, özellikle sahil bölgelerinde devriye ekiplerinin daha görünür olmasının güven duygusunu artıracağını belirterek, “Geçmiş dönemlerde jandarma bölgesinde atlı devriyeler sahillerde görev yapıyordu. Bu uygulama insanların dikkatini çekiyor, vatandaşlar ve turistler kendilerini daha güvende hissediyordu. Alanya gibi turizm merkezlerinde de benzer uygulamalar değerlendirilebilir” dedi. Sahil bandında polis, zabıta, bekçi ve ilgili güvenlik birimlerinin daha sık devriye gezmesinin olumlu sonuçlar doğuracağını ifade eden Özdemir, “İnsanların yoğun olduğu plajlarda, yürüyüş yollarında ve turizm hareketliliğinin fazla olduğu noktalarda güvenlik birimlerinin görünür olması önemlidir. Bu hem huzuru sağlar hem de kötü niyetli davranışların önüne geçer” diye konuştu.
‘DÜZGÜN ÇALIŞAN ESNAF KORUNMALI’
Esnafın da bu süreçte duyarlı davranması gerektiğini vurgulayan Özdemir, Alanya’nın turizmle yaşayan bir şehir olduğunu belirterek, “Burada hepimize görev düşüyor. Esnafımızın misafirlerimize karşı duyarlı, saygılı ve özenli davranması gerekiyor. Turistin kendini huzurlu ve güvende hissetmesi Alanya’nın imajı açısından çok önemli. Bu nedenle güvenlik önlemlerinin artırılması kadar esnafın da bu konuda hassasiyet göstermesi gerekir” ifadelerini kullandı. Özdemir, sahillerde ve turizm bölgelerinde güvenlik devriyelerinin artırılmasının Alanya turizmine olumlu katkı sağlayacağını belirterek, “Amaç kimseyi zan altında bırakmak değil. Düzgün çalışan esnafımızın korunması, vatandaşın ve turistin huzurlu bir ortamda bulunmasıdır. Alanya’nın turizm kalitesini korumak için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor” dedi.
‘ÇIĞIRTKANLIK TURİZMİN KANAYAN YARASI’
Alanya Otelciler, Pansiyoncular, Lokantacılar, Kafeteryacılar ve Turistik Eşya Satıcıları Odası Başkanı Hüseyin Değirmenci de turizm bölgelerinde turistleri rahatsız eden çığırtkanlık ve hanutçuluk gibi davranışların yalnızca plajlarla sınırlı olmadığını belirterek, bu konunun turizmin kanayan yaralarından biri olduğunu söyledi. Değirmenci, “Çığırtkanlık turizmin her bölgesinde kanayan bir yara. Bu sadece Alanya’ya ya da plajlara özgü bir durum değil, dünyanın farklı turizm destinasyonlarında da örneklerini görebiliyoruz. Ancak turistlerin rahatsız edilmemesi, alışverişe ya da herhangi bir hizmete zorlanmaması gerekiyor” dedi. Turistlere yönelik rahatsız edici davranışların yalnızca sahillerde değil, cadde ve sokaklarda da yaşanabildiğine dikkat çeken Değirmenci, “Bu mesele sadece plajlarla sınırlı değil. Sokaklarda, caddelerde, alışveriş noktalarında da turistin rahatsız edilmemesi gerekiyor. Turisti ikna etmek ayrı bir şeydir, rahatsız etmek ayrı bir şeydir. Bu ayrımın herkes tarafından iyi bilinmesi lazım” ifadelerini kullandı.
‘BU SORUN SADECE KOLLUKLA ÇÖZÜLMEZ’
Bu konuda yalnızca kolluk kuvvetlerinin alacağı tedbirlerin yeterli olmayacağını vurgulayan Değirmenci, “Elbette devletin ilgili kurumları gerekli tedbirleri alacaktır. Ancak bu sorun sadece kolluk kuvvetlerinin önlemleriyle çözülecek bir mesele değildir. Esnafımızın, vatandaşımızın ve Alanya’da yaşayan herkesin duyarlı olması gerekiyor” diye konuştu. Turizmin Alanya için en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu belirten Değirmenci, “Turizm bizim ekmek kapımız. Bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Yıllardır bu konuda çağrılar yapıyoruz. Artık bu bilincin daha da artması, herkesin kendi içinde özveriyle çözüm üretmesi gerekiyor. Alanya’nın imajına zarar verecek davranışlardan uzak durulmalı ve çığırtkanlık meselesine hep birlikte son verilmelidir” dedi.





