Akdeniz Bölgesi, verimli iklimi sayesinde artık yalnızca narenciye, zeytin ve muzun değil; avokado, mango, papaya, pasiflora (çarkıfelek meyvesi), ejder meyvesi (pitaya), guava ve liçi gibi tropikal bitkilerin de başarıyla yetiştirildiği önemli bir üretim merkezi hâline gelmiştir. Bu bitkiler çoğunlukla lezzetli meyveleriyle tanınsa da, bilim dünyası son yıllarda yaprak, çiçek, kabuk ve çekirdeklerinde bulunan faydalı biyoaktif bileşenler üzerine yoğun araştırmalar yürütmektedir.
Modern bitkisel tedavi, halk arasında düşünüldüğü gibi "her bitki şifalıdır" anlayışına dayanmaz. Bitkilerin etkinliği ve güvenliliği bilimsel yöntemlerle değerlendirilir; yalnızca yeterli kanıt bulunanlar sağlık uygulamalarında yer bulur. Bu yaklaşımın temelini Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve Avrupa Bilimsel Fitoterapi Kurumu (ESCOP) tarafından hazırlanan bilimsel monograflar oluşturmaktadır.
Akdeniz'de giderek yaygınlaşan avokado, sağlıklı yağ içeriğinin yanı sıra yapraklarındaki fenolik bileşikler nedeniyle antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri açısından araştırılmaktadır. Mango yaprakları, mangiferin adlı güçlü bir polifenol içerirken, pasiflora yaprak ve çiçeklerinden elde edilen standart ekstreler Avrupa'da hafif kaygı ve uyku sorunlarının destekleyici tedavisinde kullanılan bazı bitkisel ürünlerde yer almaktadır. Son yıllarda üretimi hızla artan ejder meyvesi, betalainler, C vitamini ve polifenoller bakımından zengin olup doğal antioksidan kaynağı olarak ilgi görmektedir. Papaya ise papain enziminin yanı sıra yapraklarıyla bağışıklık sistemi ve inflamasyon üzerine deneysel çalışmalara konu olmaktadır. Ancak bu araştırmaların önemli bölümü laboratuvar ve hayvan deneyleri düzeyindedir.
Akdeniz'in en değerli doğal hazinelerinden biri olan zeytin ağacı, fitoterapide bilimsel kanıt düzeyi en yüksek bitkiler arasında yer alır. Zeytin yaprağındaki oleuropein ve hidroksitirozol üzerine çok sayıda çalışma yapılmış; zeytinyağı ise Akdeniz tipi beslenmenin temel bileşenlerinden biri olarak uluslararası sağlık otoritelerince de önerilmektedir. Benzer şekilde limon, portakal ve bergamot kabuklarındaki uçucu yağlar ile flavonoidler gıda, kozmetik ve ilaç endüstrisinde değerlendirilmektedir.
Bugün kullandığımız birçok ilaç, bitkilerden elde edilen doğal moleküllerden geliştirilmiştir. Bu nedenle Akdeniz'de yetişen tropikal bitkiler yalnızca tarımsal açıdan değil, geleceğin ilaç araştırmaları için de önemli bir potansiyel taşımaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki doğal olması, bir ürünün güvenli ve etkili olduğu anlamına gelmez. Bitkisel ürünler tedavi amacıyla mutlaka bilimsel kanıtlar doğrultusunda ve sağlık profesyonellerinin rehberliğinde kullanılmalıdır. Böylece hem yeni tedavi seçeneklerinin geliştirilmesine hem de ülkemize önemli ekonomik katkılar sağlanmasına zemin hazırlanabilir. Akdeniz’in gizli hazinesi bu şekilde açığa çıkabilir. Bölge zamanla doğal tıbbi ürünler, gıda takviyeleri, kozmetik ve uçucu yağlar açısından bir üretim merkezine dönüşebilir. Bu görev üniversitelere, enstitülere, bilim insanlarına ve onlarla işbirliği yapacak endüstri temsilcilerine düşmektedir.