Antalya'da düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi'nde çocukluk çağı lösemilerinin tedavisinde ulaşılan başarı oranları dikkat çekti. Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, özellikle B hücreli lenfoblastik lösemide tedavi başarısının yüzde 85-90'ın üzerine çıktığını açıkladı. Kongrede ayrıca yapay zekânın hematoloji alanındaki kullanımı, kök hücre nakilleri, CAR-T tedavisi ve kansızlığın erken teşhisi gibi önemli konular ele alındı.

Türk Hematoloji Derneği tarafından 3-7 Kasım tarihleri arasında Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezinde düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi, Türkiye'den ve farklı merkezlerden bin 200'ü aşkın katılımcıyı buluşturdu. Kongre kapsamında 34 oturum gerçekleştirilirken, bilimsel değerlendirmeler sonucunda 346 bildiri kabul edildi.

Kongre sonunda düzenlenen basın toplantısında Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, İkinci Başkan Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, Genel Sekreter Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu ve Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan, hematoloji alanındaki bilimsel gelişmeleri değerlendirdi.

ÇOCUKLUK ÇAĞI LÖSEMİSİNDE BAŞARI ARTTI

2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında çocukluk çağı lösemilerindeki tedavi gelişmelerine dikkat çeken Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, özellikle B hücreli lenfoblastik lösemide önemli başarılar elde edildiğini söyledi.

Tanı yöntemlerindeki ilerlemeler, yeni tedavi seçenekleri ve farklı uzmanlık alanları arasındaki iş birliğinin tedavi sonuçlarını olumlu etkilediğini belirten Ünüvar, şu açıklamada bulundu:

"Lösemili çocuklarımızın büyük bir bölümünü başarıyla tedavi edebiliyoruz. Örneğin, lenfoblastik löseminin özellikle B hücreli tiplerinde yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde edilebiliyor."

Tedavi başarısının hastanın risk grubuna, tedaviye verdiği yanıta ve laboratuvar sonuçlarına göre değişebildiğini belirten Ünüvar, Türkiye'deki merkezlerin gelişmiş ülkelerdeki önemli sağlık kuruluşlarıyla benzer başarı düzeylerine ulaştığını ifade etti.

Lösemi tedavisinde yalnızca hastalığın ortadan kaldırılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Ünüvar, çocukların uzun vadeli sağlık durumlarının da takip edilmesi gerektiğini söyledi. Tedavinin ilerleyen dönemlerde oluşturabileceği etkilerin izlenmesi ve çocukların yaşlarına uygun ihtiyaçlarının gözetilmesinin önemine dikkat çekti.

YAPAY ZEKA TANIDA KULLANILIYOR

Kongrenin önemli gündem maddelerinden biri de yapay zekânın hematoloji alanındaki kullanımı oldu.

Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, yapay zekânın hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde giderek daha fazla kullanılacağını ancak hekimlerin yerini alamayacağını belirtti.

Dernek bünyesinde geçen yıl Yapay Zekâ Bilimsel Alt Komitesi kurulduğunu açıklayan Mehtap, hastalıkların tanısına yardımcı olacak modeller üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Komite tarafından hazırlanan dört bildirinin Amerikan Hematoloji Derneği (ASH) kongresinde kabul edildiğini de aktardı.

Yapay zekanın laboratuvar incelemelerinde hücrelerin tanınması ve ilaçların birlikte kullanımından kaynaklanabilecek yan etkilerin değerlendirilmesi gibi alanlarda kullanılabildiğini belirten Mehtap, sistemlerin henüz tamamen güvenilir olmadığını vurguladı.

"Yapay zekâ hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde giderek daha fazla kullanılacak gibi görünüyor. Ancak bu, hekim olmadan yapay zekânın her şeyi yapabileceği anlamına gelmiyor. Hastalık dinamik bir süreç. Sabah gördüğümüz bir hastanın durumu bir iki saat içerisinde değişebiliyor."

Periferik yayma incelemelerinde yapay zekadan yararlanılabildiğini ancak sistemlerin hücreleri tanıma konusunda dahi hata yapabildiğini belirten Mehtap, bu teknolojilerin dikkatli ve hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini ifade etti.

TÜRKİYE'DE 4 BİN 215 KÖK HÜCRE NAKLİ

Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, Türkiye'de 2025 yılında gerçekleştirilen kök hücre nakillerine ilişkin verileri paylaştı.

Ateşoğlu'nun açıklamasına göre, 2025 yılında Türkiye'de 1681'i allojenik, 2534'ü otolog olmak üzere toplam 4 bin 215 kök hücre nakli gerçekleştirildi.

