Bundan yaklaşık 19 ay, yani bir buçuk yıldan daha fazla olan zaman diliminden önce kaleme aldığım yazının bir bölümünü aynen paylaşıyorum yüksek müsaadelerinizle…
Bakın ne demişim:
Gelelim şu Alanya Tıp Fakültesi binası olayına…
Akdeniz Üniversitesi bir devlet üniversitesi…
Alanya’ya tıp fakültesi açmak istemiş, bu memleketi yöneten Bakanlar Kurulu da bunu onaylamış, gayet güzel…
Peki, “Alanya’ya tıp fakültesi açılsın” diye karar veren koskoca devlet, ya da koskoca devletin koskoca üniversitesi, “açılsın” dediği fakülte için bir bina yapamayacak kadar aciz midir ki, Alanyalılar olayın üzerine “balıklama” atlayıp, “biz yapalım” diyor…
Eğer bu koskoca devlet, bir yere “tıp fakültesi” açacağım diye karar aldıysa, gelir o yere binasını yapar, her türlü aletiyle edevatıyla tefrişatını halleder, hocasını, amirini, memurunu atar, iş bitince “havalı bir törenle” kırmızı kurdeleyi kesip hizmete sokar ve “alın size tıp fakültesi, hayrını görün, tepe tepe kullanın” der…
Koskoca devlet için, koskoca devlet üniversitesi için bir fakülte binası yapmak nedir ki yani…
Şu dibimizde duran denizden alınmış bir kaşık su bile değil…
Kimse kusura bakmasın ama, bu gibi konularda hep “kendi göbek bağımı kendim keserim” anlayışına saplanıp kalan Alanyalılar, devleti “tembel” alıştırmış…
Devleti yöneten, bir başka deyişle “hükümet eden” siyasi partinin temsilcilerine de iki çift laf etmeden geçemeyeceğim…
“Alanya’ya tıp fakültesi kazandırdık” diye “böbürlenmek” için sadece “imza attırmak” yeterli değildir…
Hükümetin asli görevi, altına imza attığı hizmeti, A’sından Z’sine kadar hayata geçirip, vatandaşın hizmetine sunmaktır…
Yapım aşamasında hayırseverler katkı yaparmış, bir aletini falan kişi alırmış, üç odasını filan kişi tefriş edermiş, bunlar ayrı konu…
Devletin, hükümetin, “üç beş imzalı” bir kararı, “alın size hizmet” diye göstermeye hakkı yoktur…
Gereği neyse sonuna kadar yapmak zorundadır…
İş sadece “imza atmaktan” ibaretse, bu anlayışla, bu devleti “babam” da yönetir…
Övünmek gibi olmasın ama “çok fiyakalı” imzası vardır…
İmza atarken görenler, imza mı atıyor yoksa resim yapmaya mı çalışıyor diye merakla seyrederler, o derece yani…
Uzun lafın kısası, demem o ki…
Alanyalılar “tıp fakültesi binasını yapalım mı yapmayalım mı” tartışmasında harcadıkları enerjiyi, bu binayı devlete yaptırtmak için harcasalar ne “maraz” çıkar ne de insanlar birbirine kırılır…
En başta da dediğim gibi, bu yazının yayınlandığı günün üzerinden yaklaşık 19 ay geçti…
Dile kolay, 19 ay…
Bu süre içerisinde, yeni evli bir çift, “iki tane çocuk yapar”, üstüne de üçüncünün tohumunu atar…
Bakın, olayın öncesine filan gitmiyorum, gidecek olsam taa 2011 yılına kadar uzanmam gerekir…
Çünkü Alanya’ya tıp fakültesi kurulması için, Akdeniz Üniversitesi Senatosu 2011 yılının Kasım ayında ALTSO’da yaptığı toplantıda karar almıştı…
Dün, Alanya Tıp Fakültesi’nin ilk öğrencileri ile eğitim-öğretime başladığını bildiren haberleri görünce, kafamın içinde film şeridi gibi dönmeye başladı bu gelişmeler…
Neden mi?..
Şunun için:
Alanya Tıp Fakültesi, Alanya’da binası ve alt yapısı olmadığı için, Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde eğitim vermeye başladı…
Koskoca Alanya, ortalama iki yıllık süre içerisinde, tıp fakültesine yer bulamadı anlayacağınız…
Çok iyi hatırlıyorum, her kafadan bir ses çıktı o dönemlerde…
Yer incelemesi için heyetler geldi-gitti…
AKP’nin Alanya’daki paşaları “Alanya’ya tıp fakültesi kazandırdık” diye, böbürlene böbürlene bir hal oldular…
“Tıp fakültesi binası sorununu en kısa süre içerisinde çözeceğiz” şeklinde “fiyakalı” açıklamalar yaptılar…
Ama hepsi “boş” çıktı işte…
Gelinen nokta malum…
Hep birlikte tekrar edelim şimdi…
“Alanya Tıp Fakültesi, Alanya’da binası olmadığı için, Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi binasında eğitim-öğretime başladı”…
Sizi bilmiyorum ama, bu cümle benim hiç içime sinmedi doğrusu…
Bu ayıp, Alanya’ya yeter de artar bile…
Yazık, hem de çok yazık…
- - - -