Biz Türk toplumu olarak başımıza ne gelirse gelsin, hangi durumda olursak olalım değişmeyen bazı alışkanlıklarımız vardır…
Coronavirüs nedeniyle bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçtik bazılarını mecburen unutmak zorunda kaldık. Yada yeni alışkanlıklar edindik. Ayrıca unuttuğumuz birçok şeyin önemini bir kez daha anladık. Ama hiç vazgeçemediğimiz bizlere özgün neredeyse kalıtımsal bir hastalık haline gelen gereksiz alışkanlıklarımız var. Bunları ne değiştirebiliyoruz nede doğrusunu öğrenmek için çaba sarf ediyoruz.
Bu bizlere has alışkanlıkların bazılarına örnekler verecek olursak,
Balkonda otururken, arabada seyahat ederken veya herhangi bir yerde otururken içilen sigara izmaritini caddeye sokağa atmak bir gelenek haline gelmiş. Burada izmarit atılırken hedefi tam tutturmak çok önemli, komşunun balkonuna yada arabanın üstüne düşürmemeli, yada apartmanın arsa sınırının dışına düşmeli veyahut öyle isabetli atış yapılmalı ki yağmursuyu giderine yada kanalizasyon kapağına tam isabet ettirmeli. (Ustaca bir atış yapılmazsa kavga etme olasılığı yüksek ihtimalli elzem bir durum.) Acaba o sigara izmariti küllük yada çöpün içine girince kendisini mutsuz mu hissedecek. Yoksa o izmarit sokağa atınca sigarayı içende bizim bilmediğimiz bir haz, bir başka tat mı bırakacak?
Bir diğer değişmez alışkanlıklarımızdan birisi de;
Balkondan aşağıya sofra bezi yada masa örtüsünü silkmek. Hep merak etmişimdir. O aşağıya dökülen ekmek ufakları, yiyecek kırıntıları ve zeytin çekirdekleri çöpe dökülünce günah oluyor da, balkondan aşağı silkelenince daha fazla insan üstüne basınca sevap mı oluyor. Yada bu pratik temizlik yapma şekli mi ? Bizler yere düşürdüğümüz yada gördüğümüz bir ekmek kırıntısını öpüp başımızın üstünde yeri var diyerek bir kenara koyan bir millet olarak bu devirde hala bu şekilde yaptıklar mantıklı mı ?
Hiç biter mi bizim alışkanlıklarımız ?
Biz Türk insanı tarafından günebakan ve kabak çekirdeği kuruyemiş ve çerez olarak zevkle tüketilmektedir. Gün geçirmek ve muhabbet ortamını renklendirmek için; poşet ,poşet, kilo kilo alınarak tüketilir. Buraya kadar çok güzel asıl detay bundan sonrasında; çitletildikten, sonrada parklarda, caddelerde, bankların üzerinde günebakan ve kabak çekirdeği kabuklarından oluşturulan kuleleri var ya onlar mühendislik harikası gibi oluyor. İşte bu kuleler öyle özenle ve iştahla yapılıyor ki, sanki hepsi birer sanat eseri edasıyla çalışma yapılıyor bunu yapmak özen ister emek ister…
Son zamanların diğer moda alışkanlıklarımızdan bir başkası ise;
Çöplerin kenarına bayat fazla ekmekleri asmak yada sokak kenarlarına bırakmak. Günümüzde neredeyse her mahallede fırın ve her cadde ve sokaklarda da marketler var. O ekmekleri yiyeceğiniz kadar yada size yetecek kadar alsanız ve her gün taze taze alsanız olmaz mı? Yada bayat ekmekleri tekrar ısıtarak yada tekrar farklı bir yiyecek haline getirerek veyahut dönüştürerek tüketseniz olmaz mı? Hem israf hem de bütçenize zarar değil mi?.
Çok farklı bir alışanlıklardan bir diğeri ise; (Tabi bu alışkanlık çok kötü bir alışkanlık olmakla beraber belirli bir kısım insanlar tarafından yapılan komple topluma mal edinilebilecek bir alışkanlık değil.) İnsanların kitlesel olarak yaşadığı zor durumda kaldığı krizleri ve afetleri zam’a çevirme alışkanlığı. Yani jet gibi yükselen ve yükseldiği yerde takılı kalan zamlar. Deprem oldu zam, kar yağdı zam, sel oldu zam, döviz yükseldi zam. Bayram geldi, yılbaşı geldi, Zam, zam, zam…. Bunlara da birkaç güncel örnek verecek olursak. Bağışıklık sistemine sarımsak iyi geliyor deniyor haydi zam 30Liradan 90.liraya, Taze Zencefil vücuda yararlı iyi bir Antioksidanmış haydi zam 26.Liradan 89Liraya, Portakal C vitaminini yönünden çok zengin virüsten korurmuş haydi zam 2 liradan 10 liraya, Kolanya iyi bir dezanfaktanmış haydi zam litresi 15 liradan 35 liraya…Bu gibi insani durumlar söz konusu olunca zam yapma alışkanlığı Türk insanına yakışmayan ve kültürümüz ve ananelerimize hiç uymayan, hem İnsani yönden eksik ve uygulanması fırsatcılıktan çok vicdansızlık olan ahlakdışı davranışlar değilmlidir ?
Bu arada Türk İnsanına yakışan çok olumlu, iyi ve örnek alınacak alışkanlıklarımızda var.
Krizle beraber yaşadığımız bu günlerde; kriz süresince kiracısından kira almama alışkanlığı gibi, İşsiz kalan komşusunun ihtiyaçlarını karşılama alışkanlığı gibi, Sokağa çıkamayan yaşlıların alışverişlerini yapıverme alışkanlığı gibi, Mahallenin bakkalındaki veresiye defterini kapatma alışkanlığı gibi, Hiç tanımadığı insanlara gıda kolileri gönderme alışkanlığı gibi…
Daha sayamadığımız o kadar iyi alışkanlıklar var ki. İşte onlardan, o iyi alışkanlıklara sahip olanlardan Allah razı olsun, o alışkanlıkları herkese nasip olsun…..
Mutlu, Umutlu ve Sağlıcakla Kalın.