Yeni Parti Alanya İlçe Teşkilatı Birinci Olağan kongresi Alanya Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Kongrede gündem mahallenin görüşmesinin ardından dilek ve temenniler bölümüne geçildi. Dilek ve temenniler konuşan İlçe Başkanı Bülent Kandemir, “Geçen hafta ön seçimimizi gerçekleştirdik. Akabinde, bir hafta sonra da delegelerimizle ilçe kongremizi gerçekleştiriyoruz. Bence bunlar arka arkaya olsaydı, cumartesi günü ilçe başkanlığı ön seçimini yapıp pazar günü de kongremizi gerçekleştirseydik çok daha güzel olacaktı. Önümüzdeki süreçte de inşallah bunu gerçekleştiririz. Çünkü yeni bir partiyiz. Yeni parti olunca da bazı şeyler yolda düzelir. “Göç yolda düzelir” diyelim. O nedenle ben de bu düşünceye gönülden, yürekten katıldığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

“ÜLKEMİZ ŞU ANDA YÖNETİLEMİYOR”

Kongreye katılanlarla ‘Kral Çıplak’ hikayesini paylaşan Kandemir, “Ben buradan ilan etmek istiyorum: Bizim ülkemiz şu anda yönetilemiyor
Ülkemiz şu anda maalesef Cumhurbaşkanlığı çevresindeki insanların Cumhurbaşkanına, “En büyük sizsiniz. Siz en büyük devlet adamısınız. Ülkemiz şöyle iyi, ülkemiz böyle iyi.” şeklindeki söylemleriyle yönetiliyor. Gerçekleri söylemek yerine, sürekli övgülerle bir tablo oluşturuluyor.
Aslında hepimiz aynı yolun içindeyiz. Uçurumdan aşağı gidiyoruz ama ön koltukta oturan üç-beş kişi hâlâ şoföre, “Sizden iyisi yok. Siz ancak başarırsınız. Siz bizi kurtarırsınız” diyor. Biraz sonra göreceğiz nasıl uçuruma sürükleneceğimizi. Hep beraber uçurumun dibine konulduğumuzda anlayacağız.

“ÜLKEMİZ TEK ADAM REJİMİYLE DURMADAN SAVRULUYOR”

Son günlerde hepinizin bildiği gibi ülkede bir fon krizi var. AKP'nin üst kesimindeki, sesini duyuramayan insanların bütün milleti soyduğunu görüyoruz. Fon adı altında bir soygun yapılıyor. Hiç kimsenin gıkı çıkmıyor. Ne bir denetim var ne de söz geçiren var. Geldiğimiz zaman kapıya kadıyı, kadıya mı şikâyet edeceğiz? Kadıyı kadıya şikâyet etmek zorunda kalıyoruz. Bu soygun karşısında gözlerimiz yaşlı bir şekilde televizyon izleyerek, “Ne olacak hâlimiz?” diye düşünüyoruz.
“Ne olacak hâlimiz?” diye düşünmek yerine diyoruz ki iktidar için harekete geçmek, iktidar olmak zorundayız. Ülkemiz, 2017 yılında getirilen tek adam rejimiyle maalesef durmadan savruluyor. Dış politikada savruluyor. Ekonomimiz yerle bir olmuş durumda. Tüketicimiz kan ağlıyor. Üreticimiz malını satamıyor.

“KİMSENİN SESİ ÇIKMIYOR”


Dış politikada öyle bir durumdayız ki NATO müttefikiyiz. Gidiyoruz, Rusya'dan S-400'leri alıp Türkiye'ye getiriyoruz. Amerika'dan alacağımız F-35'leri alamıyoruz. Amerika'ya verdiğimiz para 1,5 milyar dolar. Kimsenin gıkı çıkmıyor. Irak'ta tanımadığımız Kürt bölgesinden boru hatlarıyla petrol taşıyoruz. Bunun yüzünden milyarlarca dolar ceza yiyoruz. Kimsenin sesi çıkmıyor.

“UÇURUMUN DİBİNE GİDİYORUZ”


Öyle bir duruma geldik ki bunların hesabını sorabilmek için Ulu Önder Atatürk'ün 1923 yılında kurduğu Cumhuriyet'in bütün değerlerini elden aldılar. Bütün denetim noktalarını yok ettiler.
2017'den beri tek adam rejimiyle ekonomide, dış politikada ve iç politikada hızla uçurumun dibine gidiyoruz. Hâlâ birileri diyor ki: “Yaparsa ancak Cumhurbaşkanı yapar.” Gelin onu benim kuranıma anlatın. Belki buradan alıp götürecekler, onu da bilmiyorum. Ama biz böyle bir korku içinde yaşıyoruz.

