Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, kentin turizm sezonunu yılın tamamına yayabilmesi amacıyla “Antalya’ya Gelmek İçin 365 Neden” başlıklı kapsamlı bir liste hazırladı. Doğadan tarihe, gastronomiden kültür-sanata kadar farklı deneyimlerin yer aldığı çalışma, Antalya’nın yalnızca yaz aylarında değil dört mevsim ziyaret edilebileceğine dikkat çekiyor.
Yavuz, Antalya’nın güçlü otel altyapısının yanı sıra sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerin 12 aylık turizm için önemli bir avantaj oluşturduğunu belirtti.
Hedef 365 gün turizm
Antalya’da turizmin 12 aya yayılmasının artık ortak bir hedef haline gelmesi gerektiğini belirten Yavuz, 2026 sonbaharında düzenlenmesi planlanan Uzay Kongresi ve COP31 gibi uluslararası organizasyonların kentin farklı yönlerini dünyaya tanıtmak açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Yavuz, Antalya’nın yalnızca deniz, kum, güneş ve her şey dahil otel konseptiyle tanımlanamayacağını belirterek, dağlardan antik kentlere, yaylalardan kanyonlara kadar geniş bir deneyim alanına sahip olduğunu vurguladı.
Ocakta tarih ve kış rotaları
“365 Gün Antalya” fikri kapsamında hazırlanan listenin ilk durağı ocak ayı oldu. Kış döneminde Tahtalı ve Saklıkent gibi noktalar öne çıkarken, Konyaaltı sahili, Kaleiçi, Hadrianus Kapısı, Hıdırlık Kulesi, Yivli Minare ve tarihi camiler ziyaret rotasında yer aldı.
Müzeler, tarihi çarşılar ve mağaralar da ocak ayının alternatifleri arasında gösterildi. Belek’te golf ve futbol kamplarının yanı sıra Türk hamamı, salep ve kestane gibi kış deneyimleri de listeye dahil edildi.
Şubatta Selçuklu ve sanat
Şubat rotasında Perge, Termessos ve Alanya Kalesi gibi tarihi noktaların yanı sıra Selçuklu döneminden kalan yapılar dikkat çekiyor. Alara Han, Şarapsa Han, Kargı Han ve Elmalı’nın tarihi dokusu da bu dönemde ziyaret edilebilecek yerler arasında bulunuyor.
Opera, bale, senfoni ve tiyatro etkinlikleri ile gastronomi atölyeleri, Türk kahvesi deneyimi ve köy kahvaltısı da şubat ayının kültürel seçenekleri arasında sıralandı.
Mart ve nisanda antik kentler
Mart ayı büyük ölçüde Antalya’nın antik kentlerine ayrıldı. Likya, Pamfilya ve Pisidya bölgelerindeki çok sayıda tarihi yerleşim, farklı rotalar halinde listede yer aldı.
Phaselis, Olympos, Myra, Arykanda, Limyra, Simena, Aperlai, Antiphellos ve Xanthos gibi merkezlerin yanı sıra daha az bilinen antik yerleşimler de mart rotasına dahil edildi.
Nisanda ise Patara, Selge, Syedra ve Alara gibi tarihi noktalar; Sarıhacılar, Ormana ve çeşitli yürüyüş güzergahlarıyla birlikte değerlendirildi. Düden, Kurşunlu, Manavgat ve Uçansu şelaleleri de bahar döneminin doğa rotaları arasında gösterildi.
Mayısta doğa ve macera
Havaların ısınmasıyla birlikte mayıs ayının ağırlık noktası doğa turizmi oldu. Göynük, Sapadere, Ahmetler, Köprülü ve Tazı kanyonları macera arayanların rotasında yer aldı.
Göller, göletler, ormanlar ve sulak alanlar da listeye dahil edilirken Geyikbayırı’nda kaya tırmanışı, Toroslar’daki yürüyüş parkurları, köy pazarları ve kuş gözlemi gibi etkinliklere dikkat çekildi.
Haziran yaylalara, temmuz koylara
Haziran ayında Toros yaylaları ön plana çıkarıldı. Feslikan, Gömbe, Gedevet, Üçoluk ve Söbüce gibi yaylalarda serin hava, Yörük kültürü, yöresel ürünler ve doğa deneyimleri önerildi.
