Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir lisede 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından Alanya’daki Eğitim Sen, Eğitim İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen ortak açıklama yaparak yaşanan olaya tepki gösterdi. Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki açıklamada önce konuşan Eğitim İş Alanya İlçe Başkanı Hüseyin Zeybek, “Evlerinden eğitim görmek için çıkan 11 öğrenci daha eğitim sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldı. Okul toplumdan ayrılmış bir ada değil. Çocukları okulun kapısından girdikten sonra göremeyiz. Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Onu besleyen nedenleri görmeden yalnızca sonucuna müdahale ederek çocuklarımızı koruyamayız. Yaşananları daha da vahim hale getiren ise bu okulun güvenlik açısından birinci derece riskli okul olarak nitelendirilmiş olması. Okulların çocuklarımız açısından riskli alanlar olarak sınıflandırılmış olması başlı başına üzerinde durulması gereken bir sorundur ancak madem bu okul birinci derecede riskli alan olarak ilan edilmişti o halde bu riskin gereklerini, güvenlik tedbirlerini neden alınmadığını da sormak üzerindeyiz. Daha okulun girişlinde dahi çocuklarımızın güvenliğinin sağlanmamış olması İçişleri Bakanlığı’nın ciddi bir zafiyetidir. Okullar açıldıktan bir hafta sonra yeni bakanlık kameraların önüne geçip güvenlik değerlendirmelerinin yapıldığını, risklerin tespit edildiğini ve gerekli önlemlerin alındığını açıkladı ve bir protokol imzaladı. Bu açıklamanın üzerinden 15 saat geçtikten sonra 11 öğrencinin yaralandığı silahlı bir saldırının yaşanması tam bir ciddiyetsizlik ve sorumsuzluktur. Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumda öğrenir. Bu yüzden mesele çocukların nasıl şiddetin faili hale geldiğidir. Mesele bir çocuğun eline silah geçene kadar devletin hangi mekanizmalarının devrede olduğudur. Mesele bir çocuk eğitimden uzaklaşıyorsa onu kimin takip ettiğidir. Mesele bir çocuk sosyal ve psikolojik açıdan risk altındaysa ona kimin ulaştığıdır. Mesele aile desteğe ihtiyaç duyuyorsa hangi kurumun o kapıyı çaldığıdır. Mesele şiddet riski ortaya çıktığında okulun, ailenin, sosyal hizmetlerin, sağlık sisteminin ve güvenlik birimlerinin haberdar olup olmadığıdır. Mesele bütün bunların sonunda bir çocuğun bir ateşli silaha nasıl ulaşabildiğidir” dedi.
“GÜÇLÜ BİR ÇOCUK KORUMA SİSTEMİMİZ YOK”
Eğitim Sen Alanya İlçe Başkanı Hüseyin Erdem de, “Hala çocuklarımız daha güvenli okula ulaşamadı. Umarım son olur. Milli Eğitim Bakanlığı’na soruyoruz. Okullarımızda neden yeterli sayıda rehberlik öğretmeni yok? Bakanlık olarak devamsızlığı artan, okulu ile bağı zayıflayan, eğitimden uzaklaşan veya davranışlarında ciddi değişiklikler gözlenen çocuklar için hiçbir şey yapmadığınız ortada. Bir çocuğun eğitim sistemi ile bağı zayıfladığında devletin o çocukla da mı bağı zayıflıyor? Eğer öyleyse ortada çok ciddi bir sorun vardır. Çünkü devletin sorumluluğu sadece sınıfta oturan çocuğu eğitmek değil. Eğitimden uzaklaşan çocuğu da yeniden kazanmak kamunun sorumluluğudur. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na sesleniyoruz. Risk altındaki çocukları olay yaşanmadan önce tespit edebilecek güçlü bir çocuk koruma sistemimiz yok. Eğitimden uzaklaşan, aile içinde ciddi sorunlar yaşayan, sosyal çevresinden kopan, şiddete maruz kalan ya da şiddete yönelme riski bulunan çocukları takip etmiyorsunuz. Okullar ile sosyal hizmet birimleri arasında gerçek anlamda çalışan erken uyarı mekanizması yok. Aile desteğe ihtiyaç duyduğunda o aileye zamanında ulaşamıyorsunuz. Manisa’da yaşanan saldırı da ne yazık ki tüm bunların açık kanıtı. Çocuk koruma politikası bir olay yaşandıktan sonra psikososyal destek ekibi göndermekten ibaret değil. Asıl mesele o çocuk silaha ulaşmadan, başka çocuklar yaralanmadan, hayatlar kararmadan önce o çocuğa ulaşabilmektir” diye konuştu.
“SORUMLULUĞU BİRBİRİNİZİN ÜZERİNE BIRAKMAYIN”
Hürriyetçi Eğitim Sen Alanya Şube Başkanı Birkan Şam da, “Çözüm çocuğu yalnızca öğrenci olarak değil, bir bütün olarak gören kamusal politikalardadır. Buradan protokol imzalayan bakanlıklara çağrımı açık ve net. Sorumluluğu birbirinizin üzerine bırakmayın. Müfettişler görevlendirmekle yetinmeyin. Çocuklarımız yaşamını kaybettikten sonra müdahale eden değil, yaralanmadan, ölmeden önce riski gören bir kamu politikası istiyoruz. Çocuk eğitimden uzaklaştığında dosyasını kapatan değil, kapısını çalan bir kamu düzeni istiyoruz. Aile sorun yaşadığında yalnız bırakan değil, destekleyen bir kamu düzeni istiyoruz. Şiddet riski ortaya çıktığında kurumların birbirine yazı yazmasını değil, birlikte harekete geçen bir kamu düzeni istiyoruz. Bir çocuğun eline silah geçtikten sonra değil, o silah eline geçtikten sonra tedbir alan bir kamu düzeni istiyoruz. Gerçek okul güvenliği budur” ifadelerini kullandı.



