Özellikle “yerel gazeteciler” için, yılın pek çok döneminde oldukça hareketli, “kıpır kıpır eden”, dünyanın dört bir tarafından gelen misafirlere “ev sahipliği yapmanın gururunu” yaşayan bir kentte yaşıyor olmak çok büyük bir şans bana göre…
Kendimden biliyorum…
Mesleğime Alanya’da devam etme kararı alıp, Alanya Postası Gazetesi’nde görev yapmaya başladığım günden bu yana, gazetelerin manşet haberlerinde kaç kez “gurur” kelimesinin kullanıldığını ya da kaç kez “dünyanın gözü Alanya’da” başlığının kullanıldığını bilmiyorum…
Bu ve buna benzer başlıklar o kadar çok kullanıldı ki, saymaya kalkışsam bilmem kaç milyon tane “beyin hücrem” telef olup gider ki, zerresine bile kıyamam…
Sadece “gurur” ya da “Dünyanın gözü Alanya’da” değil, içinde “muhteşem” kelimesinin olduğu başlıklar da çok kullanılmıştır, işin içine bir de bunları katacak olursam, olay iyice “zıvanadan çıkar”…
En iyisi bu mevzuyu kapatıp, “olayın özüne” dönelim…
Göbek bağı hala “Antalya’ya bağlı” olan ve son Büyükşehir Yasası” ile bu bağı elli, bilemediniz yüz elli kat daha güçlenen Alanya, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’ndan tutun, plaj voleyboluna, daha dün sona eren Triatlon Dünya Kupası’ndan tutun, plaj futboluna, bunların yanı sıra, pek çok “uluslararası festivallere” ev sahipliği yapıyor…
Ve bu “dünyaca önemli” organizasyonların hepsinin altından, “Alanya’nın hamisi”, bir başka deyişle “Alanya’nın abisi” konumunda olan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden “zerre kadar” yardım ve destek görmeden kalkmasını biliyor…
Kolay işler değildir bunlar…
Bu anlamda Alanya, Türkiye’nin “metropol” diye tanımlanan pek çok büyük kentiyle “kafa kafaya” yarışacak, hatta pek çoğuna “üç tur fark atacak” durumda…
Misal, benim memleket Konya…
Türkiye’nin “toprak olarak” en büyük kenti…
Sorasınız yetkililerine, her fırsatta “dünya kenti” olmakla böbürlenirler…
Alanya ile “kıyas” dahi kabul etmeyecek derecede “gubuzdurlar” aynı zamanda…
Ama gelin görün ki, yılda bir kere düzenlenen “Mevlana Törenleri” dışında, elle tutulur, gözle görülür bir tek “Uluslararası organizasyonları” yoktur…
Sevim hanım, yani anam, beni o memlekette doğurup, büyüttüğü ve o memlekette yıllarca bu mesleği icra ettiğim için Konya örneği geldi aklıma…
Yoksa, Erzurum’undan tutun, Rize’sine, Aydın’ından tutun, Adana’sına, ya da ne bileyim, Manisa’sı, Muğla’sı, Kırşehir’i, Yozgat’ı, hatta Başkent Ankara’sı bu anlamda “su bile dökemezler” Alanya’nın eline…
“Su bile dökemezler” ama, Alanya, Antalya’ya göbek bağıyla sıkı sıkı bağlanmış “bir garip ilçe”, yukarıda saydıklarım ve saymadıkları da “il”…
Alın size “haksızlığın daniskası”…
Alanya, geçtiğimiz hafta sonu yapılan “Triatlon Dünya Kupası” gibi çok büyük ve çok önemli bir organizasyonun altından, “kendi imkanlarıyla” ve başarıyla kalktığı için geldi aklıma yukarıdaki satırlar…
Alanya, artık kendi içinde yaşadığı “kısır siyasi çekişmeleri” bir kenara bırakıp, bunları görmeli, bunlara odaklanmalı ve bunları anlatmalıdır…
Ve bu görev de en çok Alanya’nın “Şehr-i Emini” olan, Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’e düşmektedir…
Ve bu görev en çok, “Devlet Baba’nın” Alanya’daki temsilcisi olan Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven’e düşmektedir…
Ve bu görev en çok, AKP Hükümeti’nin Alanya’daki temsilcisi olan İlçe Başkanı Mustafa Berberoğlu’na düşmektedir…
Ve bu görev en çok, iktidarından muhalefetine kadar tüm siyasetçilerine, turizmcisinden dövizcisine kadar tüm işadamlarına, televizyoncusundan tutun gazetecisine kadar tüm medya mensuplarına, üniversitesine, sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir…
Ve bu görev en çok, Alanya’nın ekmeğini yiyen, havasını soluyan simitçisinden gazozcusuna, dantelli iç çamaşırı satanından, çay ocağı işletmeciliği yapanına kadar küçük esnafına düşmektedir…
Kısacası, bu görev hepimize düşmektedir…
Her yıl birbirinden önemli böyle “Uluslararası organizasyonlara” ev sahipliği yapmak ve bunların içinden “alnının akıyla” çıkmak inanın her kente nasip olmaz…
Bu organizasyonlar, para demek, tanıtım demek, canlılık demektir…
Tekrar ediyorum…
Alanya, bunun kıymetini bilmeli ve bir an önce silkinip, kendine gelerek “kısır siyasi çekişmelerden” kurtulmalıdır…
Bu noktada, seçildiği günden bu yana ”kısır siyasi çekişmelerin” içine girmemeye fazlasıyla önem gösteren ve “her şeye rağmen” Alanya’nın bir adım daha ileri gitmesi için mücadele eden, Alanya’nın “Şehr-i Emini” Adem Murat Yücel’e teşekkür ediyorum…
- - - -