Meme kanseri tedavisinde geliştirilen yeni bir genetik test, bazı hastaların kemoterapiye ihtiyaç duymadan güvenle tedavi edilebileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu gelişmenin dünya genelinde meme kanseri tedavi yaklaşımlarında önemli değişikliklere yol açabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtiyor. The Guardian'da yer alan habere göre, meme kanseri tedavisinde tümörün cerrahi yöntemlerle çıkarılmasının ardından ek tedavi süreci başlıyor. Hastalığın yeniden ortaya çıkma riskinin bulunduğu vakalarda ise kemoterapi uygulanıyor. Kemoterapi tedavisi birçok hasta için önemli faydalar sağlasa da saç dökülmesi, mide bulantısı, yoğun yorgunluk, uyku bozuklukları ve cilt sorunları gibi çeşitli yan etkilere neden olabiliyor. Bazı hastalarda ise kısırlık, erken menopoz ve uzun vadeli bilişsel etkiler gibi kalıcı sağlık sorunları görülebiliyor.

GENETİK TESTLE DAHA HEDEFLİ TEDAVİ

Geliştirilen yeni genetik test, hangi hastaların kemoterapiden gerçek anlamda fayda göreceğini daha doğru şekilde belirleyebiliyor. Böylece gereksiz kemoterapi uygulamalarının önüne geçilmesi ve tedavinin hastaya özel planlanması hedefleniyor. Uzmanlar, test sayesinde düşük risk grubunda yer alan hastaların kemoterapi almadan da başarılı şekilde tedavi edilebileceğini ve bunun hem yaşam kalitesini artıracağını hem de sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltabileceğini ifade ediyor.

OPTIMA ÇALIŞMASININ SONUÇLARI

University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen Optima çalışması, İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland'da yeni teşhis konulan 4 binden fazla meme kanseri hastasını kapsadı. Araştırma sonuçları, genetik testte düşük risk skoru elde eden hastaların yalnızca hormon tedavisiyle başarılı şekilde tedavi edilebildiğini ortaya koydu. Bulgular, kemoterapinin her hasta için gerekli olmadığını ve tedavi planlamasında genetik analizlerin önemli rol oynayabileceğini gösterdi.

Meme Kanseri-1

TEDAVİ KILAVUZLARINDA DEĞİŞİM İHTİMALİ

Uzmanlar, elde edilen verilerin gelecekte meme kanseri tedavi kılavuzlarının güncellenmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Araştırma sonuçlarının, daha kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının yaygınlaşmasına ve gereksiz kemoterapi uygulamalarının azaltılmasına yardımcı olabileceği değerlendiriliyor. Meme kanseri tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek bu gelişme, hem hastaların yaşam kalitesinin korunması hem de tedavi süreçlerinin daha etkin yönetilmesi açısından dikkat çekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi