A Grubu'nda bu seviyedeki takımlarla sadece teknik direktör değiştirerek galip gelemezsiniz.
Sistem kurmak zorundasınız.
Oyun gücü oluşturmak zorundasınız.
İtalya seni yedek kadrosu ile yendi.
Ve denemeler yapıyorlar.
Türkiye'ye seviye atlatacak bir teknik ekip ve futbol aklı oluşturmak zorundasınız.
Sen o günden, bugüne hazırlanmaz isen nasıl olacak? bugün nasıl başarılı olacaksın.
O günlerde atletik stoperler tercih etmezsen, o günlerde Türk futbolunda avrupa da taramalar yapıp, scout yetenegin ile bu oyuncuyu A takımda oynatın, ben bu oyuncuyu A milli takımda düşüneceğim demezsen, tabana inmezsen, tespitler yapmazsan, kulüplerle sürekli diyaloglar kurup oyuncuların durumunu analiz etmezsen, sistem gelişmez.
DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ MÜYÜZ?
Bizim bugün ihtiyacımız olan şey yapay başarılar değil.
Oyun gücü.
İspanya gibi güçlü bir oyun modeli.
Rakibin kim olduğuna göre kimliğini değiştirmeyen, kendi oyununu rakibe kabul ettirebilen bir milli takım.
BUNU TEK BİR TEKNİK DİREKTÖR YAPAMAZ
Bence asıl mesele burada.
Montella gider...
Başka bir teknik direktör gelir...
Sonra yine aynı şeyi konuşuruz:
“Yeni hoca ne yapacak?”
Biz bu kültürden kurtulmak zorundayız.
Biz milli takım olarak teknik direktörün gelmesini bekleyip onun bize ne yapacağını görmek zorunda değiliz.
Tam tersine;
Bizim bir oyun modelimiz olmalı.
Bizim bir futbol felsefemiz olmalı.
Bizim geliştirdiğimiz, üzerinde çalıştığımız, ürettiğimiz ve teknik direktöre sunduğumuz oyun çözümlerimiz ve formüllerimiz olmalı.
Teknik direktör bu yapının içerisinde çalışmalı.
MİLLİ TAKIMDA BİR İNOVASYON BİRİMİ KURULMALI
Milli takım İstihbarat&ARGE yapılanması ve içerisinde doğrudan oyun geliştirme ve inovasyon birimi oluşturmalısınız.
Ekranlarda sürekli görünen popüler isimleri değil;
gerçekten futbol bilen, futbol aklı ve zekâsı yüksek insanları bir araya getirmelisiniz.
Antrenör.
Taktik uzmanı.
Performans uzmanı.
Bilişsel gelişim uzmanı.
Veri analisti.
Scout.
Futbol metodolojisi bilen insanlar.
Ve en önemlisi:
Zihin jimnastiği yapabilen, özgür, hür, özgün fikir üretebilen insanlar.
Bir araya gelecekler.
Tartışacaklar.
Sorgulayacaklar.
Geliştirecekler.
“Biz bunu neden böyle oynuyoruz?” diyecekler.
Yeni çözümler geliştirecekler.
Oyunun geleceğini okuyacaklar.
Ve milli takım için sürdürülebilir bir oyun modeli oluşturacaklar.
Türkiye nin tüm değerlerini dünyada başarılı olmuş tüm değerlerinden faydalanarak gelişim gösteren bir birim oluşturmak.
Asker, bilim adamı, sanatçı, farklı branşlarda elde edilmiş başarılı sporcular, teknik ekipler, arge prensiplerinde destek alınarak geliştirilen model.
ÇÜNKÜ ELİMİZDE ÇOK ÖNEMLİ BİR JENERASYON VAR
Kenan Yıldız.
Arda Güler.
Ve bu jenerasyonun diğer oyuncuları...
Bu jenerasyonu şansa ve kaderine terk edemeyiz.
Çünkü yetenek var.
Potansiyel var.
Avrupa'nın en üst seviyelerinde oynayan oyuncularımız var.
Ama oyuncuya sahip olmak başka şeydir.
Oyuncunun etrafına doğru sistemi kurmak başka şeydir.
Arda'yı alıp milli takıma getirirsiniz.
Kenan'ı alıp milli takıma getirirsiniz.
Hakan'ı alırsınız.
Diğer yetenekli oyuncuları alırsınız.
Sonra:
“Haydi çocuklar, oynayın.”
Olmaz.
Bu seviyede böyle bir futbol yönetimi olmaz.
OYUNU OYNAMA ALIŞKANLIKLARIMIZ YANLIŞ
Benim asıl itirazım burada.
Bizim bazı oyun alışkanlıklarımız yanlış.
Skora göre şekilleniyoruz.
Rakibe göre fazla değişiyoruz.
Bazen oyunu değil sonucu korumaya çalışıyoruz.
BİZİM KENDİ FUTBOL EKOLÜMÜZ OLMALI
İspanya'nın bir futbol kültürü var.
Almanya'nın var.
Hollanda'nın var.
Fransa'nın var.
Biz neden kendi oyun kültürümüzü oluşturamayalım?
Neden kendi futbol ekolümüzü geliştiremeyelim?
Neden milli takımın başına gelen her teknik direktörle yeniden sıfırdan başlamamız gerekiyor?
Gelen teknik direktörün oyununu öğrenmek zorunda değiliz.
Bizim de ona öğreteceğimiz bir şey olmalı.
Bizim de:
“Türkiye'nin futbol modeli budur.”
diyebileceğimiz bir sistemimiz olmalı