“GÜLDÜRDÜ DİYE İNSANLARI MAHKUM EDİYORLAR”


Her gün operasyon yapılıyor. İnsanı güldürdü diye insanları mahkûm ediyorlar bu ülkede. İnsanlarımız zaten gülemiyor. Bırakın hiç olmazsa mizah sayesinde gülsünler. Hayır, sizin bu ülkede halkın, Türk halkının gülmesi yasak. Güldüreni hapse atıyorlar. Gülersek belki üç gün sonra bizi de hapse atacaklar. Ama gülmek devrimci bir eylemdir. Hep beraber gülmeye devam edeceğiz. İnançla gülmeye devam edeceğiz.

“YOLSUZLUĞUN DAHA BÜYÜKLERİNİ ÜRETTİLER”


Yolsuzluk diye geldiler. “Yolsuzluğu önleyeceğiz.” dediler. Yolsuzluğun daha büyüklerini ürettiler.
Biz şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti'nde fonlayarak soyulduğumuzu bilmiyorduk. 500 bin kişinin fon mağduru olduğu söyleniyor. 100 milyar liraya yakın kayıt olduğu belirtiliyor. Bazıları içinizden, “İyi ki ben o 500 bin kişinin içinde değilim.” diyebilir. Hayır, öyle değil. O 100 milyar liralık borcu sen, ben, hepimiz ödeyeceğiz. Çünkü üç gün sonra diyecekler ki devlet bankaları bu zararı karşılasın. O zararlar bizim cebimizden çıkacak. Hepimiz borcun altında kalıyoruz.
Sakın, “Sadece 500 bin kişi mağdur.” demeyin. Hayır. Hepimiz o paraları alıp kaçanların mağduruyuz. Çünkü o paralar bizim cebimizden çıkacak. Çocuğunuza harcayabileceğiniz parayı onların borcu için harcayacaksınız.

“KURULDUĞU GÜN ANAMUHALEFET OLAN BAŞKA BİR PARTİ YOK”


Türkiye Cumhuriyeti boyunca yapılan köprüleri, en son çaresiz kaldılar, satıyorlar. Yolları satıyorlar.
“Biz satmıyoruz, kullanım hakkını devrediyoruz.” diyorlar. Evinizdesiniz. Tuvaletinizin, banyonuzun kullanım hakkını iki kişiye verdiniz. Her tuvalete gittiğinizde o kişilere para vermek zorundasınız.
Bundan sonra bu böyle bilinsin. Bu gerçekler de böyle bilinsin. Biz yeni bir partiyiz. Yeni bir partiyiz ama nasıl bir partiyiz? Daha önce örneği yok. Kurulduğu gün ana muhalefet olan başka bir parti yok. Yeni parti böyle bir parti. Kurulduğu gün ana muhalefet partisi oldu. Ciddi bir şekilde, bütün kamuoyuna mal olmuş bir parti olarak yoluna devam ediyor. Bu parti iktidar olacak. Harekete geçmek, tek çare mücadele etmek. Evlerde oturarak, birbirimizi aldatarak, “Şöyleydi, böyleydi.” diye yakınarak olmaz. Harekete geçeceğiz. Nasıl harekete geçeceğiz? Nasıl ki milletimiz yeni partiyi kurmak için harekete geçtiyse, “Yeni parti kurun, yeni parti kurun.” dediyse, Özgür Özel Genel Başkanımız ve genel merkezimiz yeni partiyi kurdu. Bizler de koşa koşa üye olduk.

“İLK YIL HEDEFİMİZ 10 BİN ÜYEYE ÇIKMAK”


Partimizi büyüttük. Alanya'dan örnek vereyim.
Biz 24 Mart'ta, eski partimizden istifa ederek yeni partiye geçtik. Ağlayarak da, sızlayarak da olsa bu kararı aldık. Şu anda arkadaşlar, bu kadar kısa bir sürede 2 bin 400 üyeye ulaştık. Dört beldede açılmış ofislerimiz var. Seçim ofisi demiyorum, belde ofislerimiz var. Bütün beldelerde örgütlenmemizi tamamladık. Mustafa abi az önce mahalle temsilcilerinden bahsetti. Mustafa abi haklı. Biz yeni bir partiyiz. Bu kongremizden sonra bütün mahallelerde mahalle temsilcilerimiz yeniden tescil edilecek. Bütün mahallelerde üyelerimiz yenilenecek. Benim ilk yıl içerisindeki hedefim 10 bin üyeye çıkmak. Bunları da sizlerin sayesinde başaracağımıza inanıyorum. Ülkemizi öyle bir hâle getirdiler ki artık seçilemeyeceklerini biliyorlar. Seçilemeyeceklerini bildikleri için bir anda çocuk katillerine af çıkarmaya başladılar.