Ayın ilerleyen bölümünde sahil rotaları da listeye dahil edilirken Lara, Kundu, Kadriye, Ilıca ve Çolaklı gibi merkezler yaz sezonunun başlangıç noktaları arasında gösterildi.
Temmuz ise büyük ölçüde deniz ve koylara ayrıldı. Kleopatra, İncekum, Adrasan, Suluada, Korsan Koyu, Çıralı, Ayışığı ve Gökliman gibi çok sayıda sahil noktası listede yer aldı.
Ağustosta deniz ve gökyüzü
Ağustos ayında Antalya’nın koyları ve plajlarının yanı sıra su sporları öne çıktı. Deniz kayağı, yelken, rüzgar sörfü, şeffaf kano, tüplü dalış ve sualtı fotoğrafçılığı gibi aktiviteler yaz rotasına eklendi.
Tandem yamaç paraşütü, zipline ve dolunayda tekne turu gibi farklı deneyimler de ağustos ayının seçenekleri arasında bulunuyor.
Eylülde spor ve üretim
Eylül ayı, doğa ve macera turizminin yanı sıra kültür-sanat etkinlikleriyle şekilleniyor. Likya Yolu ve Aziz Paul Yolu gibi uzun parkurların yanında dağ bisikleti, patika koşusu, kaya tırmanışı, rafting ve kanyon geçişi gibi aktiviteler sıralanıyor.
Aspendos’taki opera ve bale etkinlikleri, Side’de gün batımı, doğa fotoğrafçılığı ve çeşitli sanat atölyeleri de eylül rotasında yer alıyor. Tarım ve üretim tarafında ise tropikal meyve hasadı ve modern seracılık deneyimleri dikkat çekiyor.
Ekimde Antalya mutfağı
Ekim ayının öne çıkan başlıkları arasında tarımsal üretim ve gastronomi bulunuyor. Zeytin ve narenciye hasadı, bağbozumu, yayla elması, mantar üretimi ve yöresel otlar listenin önemli bölümünü oluşturuyor.
Tahinli piyaz, hibeş, Antalya şiş köftesi, cive, laba, kölle, ilibada sarması ve kabak tatlısı gibi yöresel lezzetler de gastronomi rotasına dahil edildi.
Altın Portakal Film Festivali, kitap fuarı, Antalya Turizm Fuarı ve Nekropol Müzesi gibi kültür etkinlikleri de ekim ayının seçenekleri arasında gösterildi.
Kasımda gastronomi ve sanat
Kasım listesinde Toros ve Akdeniz mutfağı öne çıkıyor. Keçi peyniri, Toros tulumu, köy tereyağı, ekşi mayalı ekmek, gözleme, yöresel otlar, Akdeniz balıkları, avokado, muz ve farklı bal ürünleri gastronomi deneyimleri arasında yer aldı.
Yörük kültürü, halk oyunları ve yöresel müzik etkinliklerinin yanı sıra Uluslararası Piyano Festivali, kültür merkezleri, tasarım fuarları ve el sanatları pazarları da kasım ayının kültür-sanat rotasını oluşturuyor.
Aralıkta kış güneşi
Yılın son ayında ise Antalya’nın kış güneşi ve şehir yaşamı öne çıkarılıyor. Karaalioğlu, Yavuz Özcan ve Atatürk Kültür parkları, sahil yürüyüşleri ve bisiklet rotaları kış döneminde yapılabilecek aktiviteler arasında yer alıyor.
Akvaryum ziyaretleri, kültür etkinlikleri, yeni yıl atölyeleri, konserler, sergiler, çocuk etkinlikleri ve yerel tasarım pazarları da aralık programında bulunuyor.
“365 Gün Antalya” hedefi
Recep Yavuz’un hazırladığı liste, Antalya’nın turizm potansiyelinin yalnızca yaz sezonuyla sınırlı olmadığını farklı başlıklarla ortaya koyuyor. Çalışmada yeni turizm değerleri oluşturmak yerine mevcut doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerin yılın doğru döneminde farklı deneyimlerle ziyaretçilere sunulması gerektiği vurgulanıyor.
Yavuz, Antalya’nın kayak merkezinden plajlarına, antik kentlerinden yaylalarına, kanyonlarından gastronomisine kadar her mevsim farklı bir ziyaret nedeni sunduğunu belirterek kentin “365 Gün Antalya” anlayışıyla tanıtılması gerektiğini ifade ediyor.





