17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında Türkiye’de deprem gerçeği yeniden gündeme gelirken, Antalya’nın deprem tehlikesi ve yapı güvenliği de tartışılıyor. Uzmanlar, özellikle kıyı ilçelerinde zemin özellikleri ile mevcut yapı stokunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Antalya kent merkezinden geçen büyük ve yüzeye yakın aktif bir fay bulunmaması, kentin çevredeki fay sistemlerinden kaynaklanabilecek depremlerden etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor. Son yıllarda Akdeniz açıklarında meydana gelen depremler de bölgedeki sismik hareketliliği ortaya koyuyor.

Kaş’tan Gazipaşa’ya sismik hareketlilik

Antalya çevresinde son yıllarda dikkat çeken depremler arasında 19 Ekim 2021'de Kaş açıklarında meydana gelen 6,0 büyüklüğündeki deprem, 5 Ocak 2022'de Alanya açıklarında kaydedilen 5,3 büyüklüğündeki sarsıntı ve 25 Ocak 2023'te Kaş açıklarında meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki deprem bulunuyor.

29 Kasım 2024'te Gazipaşa açıklarında meydana gelen 4,8 büyüklüğündeki deprem de Alanya ve çevresinde hissedildi.

Uzmanlara göre Antalya'nın deprem tehlikesi tek bir fay üzerinden değerlendirilemiyor. Batıda Fethiye-Burdur Fay Zonu, güneyde ise Kıbrıs-Helen yayı ve Akdeniz'deki deniz içi tektonik sistemler kentin deprem riskinde dikkate alınması gereken yapılar arasında bulunuyor.

Batı Antalya için dikkat çeken uyarı

Akdeniz Üniversitesi Deprem Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ramazan Özçelik'in değerlendirmelerine göre deprem tehlikesi Antalya'nın batı sahillerine doğru artıyor.

Kemer, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş bu açıdan öne çıkan ilçeler arasında yer alıyor. Fethiye-Burdur hattındaki aktif fay sistemi ile Antalya-Kıbrıs arasındaki deniz içi faylarda meydana gelebilecek güçlü depremlerin Batı Antalya'nın yanı sıra kent merkezinde de hissedilebileceği belirtiliyor.

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ise Antalya'nın deprem tehlikesinin birden fazla tektonik unsur dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“Antalya çok bileşenli bir deprem tehlikesi taşır. Bu gerçek görmezden gelinemeyecek kadar açıktır.”

Zemin özellikleri hasarı etkiliyor

Deprem sırasında oluşabilecek hasarın yalnızca depremin büyüklüğü ve merkez üssüyle belirlenmediğine dikkat çekiliyor. Zeminin özellikleri de sarsıntının yapılara aktarılmasında önemli rol oynuyor.

Jeoloji mühendisi Dr. Koray Koç, Kaş, Demre, Finike ve Kumluca'yı deprem tehlikesinin yüksek olduğu ilçeler arasında değerlendiriyor.

Kaş'ın önemli bölümünün ana kaya üzerinde bulunması zemin açısından avantaj sağlayabilirken, Demre, Finike ve Kumluca'daki alüvyonlu kıyı ovaları ile yeraltı suyunun yüksek olduğu alanların ayrıca incelenmesi gerekiyor. Bu tür zeminlerde deprem dalgalarının büyümesi ve bazı bölgelerde sıvılaşma ihtimali yapı güvenliği açısından önem taşıyor.

Alanya’da yumuşak zemin uyarısı

Antalya'nın doğusunda ise Alanya'nın zemin özellikleri ve yapı stoku öne çıkıyor. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhittin Eren Uçkan, ilçenin önemli bölümünde yumuşak zeminlerin bulunduğuna dikkat çekiyor.

Uçkan'a göre deprem dalgaları yumuşak zeminlerde büyüyerek yapılara ulaşabiliyor. Bu nedenle Alanya'da yapı güvenliğinin değerlendirilmesinde bina özelliklerinin yanı sıra zeminin de dikkate alınması gerekiyor.

Özellikle kıyıya yakın, gevşek ve alüvyon karakterli zeminlerde bulunan yapıların risk durumunun yalnızca bina yaşı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor.

“Antalya’da deprem olmaz” düşüncesi

Uzmanların ortak değerlendirmeleri, Antalya'nın deprem riskinin kent merkezinden geçen tek bir aktif fay üzerinden ele alınamayacağı yönünde.

Kıyı ilçelerindeki zemin koşulları, Akdeniz açıklarındaki tektonik hareketlilik ve mevcut yapı stokunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilirken, deprem riskinin azaltılmasında yapıların incelenmesi ve gerekli güçlendirme çalışmalarının önem taşıdığı vurgulanıyor.

Kaynak: Haber Merkezi