“HEDEFİMİZ DEMOKRATİK TÜRKİYE”


Çocuk katiline İmralı'da villa yapıyorlar. Çocuk katiline, bu ülkeye 50 bin şehit vermiş insanın karşısında statü vermeye kalkıyorlar. Kabul edecek miyiz? Kabul edemeyeceğiz tabii ki. Çünkü şunu biliyoruz: Tek amaçları kendi koltuklarını devamlı sağlayabilmek. Aslında düşündükleri barış değil, düşündükleri ülkenin önünü açmak değil. Tek istedikleri, o koltukların devamını sağlamak. Ama o koltukların daha da onların altında kalmasına izin vermeyeceğiz.
Değerli arkadaşlar, yeni parti olarak bazı hedeflerimiz var. Nedir bu hedeflerimiz? Ben onları size saymak istiyorum: Demokratik Türkiye.
Adil ve özgür Türkiye. Üreten ve zenginleşen Türkiye. Kimseyi geride bırakmayan Türkiye.
Güçlü ve güvenli Türkiye. Evlatlarına gelecek sunan Türkiye. Makamların emanet sayıldığı bir Türkiye.

“ÖNÜMDE BÜYÜK BİR SORUMLULUK VARDI”


Geçen hafta ilçe ön seçimini yaptık. İlçe başkanı olarak tek aday olarak girdim. Örgütün büyük teveccühüyle tek aday olarak çıktım. Bununla beraber önümde büyük bir sorumluluk vardı. Nedir bu sorumluluk? Yönetim kurulu oluşturacaksınız. Çok talep var. Bizim diğer partiler gibi 50-60 kişilik yönetim kurulu yazıp, herkesten şu kadar para isteyecek bir durumumuz yok. Biz mecburen kurallara uyuyoruz, yönetmeliğimize uyuyoruz. Bize belirtilen 24 kişilik yönetim kurulunu 2 bin 400 kişiden seçmek o kadar zor ki arkadaşlar.


Ben de şöyle bir karar aldım. Sizlerin de desteğine sığınarak bunu buradan ifade etmek istiyorum.
Üç yıldır yol yürüdüğüm arkadaşlar var. Gece demedik, gündüz demedik. Yer içinde çalıştık, sokaklarda çalıştık. En sonunda yeni partimizi kurarken yine beraber hareket ettik. Az önce izlediğimiz görüntülerde yeni binamızı yaparken de beraber hareket ettik. Ben dedim ki: “Bülent, yola çıktıklarını yolda bulduklarınla değiştiremezsin.” Ben bu ekiple geldim. Bu ekiple gideceğim. Ben bir yıl önce burada söz vermiştim. Bir daha sizin karşınıza ilçe başkan adayı olarak çıkmayacağım diye. Ama kader bizi buraya getirdi. Yine mecburen geldim. Buraya bir daha ilçe başkanı seçilmek için geldim. Umut ediyorum ki ben sizin karşınıza bir daha ilçe başkanı olmak için çıkmayayım. Yani benim artık gerçekten bu işim çok olmaya başladı. Yetiştirdiğim arkadaşlar var. O yüzden bana üzülecek arkadaşlarım var, bana kızacak arkadaşlarım var.

“BÜTÜN MAHALLELERDE ÖRGÜTLENMEK İSTİYORUZ”


“Hiç değişiklik yapmadım.” diyecekler. Evet, yapmadım. Bu dönemde ben ekibimle beraber hareket etmek istiyorum. Çünkü önümüzde çok uzun bir yol var. Çok kısa süre içerisinde, az önce açıkladım, 10 bin üyeye çıkmak istiyoruz. Bütün mahallelerimizde örgütlenmek istiyoruz. Şu anda bizim şöyle bir yönetim sistemimiz var: Benim şu anda beş tane bölge temsilcim var. Beş bölgemizde binalarımız var. Beş bölgemizde yöneticilerimiz var. Bunları bu ilçe kongresinden sonra tekrar resmileştireceğiz. Tekrar karar alacağız. Şöyle düşünüyorum. Bunu daha önce de ifade etmiştim: Biz Alanya'yı bir il olarak görüyoruz. Demirtaş'ı ilçe, Mahmutlar'ı ilçe, Kestel'i ilçe, Konaklı'yı ayrı bir ilçe, Avsallar'ı ayrı bir ilçe olarak görüyoruz ve yönetimimizi buna göre şekillendireceğiz. Biz şu anda hazırız.
Mesela yarın il oldunuz. Bizim beş tane bölgemiz hazır. Ben o beldelerin hepsinde 12'şer kişilik yönetim oluşturacağım ve başlarında bir tane başkan olacak. İlçe toplantısında, ilçe yönetiminde bütün başkanlarım da bizimle beraber katılıp kararlara ortak olacaklar ve kararlara imza atacaklar. Bizim 24 kişilik yönetim kurulumuz, yedekleriyle beraber 48 kişi; beş de bölge başkanlarımızı koyun, 53 kişilik bir yönetim olarak karşımıza çıkmış durumdayız. Son olarak şunu da ifade etmek istiyorum: Üç yıl önce, ağustos ayında buraya gelip “Yerel iktidarı alacağız.” demiştim. O zaman belki sadece ben inanıyordum. Sonra yönetimim inandı. Sonra sizler inandınız. Sonra Alanya inandı. Yerel yönetimi aldık. Ve şu anda diyorum ki: Biz iktidar olacağız. İktidar olmaya geliyoruz” dedi.

Muhabir: Erkan UYSAL