Hematopoetik kök hücre naklinin hastanın kendi hücrelerinden veya uygun bir vericiden alınan hücrelerle yapılabildiğini belirten Ateşoğlu, allojenik naklin akut lösemi, dirençli lenfoma, aplastik anemi ve bazı genetik hastalıkların tedavisinde kullanıldığını söyledi.

Nakil sürecinde uygun vericinin bulunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Ateşoğlu, bağışçıların özellikle kök hücrelerin toplanacağı son aşamada kararlarından vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı.

CAR-T TEDAVİSİNDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Kanser tedavisinde yeni nesil yöntemlerden CAR-T hücre tedavisine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, Türkiye'deki bazı merkezlerde bu alanda çalışmaların başladığını ancak yöntemin henüz rutin tedavi olarak uygulanmadığını belirtti.

CAR-T tedavisinde hastanın kendi bağışıklık sistemi hücrelerinden olan T hücrelerinin alındığını anlatan Ateşoğlu, bu hücrelerin kanser hücrelerini tanıyıp onlarla mücadele edebilecek şekilde yeniden düzenlenerek hastaya geri verildiğini söyledi.

Özellikle kemoterapiye yeterli yanıt vermeyen bazı hastalar için önemli bir seçenek olarak değerlendirilen CAR-T tedavisinin Türkiye'de yaygınlaşmasının önemine işaret etti.

KANSIZLIKTA NEDENİ BELİRLENMEDEN DEMİR KULLANILMAMALI

Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan ise kansızlık olarak bilinen aneminin farklı hastalıkların belirtisi olabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.

Aneminin en yaygın nedeninin demir eksikliği olduğunu söyleyen Eşkazan, B12 ve folat eksikliklerinin yanı sıra böbrek hastalıkları, iltihabi hastalıklar ve kemik iliği yetmezliğinin de kansızlığa neden olabileceğini ifade etti.

Kansızlığın altında yatan neden araştırılmadan demir takviyesi kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Eşkazan, doğru tedavi için öncelikle tanının netleştirilmesinin önem taşıdığını söyledi.

Özellikle daha önce yaşanmayan veya giderek artan halsizlik, yorgunluk ve bitkinlik şikâyetlerinde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini belirten Eşkazan, her kansızlık türünün yalnızca beslenme değişikliğiyle giderilemeyeceğine dikkat çekti.

YENİ KANSER İLAÇLARI İÇİN UMUTLU BEKLENTİ

Hematolojik hastalıkların gelecekteki tedavi yöntemlerine ilişkin konuşan Prof. Dr. Özgür Mehtap, son yıllarda hedefe yönelik ilaçlar ve hücresel tedavilerde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.

Küçük moleküllü ilaçların yanı sıra birden fazla hedefe yönelik antikor tedavilerinin geliştirildiğini belirten Mehtap, CAR-T teknolojileri ve yapay zekâ destekli ilaç geliştirme çalışmalarının da hız kazandığını ifade etti.

Genetik verilerin bilgisayar ortamında analiz edilmesiyle hangi ilacın hangi hasta grubunda daha etkili olabileceğine yönelik araştırmalar yapıldığını kaydeden Mehtap, önümüzdeki 10 yılda tedavi seçeneklerinin önemli ölçüde artmasını beklediklerini dile getirdi.

"Önümüzdeki 10 yıl içerisinde sağ kalımı ciddi derecede artıracak yeni ilaçların sayısının artacağını net şekilde görüyorum."

SÜT ÇOCUKLUĞU LÖSEMİSİNDE BAŞARI YÜZDE 90'I GEÇTİ

Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, çocukluk çağı kanserlerinde hedefe yönelik tedavilerin sağladığı ilerlemeye de dikkat çekti.

Süt çocukluğu lösemisinde geçmişte yüzde 40-50 seviyelerinde olan tedavi başarısının, geliştirilen hedefe yönelik tedaviler sayesinde yüzde 90'ın üzerine çıktığını belirten Ünüvar, bu gelişmenin özellikle riskli hasta grupları açısından önemli olduğunu söyledi.

Türkiye'deki hekimlerin dünyadaki bilimsel gelişmeleri yakından takip ettiğini ve ulusal tedavi protokollerinin yeni bilgiler doğrultusunda güncellendiğini aktaran Ünüvar, çocukluk çağı kanserlerinde T hücrelerine yönelik teknolojilerin de gelecekte önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Hedefe yönelik tedavilerin ilerlemesiyle kanser ilaçlarının sağlıklı organlar üzerindeki olası yan etkilerinin azaltılabileceğine yönelik beklentilerin bulunduğunu belirten Ünüvar, hematoloji alanındaki bilimsel gelişmelerin hızla devam ettiğini kaydetti.

Kaynak: İHA