Antalya Ticaret Borsası (ATB), kentin su kaynaklarının geleceğine ilişkin kapsamlı bir çalışma başlattı. COP31 öncesinde düzenlenen Antalya Su Diyaloğu toplantılarının ilki, tarım ve turizm sektörlerinde su yönetimine odaklandı. Toplantıda suyun verimli kullanılması, kayıp-kaçakların azaltılması, arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi ve kuraklık riskine karşı alınabilecek önlemler ele alındı.

ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın ekonomik ve sosyal geleceğinin su kaynaklarının korunmasından ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, kentte ortak bir su yönetimi anlayışının oluşturulması gerektiğini söyledi.

ANTALYA’NIN GELECEĞİ SUYA BAĞLI

Antalya’nın tarım, turizm, ticaret ve sanayiyle şekillenen ekonomik yapısında suyun temel unsurlardan biri olduğunu belirten Çandır, iklim değişikliği ve nüfus artışının mevcut kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti.

Çandır, yalnızca mevcut su miktarının değil, kaynakların hangi ölçüde verimli kullanıldığının da sorgulanması gerektiğini vurguladı.

“Antalya’nın geleceğini konuşacaksak, önce suyunu konuşmalıyız.”

Su yönetiminin tek bir sektörün sorumluluğunda olmadığını ifade eden Çandır, tarımsal sulamadan turizm tesislerine, sanayiden kent altyapısına kadar bütün alanlarda verimliliğin artırılması gerektiğini kaydetti.

ORTAK SU EYLEM PLANI HAZIRLANACAK

Antalya Su Diyaloğu toplantılarının sonunda kentin su geleceğine yönelik bir eylem planı hazırlanması hedefleniyor. Planın; hangi adımın atılacağı, sorumluluğun kimde olacağı, uygulamanın ne zaman gerçekleştirileceği ve sonuçların nasıl takip edileceği gibi başlıklara somut yanıt vermesi amaçlanıyor.

Çandır, su yönetiminde yalnızca planlama aşamasında kalınmaması gerektiğini belirterek, Antalya’nın ortak bir iradeyle harekete geçmesi çağrısında bulundu.

COP31’in Antalya’da düzenlenecek olmasının da kent açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Çandır, Antalya’nın iklim ve su politikalarında uygulamalarıyla öne çıkan bir kent haline gelebileceğini söyledi.

TURİZMDE SU TÜKETİMİNE DİKKAT

Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, suyun bütün kesimleri ilgilendiren ortak bir konu olduğunu belirtti. İklim değişikliğinin kentteki etkilerinin artık daha belirgin şekilde hissedildiğini ifade eden Hacıoğlu, belediye olarak peyzaj çalışmalarında daha az su isteyen bitki ve ağaç türlerine yöneldiklerini aktardı.

Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş ise turizm, tarım ve sanayinin su kaynakları üzerindeki baskısına dikkat çekti.

Türkiye’de kişi başına günlük su tüketiminin yaklaşık 150 litre olduğunu belirten Öntaş, 5 yıldızlı otellerde tüketimin 500 litrenin üzerine çıkabildiğini söyledi. Turizm sektörünün geleceğinin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Öntaş, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesinin önemine işaret etti.

“Suyu korumak Antalya’yı korumaktır.”

ASAT’TAN KAYIP-KAÇAK AÇIKLAMASI

ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, iklim değişikliği nedeniyle yağış düzeninin değiştiğini, kısa süre içerisinde yoğun yağışların meydana gelebildiğini söyledi. Kentteki yapılaşmanın da yağmur suyunun yeraltına ulaşmasını güçleştirdiğini belirten Gülebay, Antalya’nın içme suyu ihtiyacının önemli bölümünün derin sondaj kuyularından karşılandığını aktardı.

Bazı kuyularda 300 metreye kadar inilmesinin mevcut kaynakların korunmasının önemini ortaya koyduğunu belirten Gülebay, yeni su kaynakları bulmanın tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.

ASAT’ın içme suyu şebekesindeki kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57 seviyesine indirdiğini açıklayan Gülebay, hedeflerinin bu oranı yüzde 25’e düşürmek olduğunu söyledi. Son 6 yılda içme suyu altyapısına yaklaşık 27 milyar liralık yatırım yapıldığını da kaydetti.

ARITILMIŞ SU TARIMDA KULLANILACAK

Gülebay, atıksu arıtma tesislerinden günlük yaklaşık 750 bin metreküp suyun denize deşarj edildiğini belirterek, bu suyun yeniden kullanılmasının önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi.

Hurma Atıksu Arıtma Tesisi’nden elde edilen arıtılmış suyun tarımsal sulamada değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Gülebay, yağmur suyunun baraj ve göletlerde depolanmasının da kaynak yönetimine katkı sağlayacağını belirtti.

“Su çok kıymetli. Çocuklara bir şeyler bırakmak için el birliğiyle çalışmamız lazım.”

TARIMDA TUZLULUK TAKİP EDİLECEK

Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, su yönetiminde miktarın yanı sıra kalite unsurunun da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Antalya’nın karstik yapısı nedeniyle yüzeyde gerçekleştirilen faaliyetlerin yeraltı su kaynaklarını etkileyebildiğini belirten Irmak, Kırkgöz kaynaklarının stratejik önemine dikkat çekti. Teknik çalışmalar kapsamında yaklaşık 65 milyon metreküp suyun sistem içerisinde tutulabilme potansiyelinin bulunduğunu aktardı.

Demre, Kumluca, Finike ve Manavgat başta olmak üzere bazı bölgelerde tuzluluk baskısının arttığını belirten Irmak, Sulama Suyu Tuzluluk Risk Haritası hazırlamak için çalışma başlattıklarını açıkladı.

Sera çatılarından yağmur suyunun toplanarak kuyu suyuyla birlikte kullanılmasının sulama suyunun kalitesini artırabileceğini ifade eden Irmak, düdenlerin ve doğal drenaj sistemlerinin korunmasının da önem taşıdığını vurguladı.

İKİNCİ TOPLANTI 16 EYLÜL’DE

Antalya Su Diyaloğu’nun ilk toplantısında kentin su potansiyeli ve arz güvenliği, meteorolojik kuraklık, sürdürülebilir peyzaj, yerel yönetimlerde su yönetimi, tarımsal sulama, Korkuteli Sulaması’ndaki iyi uygulamalar, turizmde sürdürülebilirlik, su verimliliği ve gri suyun yeniden kullanımı gibi başlıklarda sunumlar yapıldı.

Diyaloğun ikinci toplantısı 16 Eylül’de gerçekleştirilecek. Bu buluşmada kentsel su yönetimi ile sanayi sektöründe su yönetimi ele alınacak.

Toplantılarda ortaya çıkan önerilerin, 23 Eylül’de yapılması planlanan Antalya Su Zirvesi’nde değerlendirilerek kentin su geleceğine yönelik ortak bir eylem çerçevesine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Kaynak: İHA