Türkiye; geçmişi ile gurur duyan, geleceğe yönelik askeri, bilimsel, teknolojik hedefleri bulunan bir şanlı bir devlet. Bu sözlere ne içeriden, ne dışardan karşı çıkan yoktur. Bu millet tırnakları ile kazıyarak, cesareti, adaleti ile nam salmış bir neslin varisi. Bu milletin ceddinde örselenmek bulunmasa da, ‘çöplük’ gibi kullanılmasına vicdanı olan hiş kimse razı gelmez, gelmemeli de...

"Geri dönüşüm" adı altında Türkiye, Avrupa’nın ekonomik olarak da gelişmişlik sergileyen ülkelerinin çöplerine neden bir talip oluyor? Bir yandan hurda gemilerini alıp işliyoruz, diğer yandan envai türlü çöplerini; ‘Mal bulmuş mağribi gibi’ alıp işliyoruz. Birileri bu işten gemisini yürütüyor ama pisliğini milletçe çekiyoruz.

Hem mümbit topraklar ve su kaynakları, hem de doğa kirleniyor. Balıklardan, kuşlara yaşam döngüsü tehdit altında ve sermayenin bunu önemsediği yok. Çevre Bakanlığı'nın bu işlere izin verirken kimi ne kadar önemsediği zaten aşikar.

Uluslararası verilere göre Türkiye yılda yaklaşık 15 milyon tonu aşan atık ithalatı ile Avrupa'dan en çok çöp alan ülke. Yani demem o ki, küresel çöp ticaretinin rotası ülkemize kaymış durumda. Başta İngiltere, Almanya, Hollanda ve Belçika belki de İsrail bile çöplerini bize gönderiyor. İthal edilen bu çöplerin büyük bir bölümünün plastik ve hurda metallerden olduğunu bir daha gördük. Alanya başta olmak üzere turizm bölgelerinde sahiller plastik atıklarla dolup taştı.

Bu ithalatı yapan, izin veren güya işleyen ortada yok, eleştirilirken adını anan yok. Ama kıyıda, koylarda, bu atıklar görününce suçla belediye.. Elimizi vicdanımıza koymamız gerekiyor. Her şeyden evvel bu konuda haksız yere suçlanan belediyelerden, Alanya başta olmak üzere bir özür dilemek gerekmez mi? O özürden sonra çöpleri getiren ve getirteni usulünce eleştirmek gerekmez mi? (işin siyasi tarafına bakmadan, çöpçülüğü yapana karşı partizanca bakmadan). Eğer yanlış kişi ve kurumlar suçlanmaya devam ederse O çöp ithalatçıları gemilerini yürütmeye devam eder. Bir bakmışız çöplükte yaşar hale gelmişiz. İşte o zaman turizmi görürüz.

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ilk etapta ithal çöp işleyenlere yönelik denetimleri sıklaştırıp tüm atıkları temizletmeli, ardından siyasi ve ticari ilişi yumağından etkilenmeden Türkiye’de ithal çöpçülük yasaklamalı. Çöpçülükten haz alan o iş insanları-siyasiler ayrıştırmayı çöp kiminse o ülkede yapsınlar, vesselam.