Mizah, gerçekliğin hoş olmayan yönleriyle başa çıkmamızı sağlar. Olumsuzlukları katlanılır, kabul edilir hale getirir. Acıyı hafifletir, gülümsetir, rahatlatır. Olaylara pozitif bakmayı sağlar, insanları bir araya getirir, sosyal bağları kuvvetlendirir. Güzel olanı, iyiyi sevmeyen yoktur. Mizah da böyledir.
Mizah kişinin kendisiyle dalga geçebilmesine olanak verir. Kendini tanıyan, eksilerini/artılarını bilen kişinin kendisiyle dalga geçmesi daha kolaydır; aynı şekilde bir başkasının şakalarından/alaylarından da rahatsız olmaz. Bilir ki bir diğerinin kendine yönelik sözleri, benlik saygısını etkilemez. Kendilik değerini düşürmez.
Kaygı, organizmanın kendini tehlikelere karşı korumak adına geliştirdiği bir duygu. Var olmayan, olası tehditlere karşı hissedilen, bu yolla kişinin kendini savunmaya almasını, tetikte olmasını yani hayatta kalmasını sağlayan bir duygu.
Mizah da kaygı duyduğumuz konuların vereceği rahatsızlığı hafifletmeye çalışan bir savunma mekanizmasıdır.
Bu nedenle her şakanın altında bir kaygı yatar aslında. Psikolojik açıdan değerlendirdiğimizde kişinin bastırdığı duyguları/düşünceleri, şakalar aracılığıyla kabul edilebilir bir formda diğer kişilere sunulur. Böylece kişi psikolojik anlamda bir rahatlama sağlar, şakayla da olsa bir şeyleri dile getirmiştir artık.
Ancak mizahın şiddeti arttıkça, kaygı uyandıran olayı tetikleyebilir ve şakanın rolü eğlendirmekten çok rahatsızlık vermeye dönüşebilir. Tanık olduğunuz veya kendinize yapılan şakaları gözden geçirin. Kimi zaman eğlenirken kimi zaman şakanın boyutunun aştığı olmuştur, huzursuzluk başlamıştır.
Mizah, gerektiği yerde gerektiği kadar kullanılmalı, sınır aşılmamalı.
Mizah, stresle baş etmede oldukça etkili bir yöntemdir. Stres hayatımızın olmazsa olmazı. Motivasyonumuzun ideal seviyeye ulaşması için belli miktar strese ihtiyaç vardır. Ancak kimi zaman yaşanan olaylar, ayrılıklar, ekonomik krizler, duygusal zorlanmalar sonucu ortaya çıkan stres hayati dengemizi tehdit edebilir.
Her ne olursa olsun dengemizi korumak için devam etmemiz gerekir, tıpkı bisiklet sürmek gibi. Bisikleti düşünün kimi zaman düz yolda güven içerisinde ilerlerken kimi zaman lastiğe taş gelir sendelersiniz, bıraktığınız anda ise düşersiniz. Taşa takıldınız diye bisikleti bir kenara atmazsınız. Düşmemek için sürmeye devam etmeniz gerekir. Mizah da bu anlamda büyük bir ihtiyaçtır, dengemizi korumamızı sağlar.
Mizah; olayların/durumların eğlenceli yönlerini görebilme becerisidir. Bu açıdan bakınca öğrenilen ve geliştirilebilen bir şey. Öğrenilen bir beceri olduğu için kültürden kültüre farklılık gösterir. Bir Alman'ın komik bulduğu durumu, bir Japon anlamsız bulabilir. Bu açık bir şekilde yabancı filmlerde karşımıza çıkıyor, kıyaslamak mümkün.
Türk toplumunda ise mizahın oldukça büyük bir yeri var. Nasreddin Hoca, Karadeniz fıkraları kültürümüzün olmazsa olmazları. Diğer yandan toplumsal olaylarda halkın verdiği mizahi tepkiler, toplum olarak bu yönümüzün ne kadar kuvvetli olduğunu gösteriyor. Yakın tarihte yaşanan toplumsal bir olayla ilgili internette paylaşılan bir söz; ''Türkiye güzel ülke de çevresi kötü.'' Tebessüm etmemek elde değil.:)
Yaşam hangi pencereden baktığımıza bağlı. Zihnimizin karmaşık ama sistemli bir yapısı vardır. Dilinizden dökülenleri beyniniz ciddiye alır. Bu nedenle olumlu düşünün, olumlu konuşun. Yaşadığınız her ne olursa olsun içinde mizahı arayın.