Meyve ve sebzelerin hazırlanırken çoğunlukla çöpe atılan kabuk, sap ve çekirdekleri önemli miktarda lif içeriyor. King's College London'da yürütülen yeni bir araştırma, incelenen 12 farklı ürünün büyük bölümünde atılan kısımların, tüketilen etli bölümlerden daha fazla lif barındırabildiğini ortaya koydu. Uzmanlar, uygun ve güvenli şekilde değerlendirilen bu parçaların günlük lif alımına katkı sağlayabileceğini ve gıda israfını azaltabileceğini belirtiyor.

12 Meyve ve Sebze İncelendi

Araştırmada pancar, biber, brokoli, bal kabağı, karnabahar, kivi, pırasa, ananas ve karpuzun da aralarında bulunduğu 12 taze ürünün lif değerleri analiz edildi.

Sonuçlara göre incelenen 10 üründe kabuk, sap ve çekirdek gibi genellikle atılan bölümlerin lif miktarı, etli kısımlardan daha yüksek çıktı. Ancak bu durumun bütün meyve ve sebzeler için geçerli olmadığı da belirlendi.

Karpuz Kabuğunda Dikkat Çeken Lif Miktarı

Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri karpuz kabuğuyla ilgili oldu. 100 gram karpuz kabuğunda 2,10 gram lif bulundu. Bu miktarın bir dilim tam buğday ekmeğindeki lif oranına yakın olduğu belirtildi.

Bal kabağının kabuk ve çekirdeklerinden oluşan 100 gramlık bölümünde ise 9,25 gram lif tespit edildi. Ananasın kabuğu ve sert orta kısmının lif miktarının da meyvenin etli bölümünden yaklaşık beş kat fazla olduğu görüldü.

Brokolide ise farklı bir sonuç ortaya çıktı. Araştırmaya göre brokoli sapları, çiçek kısmına kıyasla yüzde 28,4 daha az lif içeriyor.

Günlük Lif Tüketimi Yetersiz Kalıyor

Lif, sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı oluyor, tokluk hissini destekliyor ve bağırsak sağlığında önemli rol oynuyor. Yüksek lifli beslenme, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser türlerinin daha düşük görülme riskiyle de ilişkilendiriliyor.

Araştırmada aktarılan Birleşik Krallık verilerine göre yetişkinlerin yalnızca yüzde 4'ü günlük önerilen 30 gram lif miktarına ulaşabiliyor. Ortalama günlük lif tüketimi ise 16,4 gram seviyesinde bulunuyor.

Proje lideri Dr. Rachel Gibson, insanların satın aldıkları meyve ve sebzelerin önemli bir bölümünü çöpe attığına dikkat çekti. Gibson, bu durumun hem besin değerinin kaybedilmesine hem de ekonomik israfa yol açtığını belirtti.

Kökünden Ucuna Beslenme Önerisi

Uzmanların dikkat çektiği yaklaşımlardan biri, İngilizcede “root-to-tip” olarak adlandırılan ve meyve-sebzelerin mümkün olduğunca bütününden yararlanmayı amaçlayan beslenme yöntemi.

Bu yaklaşım kapsamında kivinin iyice yıkanarak kabuğuyla tüketilmesi, brokoli saplarının yemeklerde değerlendirilmesi ve biber çekirdeklerinin uygun tariflerde kullanılması öneriliyor.

Ancak uzmanlar, her meyve ve sebzenin bütün parçalarının mutlaka tüketilmesi gerektiği anlamına gelmediğini vurguluyor. Tüketilecek bölümlerin yenilebilir ve güvenli olması önem taşıyor.

Araştırmanın Sınırları da Bulunuyor

Çalışmanın yalnızca 12 ürünün çiğ örnekleri üzerinde gerçekleştirilmesi, sonuçların değerlendirilmesinde önemli bir sınırlama oluşturuyor. Pişirme yöntemlerinin lif miktarı ve sindirilebilirlik üzerindeki etkilerinin anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

Araştırmacılara göre temel hedef, tüketilmesi uygun ve güvenli olan besin değeri yüksek bölümlerin alışkanlık nedeniyle çöpe atılmasını önlemek. Bu yaklaşım, günlük lif alımını artırmaya yardımcı olurken gıda israfının azaltılmasına da katkı sağlayabilir.

Kaynak: Haber Merkezi