Ne baharlar gördük biz geldi geçti
Bu bahar imtihânda bizi seçti
Evet büyük bir imtihândan geçiyoruz. Bazılarımız bihaber, bazılarımız da farkında, bazılarımız ise duymazlık çarkında.

Gönül bahçemize bir kaç çiçek ekmeyle başlayalım sözlerimizin devamına.
Gecenin sonu aydınlık, kışın sonu bahardır diyerek o güzelim bahar günlerinin hayaliyle yaşar, kendimizi bağlara, bahçelere, parklara hatta hatta dağlara atıp, yaylalara çıkıp börtü böceğe, güle çiçeğe karışıp, koyun kuzu meleyişleri, kuş cıvıltıları arasında kırda bayırda koşup oynamanın, birbirlerimize sıkıca sarılmanın özlemiyle yaşarız.
O güzelim bahar aylarının bir an önce gelmesini sabırsızlıkla beklemekteyiz.

Depremler, çığ oluşmaları, seller... Kezâ tüm dünya da yaşanan afetler.

Kim bilir "Sizi Allah'a şikayet edeceğim" diyen yavrucağın,
üzerine bombalar yağan çocukların feryâtları mı? kıyaya vuran masumun o acı ölümü mü? azgınlaşmış nefislerin durdurulamayışı mı? yoksa âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ın bir uyarışı mı insanlığa? kim bilir?

İçim ürperiyor bu sözleri yazar iken.
Mazlumların çığlığı Arş-ı Ala'ya ulaştı ki. Musubetler tek tek gelmeye başladı dünyaya...

Bir de şöyle düşünelim kendi halkına bile acımayıp, bu illeti dünyaya salan. Kainâtı yaradanı düşünmeyip, dünyayı ele geçirmek isteyen iblisin evlatlarının oyunu mu bu?
En güçlü devletlerdi onlar Amerika Avrupa İngiltere, İtalya, Çin..
Teknoloji olarak en önde giden. Buluşları ile insanları hayranlığa sürükleyen. Yüce Mevlâ'nın gözle görünmeyen "Covid 19 " Türk tabiri ile virüs karşısında perişan oluverdiler.

Hangi birini yazalım ki? Mübârek Kıblegâhın yalnızlığını mı?
Peki ya Ramazan-ı Şerif? o nasıl ?
Dört gözle beklediğimiz on bir ayın Sultan'ını nasıl karşıladık ve nasıl geçiyor? ibadethaneler kapalı, teravihler yok. Kaç tanemiz bir defa da olsa hatim indiriyor. Her sokakta Hacivat ile Karagöz, İlahiler, fasıllar, nerede o dili tatlılar. Ramazan ayı içerisinde dahi olsa ekmeğimizi paylaştığımız birlikte aynı çorbaya kaşık sallamanın özlemini çektiğimiz İftar sofraları yok.
Ana evladından, evlat babasından kaçıyor. Ramazan'ı Şerif değil adeta mahşeri yaşamaktayız.
Bu bir mesaj değilde ne acaba?

Dini değerlerini bilmeyen, milli değerlerini bilemez.

Şu gerçek ki bu bahar bir başka bahar. Bu bahar bambaşka. O özlediğimiz yolunu hasretle gözledimiz dağların mor sümbülle bezendiği, Gülün dalına konan bülbülün naif ses tınısını dinlenken hayallere daldığımız bahar değil. Bu bahar başka bahar.

“De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Zümer, 39-53).

Dolayısıyla bizler bütün bu olayların neden oluştuğunun farkında olmalıyız. Elbette ki umudumuzu kaybetmeden, iman, inanç dolu kalplerle yine hayaller kurarak yarına tebessüm ile bakmalıyız.

BU BAHAR
Bu bahar bizlere neşe getirsin
Bu bahar hüzünlü yaz bırakmasın
Bu bahar her derdi gamı bitirsin
Bu bahar kederden iz bırakmasın

Bu bahar gönüller aşkla çağlasın
Bu bahar acıya kemend bağlasın
Bu bahar aşkına kışlar ağlasın
Bu bahar huzura naz bırakmasın

Bu bahar açılsın barışa yollar
Bu bahar sarılsın hasretli kollar
Bu bahar yeşersin sararan dallar
Bu bahar kırları boz bırakmasın

Bu bahar zaferin müjdesi olsun
Bu bahar ülkemin hür sesi olsun
Bu bahar dostluğun ötesi olsun
Bu bahar ağlayan göz bırakmasın

Bu bahar Gülizar murada ersin
Bu bahar yurduma bereket versin
Bu bahar zalime hüsran göstersin
Bu bahar yüreğe köz bırakmasın

Selâmetle Eyvallâh