Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde iklim değişikliği, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybının birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi öğretim üyesi Doğanay Tolunay, 2026 yılında gerçekleştirilecek uluslararası çevre zirvelerinin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
“Antalya’daki COP31’e çok odaklandık”
Antalya Gündem'de yer alan habere göre, Tolunay, Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı COP31 gündeminin diğer önemli çevre toplantılarının önüne geçtiğini söyledi.
İklim değişikliği için Paris Anlaşması, biyolojik çeşitlilik için ise Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi bulunduğunu hatırlatan Tolunay, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik konularındaki uluslararası toplantıların da önem taşıdığını belirtti.
Tolunay, “Antalya’daki COP31’e o kadar odaklandık ki, 17-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında Ulan Batur’da toplanacak Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP17) ve 18-30 Ekim 2026 tarihleri arasında Erivan’da toplanacak Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nı unuttuk” dedi.
Üç sorun için ortak çözüm vurgusu
İklim değişikliği, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybının ekosistemler üzerindeki etkileri nedeniyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tolunay, korunan alanların artırılmasının ortak mücadelede önemli araçlardan biri olduğunu söyledi.
Tolunay, Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi kapsamında 2030 yılına kadar karasal alanlar, iç sular, kıyı ve deniz alanlarının en az yüzde 30’unun korunmasının hedeflendiğini aktardı.
Türkiye’de karasal alanların yaklaşık yüzde 10’unun koruma altında olduğunu belirten Tolunay, farklı koruma statülerinin aynı alanda bulunabilmesi nedeniyle kesin oranın belirlenmesinin güç olduğunu ifade etti.
Fethiye-Kaş hattına dikkat çekti
Tolunay, denizel korunan alanların oranının karasal alanlara göre çok daha düşük olduğuna da dikkat çekti.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından ilan edilen iki deniz parkının bu açıdan önemli olduğunu belirten Tolunay, Fethiye-Kaş arasındaki yeni Milli Park alanına da dikkat çekti.
Tolunay, deniz parklarının çölleşmeyle mücadeleye doğrudan katkı sağlamasa da iklim değişikliğiyle mücadele ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sunabileceğini ifade etti.





