Karadeniz'de deniz seviyesinin yükselmesi ve bazı kıyı bölgelerinde zeminin alçalması, kıyı güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, 2025 yılında yayımlanan bilimsel araştırmaya dikkat çekerek Trabzon, Amasra ve Gürcistan'ın Poti kentinde zemin çökmesi yönünde eğilimler tespit edildiğini açıkladı.
Araştırmaya göre Karadeniz'de bölgesel deniz seviyesi, 1993-2022 döneminde yılda ortalama 1,3 milimetre yükseldi. Bektaş, kıyılardaki değişimin yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını, tektonik hareketler ve yerel zemin oturmalarının da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Karadeniz'de deniz seviyesi yükseliyor
Muharrem Hilmi Erkoç, Uğur Doğan, Mehmet Simav ve İlay Farımaz tarafından hazırlanan çalışma, 2025 yılında Regional Studies in Marine Science dergisinde yayımlandı.
Araştırmada 1993-2022 dönemine ait uydu verileri, deniz seviyesi ölçüm istasyonlarının kayıtları ve uydu konumlama sistemi ölçümleri birlikte değerlendirildi. Sonuçlara göre Karadeniz'de bölgesel deniz seviyesi yılda ortalama 1,3 ± 0,6 milimetre yükseldi.
Bu değer, yaklaşık 29 yıllık dönemde ortalama 3,8 santimetrelik artışa karşılık geliyor. Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri ise deniz seviyesindeki değişimin bütün kıyılarda aynı şekilde gerçekleşmemesi oldu.
Trabzon, Amasra ve Poti'de çökme eğilimi
Çalışmada deniz seviyesindeki değişimlerin yanı sıra kıyı bölgelerindeki kara yüzeyinin düşey hareketleri de incelendi. Ölçümlerde Trabzon, Amasra ve Gürcistan'ın Poti kentindeki istasyonlarda zemin çökmesi yönünde eğilimler belirlendi. Bazı diğer istasyonlarda ise kara yüzeyinin yükseldiği tespit edildi.
Deniz seviyesinin yükseldiği bir bölgede kara yüzeyinin de alçalması, denizin karaya göre daha hızlı yükselmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle alçak kıyı kesimlerinde taşkın, kıyı erozyonu ve altyapı hasarı riskleri açısından önem taşıyor.
Bektaş: Dağlar Karadeniz'e doğru hareket ediyor
Prof. Dr. Osman Bektaş, araştırmada belirlenen yatay yer hareketlerine de dikkat çekti. Çalışmada Karadeniz kıyılarındaki ölçüm istasyonları için kuzeydoğu yönünde yılda ortalama 1,4 ± 1,7 milimetrelik yatay hareket hesaplandı.
Bektaş, bu bulguyu bölgedeki dağların Karadeniz'e doğru hareket etmesiyle ilişkilendirdi. Ancak ölçülen değer, istasyonların ortalama yatay hareketini gösteriyor. Bu sonuç, bölgedeki bütün dağların aynı hızla denize doğru hareket ettiği anlamına gelmiyor.
Kıyıdaki değişim sadece iklimle açıklanmıyor
Bektaş, sosyal medya paylaşımında kıyı güvenliği açısından tektonik deformasyonun ve yerel zemin oturmalarının da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
“Kıyıdaki deniz seviyesi değişimi sadece iklimle açıklanamaz! Kıyı güvenliği için tektonik deformasyon ve yerel zemin oturmaları mutlaka dikkate alınmalı.”
Deniz seviyesindeki yükselmede iklim değişikliğinin etkisi bulunurken, kara yüzeyinin denize göre alçalmasında tektonik hareketler ve yerel zemin oturmaları da rol oynayabiliyor. Bu nedenle farklı kıyı bölgelerinde aynı deniz seviyesi değişimi farklı sonuçlar doğurabiliyor.
Sahil yolu ve limanlar için risk değerlendirmesi
Karadeniz kıyılarında deniz dolgusu üzerinde bulunan yollar, limanlar, kıyı tesisleri ve yerleşim alanlarının uzun vadeli güvenliği açısından zemin hareketlerinin izlenmesi önem taşıyor.
Deniz seviyesindeki yükselmenin yerel zemin çökmesi, fırtına kabarması ve kuvvetli dalgalarla birleşmesi, alçak kıyı kesimlerinde su baskını ve erozyon riskini artırabiliyor.
Bununla birlikte araştırmada belirlenen milimetre düzeyindeki yıllık değişimler, belirli bir bölgede yakın zamanda çökme veya taşkın yaşanacağını tek başına göstermiyor. Risk değerlendirmelerinde yerel zemin yapısı, kıyı yüksekliği, dalga koşulları ve altyapı özelliklerinin birlikte incelenmesi gerekiyor.
Kandilli'nin deprem kayıtlarına dikkat çekti
Bektaş, Karadeniz kıyılarının tektonik yapısını değerlendirirken Kandilli Rasathanesinin 1900-2026 dönemine ait deprem kayıtlarını da gündeme getirdi.
Bölgedeki tarihsel depremler ve yükselmiş denizel taraçalar, yer kabuğunun uzun dönemli hareketlerini anlamak açısından önem taşıyor. Geçmişte deniz seviyesine yakın konumda oluşan kıyı yüzeyleri, tektonik hareketlerle daha yüksek seviyelere taşınarak denizel taraçaları oluşturabiliyor.
2025 tarihli araştırma da uydu ve yer ölçümlerinin birlikte değerlendirilmesinin kıyılardaki düşey ve yatay hareketlerin belirlenmesinde önemini ortaya koyuyor. Bektaş'ın uyarısı, Karadeniz kıyılarında iklim değişikliğiyle birlikte jeolojik süreçlerin de kıyı güvenliği çalışmalarına dahil edilmesi gerektiğine işaret ediyor.





