Bu yıl bereketsiz bir yıl. Hayatımda Alanya turizminin bu kadar bitme noktasına geldiğini hiç ama hiç görmemiş, duymamıştım. Alanya'da bir çok turistik tesis kapısını açmazken, açılan tesislerde bir bir kapanıyor. Alanya'da açık olan tesislerdeki doluluk oranı da yüzde 10 oranında. Bu tesislerde de bir gecelik tatil sudan ucuz. Bir hafta tatil imkanı sunuyorlar, karşılığında 300 TL ücret istiyorlar. Yani bu parayla İstanbul'a bile gidemezsiniz ama otelciler size tesislerini bedavaya açıyorlar. Onların bir tek amacı var, şehirde canlılık olsun. Turizmci, 'Eş, dost alışverişte görsün' diyorlar. Yani turizmci de 2016'dan umudunu kesti.
Turizmcinin turistik tesisleri boş ama çarşı da ondan kalır bir yanı yok. Bir zamanlar çarşıda adım atacak yer bulamıyorduk ama bugün Alanya Çarşısı'nda insan arıyoruz. Akşam oluyor, Atatürk Caddesi'nde bir çok dükkan hava karardığında kapanıyor. Çünkü otellerde turist yok ki, çarşıda olsun. Esnaf gününü kurtarmanın derdine düşmüş. Bu yıl kirayı kurtarabilir miyim diye çarşıda hesap yapan onlarca esnafımız var. Bu yıl esnafın işi zor. Böyle giderse ne kira çıkar, ne elektrik ve su, ne de personel gideri. Böyle giderse esnaf cebinden harcama yapacak. Geçen yıllardan birikimi olan esnaf cebinden yiyecek ama ya olmayan esnaf? Ben bu yıl iflas edeceklerin haddi ve hesabını yapamıyorum, siz yapabiliyor musunuz? Benim esnafım çarşıda kan ağlıyor, turizmci tesisine kilit vuruyor. Alanya'nın derdi turist, iş ve aş ama ya Ankara'nın derdi? Ankara'nın derdi Rusya, Amerika ve Almanya. Ankara'dakiler, Alanya'nın içler acısı durumunu görmüyorlar. Ankara'dan bakınca Alanya çok zengin bir şehir gibi görünüyor. Ankara'nın istatistikleriyle Alanya'nın istatistikleri tutmuyor. Çünkü Alanya-Gazipaşa ve Antalya Havalimanı'na her inen kişiyi Ankara turist sanıyor. Onlar havalimanlarına gelenlerle Alanya'da oteller doluyor, esnaf keyf yapıyor diyorlar kanımca kararımca. Ama evdeki hesap çarşıda tutmuyor. Çünkü Ankara'dan bakınca Alanya'da her şey güllik gülistanlık gözüküyor ama Alanya'da işler öyle değil. Bence Ankara'da turizme bakanlar koltuklarında oturmak yerine gelsinler, Alanya'nın halini görsünler. Esnaf evine ekmek götürecek parayı bile kazanamıyor.
Alanyalı esnaf kan ağlıyor, turizmci kendi derdiyle dertleşiyor, dertlerini anlatacak bir Turizm Bakanı bile bulamıyor. Ankara'dakilerin derdi koltuk, Alanya'dakilerin derdi de ekmek.
Ankara, bu gidişata çözüm bulsun. Avrupa'dan turistleri Alanya'ya akıtamıyorsa, paraları akıtsın, esnafa moral versin.
Ankara bu işe bir çözüm bulsun, esnafın banka kredilerini, devlet kurumlarına ödeyeceği SGK ve Vergi borçlarını iki yıl ötelesin. Esnafın ve esnafların yanında çalışan personellerin kredilerini ötelesin ve 5 yıl faizsiz ve 3 yıl sonra ödemeli kredi imkanı sunsun. Eğer Ankara, Alanya'nın içindeki ekonomik tabloya çözüm bulmazsa, Alanya'da satılmadık arsa, elden çıkarılmadık tesis ve iflas etmeyen esnaf da kalmaz. İnşallah bu yazdıklarımızın tersi olur da biz Ankara'dan özür dileriz. Bizim tek dileğimiz otellerin dolması, esnafın iş yapması. Bizim tek derdimiz insanların mutlu ve huzurlu iş yaparak, güler yüzle gezmeleri. Ama bir çalışan olarak ben bile esnafın durumunu düşünmekten gülemiyorsam, Alanya'nın işi çok ama çor zor demektir.
Ankara sesimizi duy, Alanyalının imdadına yetiş.