Alanya Avokado Üreticileri Birliği Başkanı Hilmi Sevilgen, erken hasat edilen avokadonun üreticiye çok büyük darbe vurduğunu söyledi. Sevilgen, “Üreticiler olarak avokadonun fiyatının 60-120 lira arasında olduğunu kabul etmemiz lazım. Türkiye’de avokado tane ile alınıyor ve satılıyor. Dünyada avokado kilo ile alınıyor ve satılıyor. Örneğin 250 gram üzeri fiyat yayınlıyoruz. Fiyatı yayınlarken 250 gramlık fiyat üzerinden yayınlamıyoruz. 290 gram üzerinden fiyatını belirtiyoruz. Burada üretici kazanıyor. 250, 260 gram ürününü 290 gram ürün fiyatı üzerinden pazarlayabiliyor. Burada tüketici de kazanıyor. 300, 320 gram gelen 290 gramlık fiyattan alabiliyor” dedi.
“TİCARET AHLAKI SIKINTISI VAR”
Tarladan çıkan ürünün fiyatı ile ve üreticiye ulaşan ürünün fiyatı arasında büyük fark olduğu yönündeki eleştirilere katılmayan Sevilgen, “Serbest piyasa var. Bizde çok büyük bir sıkıntı var. Ahlak sıkıntısı var. Ticaret ahlakı ve fiyat ahlakını kast ediyorum” diye konuştu.
“AVOKADODA DÜNYANIN EN PAHALI YERİ TÜRKİYE”
Avokadoda dünyanın en pahalı yerinin Türkiye olduğunu açıklayan Sevilgen, “Dışarıda avokadonun kilosu 50 cent ile 1 dolar arasında. Yani 30-50 lira arasında. Bunun maliyeti olduğunu da düşünün. Buraya girişi 70-80 lira arasında. Burada ürüne 100-120 lira dersen dışarıdan zaten buraya müşteriyi çekeceksin. İthal avokadoda yüzde 50 vergi var ama ürün orada çok ucuza mal ediliyor. Adam 50 liraya mal ettiği ürüne yüzde 50 ekleyince 70 lira oluyor. Bizim ülkemizdeki çiftçilerimizin maliyetleri çok yüksek. Elektrik, su, gübre pahalı. İşçilik aldı başını gidiyor. Avokado en pahalı ürün diyoruz ama mecburen pahalıya satmamız lazım. Çünkü avokadonun kilosunu 40-50 liraya satacak olsak o zaman kimse üretim yapamaz” ifadelerini kullandı.
“ÇOK BÜYÜK OYUNLAR VAR”
Türkiye’de 25 civarında avokado çeşidinin bulunduğunu, ticari faaliyet olarak 10 çeşidinin olduğunu söyleyen Sevilgen, “Avokado lüks değil. Şu an bahçede 250 gram üstü avokadonun tanesi 30 lira. Bizim satışımız 35 lira. Karşı tarafın da 50-60 liraya alınması lazım. Bu ürünün en son eve girişi 100 lira olsun. 100 liraya çok kaliteli, besin değeri, vitamini, minerali, aroması, sağlıklı bir ürün tüketiyorsun. 100 liraya yemek olarak ne var? Tüketiciler avokadonun hasat dönemine iyi baksın. Sadece raflardan gidip avokado almasın. Burada çok büyük oyunlar var. Geçen ay erken hasat yapıldı. Bazı tüccarlar fiyat düşecek diye erken hasat yaptırıyor. Yağ oranı olgunlaşma seviyesine gelmeyen avokadoları hasat ettirip bu konuda çok bilgisi olmayan üreticilere olgunlaşmayan avokado veriyor. Daha sonra tüketici buzdolabına koyduğu avokadonun olgunlaşmadığını, karardığını görünce bunu çöpe atıyor. Bu da yerli üreticiye çok büyük darbe vuruyor” dedi.
“GERÇEK ÇİFTÇİ ŞU AN ÜRETİM YAPAMAZ OLDU”
Kontrolsüz avokado dikimi olup olmadığı sorulan Sevilgen, “Daha önceki yıllarda söyledim, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekler için belli bölgeleri seçmesi lazım. Bizim özel bölgelerimiz olması lazım. Desteklerin de gerçek çiftçiye verilmesi lazım. Örneğin muzla ilgili sıkıntımız vardı. 2010’da Türkiye’nin muz üretimi 90 bin ton. İthal edilen ürün 300 bin ton. Burada bir sıkıntı var. Tamamen muz üretebileceğiniz bir alanda muz üretemiyorsunuz ama ithal ederek getiriyorsunuz. Burada verilen destek çok önemliydi. Dışarıdan alınan her ürün cari açık olarak önüne çıkıyor. Burada bana göre yapılması gereken Anamur, Gazipaşa ve Alanya’daki çiftçilere destek verilmeli. Şimdi Manavgat’ta, Adana-Yumurtalık, Finike’de muz serası yapıldı. Balıkesir’de bile muz serası varmış. Bu bizim gerçek çiftçilerimizi yok eder. Manavgat’ta önceden pamuk yetiştirilen yere muz serası yapılırsa Yaylalı, Seki, Uğrak veya Gazipaşa bölgesindeki açık alanda üretim yapan çiftçiler zarara sokulmuş oluyor. Bu bölgelerdeki gerçek çiftçi şu an üretim yapamaz oldu. Ankara’da, İstanbul’da doktorluk, kuyumculuk yapanları burada çiftçi yaptık. Onların buna ihtiyacı yok. Burada destekler gerçek çiftçiye verilmeli ve bölge olarak ayrılmalı” diye konuştu.
“DIŞARIDA 70 LİRA, 150 LİRAYA NASIL SATACAĞIM?”
Avokado ihracatıyla ilgili konuşan Sevilgen, “Dışarıda 70-80 lira olan bir ürünü ben buradan 150 liraya nasıl satacağım? Şu an ihracat var. Bizim en çok ihracat yaptığımız ülkelerin birisi Rusya, Ukrayna’ydı. Bu ülkelere ihracat yapamıyoruz. Şu an Avrupa ülkesi olarak Belçika’ya yapıyoruz. Gürcistan üzerinden Rusya ve Türki cumhuriyetlere gönderdiğimiz Trabzon’da firmalarımız var” ifadelerini kullandı.
“SPORUN ALANYA’YA NE FAYDASI VAR? BİRİNCİ LOKOMOTİF TARIM”
Türkler’de açılması planlanan yeni toptancı hali konusunda da konuşan Sevilgen, “2016’da halin projesini aldık. Menderes Türel döneminde yapımına başlandı. Almış olduğumuz halin projesi şu an almış olduğumuz halin altında da bir projeydi. Size daha geniş, ferah, Avrupai bir hal vereceğiz dediler. Tamam dedik. Yeni hal yapılırken bizim fikrimiz alınmadı. Bize bir şey sormadılar. Bize sorduklarında eni 10 metre olsun, en az 3 soğuk hava deposu olsun dedik. Dükkanın önünde ve arkasında rampası olsun dedik. Onlar da kendi kafalarına göre bir proje çizdiler. Proje 2016’da elimize geçti. Projenin ne sundurması ne rampası ne arkasında muz işleme tesisi var. 2 soğuk hava deposu bire düşmüş. Dükkanının ön alanının genişliği de 8 metreden 6 metreye düşmüş. Bu şartlar altında itiraz ettik. 1 Kasım 2016 yılından itibaren beri mahkemeliğimiz. Bu yapılan yer Alanya’nın coğrafi yapısı olarak uygun değil. Alanya başından sonuna 80 kilometrelik bir alana sahip. Mazot 100 lira olmuş. Çiftçinin ürünü para etmiyor. Yeşilöz, Uğrak’taki bir üreticini Türkler’e nasıl gelebileceğini düşünün. Kaç paraya geleceğini, ürünün kaç liraya satılacağını bir de trafiği düşünün. Olması gereken bana göre Alanya’nın doğusunda ve batısında bir hal olmalı. Doğudaki doğuya, batıdaki batıya gelmeli. En iyi nokta başından beri hiçbir halcinin itiraz etmeyeceği Doğanay Otel’in üst tarafı vardı. Bana göre hala da yapılabilir. Oraya muhteşem bir hal yapılabilir. Konaklı, Payallar halcileri de çok memnun değil. Yapılan yer çok dar. Normalde 2016’da, 2017’de, 2018’de biz Türkler’de olacaktık ama 2026 oldu hala gitmedik. Şu ana kadar sonucu yakaladık. Nedir sonuç? Şu an gitmedik. Demirtaş ve Mahmutlar hali Mahmutlar tarafında bir yerde birleşsin, oraya yapılsın. Konaklı’da 33 tane, Payallar’da 44 tane toplam 77 tane hal var. 2 hal bir hal yapılsın. Çöpe gidecek diye bir yatırım yok. Hal yapılıyorsa bunu halciye soracaksın. Yapılan proje bizim ihtiyacımızı görmüyor. Şu an yapılan projenin bizi 50 yıl daha taşıması lazım. Doğanay Otel’in üstü değerlendirilse, yok bilmem spor tesisiymiş. Bana ne spordan. Zaten çiftçinin hepsi sabah namazla kalkıyor. Onlar da yapıyor sporu. Sporun Alanya’ya ne faydası var? Alanya’da birinci lokomotif tarım. Turizm, bir pandemi oldu, ne turizm ne inşaat kaldı. Herkes evine girdi. Evinden dışarıya çıkamadı. Tarım yine devam ediyor. Biz tarımı göz ardı edemeyiz” dedi.






