Henüz Büyükşehir Yasası'nın çıkmadığı, bütünşehir uygulamasının da sadece İstanbul ve Kocaeli’nde uygulandığı zamanlardı. Eski Denizli Belediye Başkanı sonraki Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi bu konuda Başbakanı zehirlemeyi sürdürüyordu. Eş zamanlı olarak Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yüksek bürokrasisinden bir heyet A.B.D'nin özellikle hispaniklerin yaşadığı yahut çok etnisiteli diyebileceğimiz eyaletlerinde incelemelerde bulunuyordu. İkinci bayrak olur mu, anadilde eğitim nasıl uygulanır, yasal düzenlemeler vs...
O sıralarda görevim nedeniyle Ankara’da bulunduğumdan konuyu yakından takip ediyordum. Düşünce olarak Büyükşehir uygulamasının eski haline bile muhaliftim. İmar uygulamaları dışında götürüsünün getirinden fazla olduğuna inanmaktaydım. Kamu Yönetimi mezunu olarak da bu kadarını söyleme hakkımın olduğunu da düşünüyorum. Büyükşehir yasasının daha doğrusu bütünşehir yasasının Antalya’da uygulanamayacağını bunun çok çeşitli zararlar vereceğini, bunun da ötesinde bu yasanın ülkenin bekası açısından önemli bazı tehditleri beraberinde getirebileceğini ve üniter yapının tasfiye sürecinin başlayabileceği endişelerimi sosyal medya hesaplarımdan sürekli yazdım çizdim. Endişem yersiz değildi. Çünkü AK Parti programında Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na atıflar vardı. Bütün bunların (sözüm ona) Çözüm Süreci’nin yaşandığı iklimde yaşandığını düşünün. Açıkça söylemek gerekirse Valileri halkın seçtiği, Büyükşehir Belediye Meclisi’nin yerel parlemento olacağı, asker, polisin seçilmiş valinin emrine verileceği bir sisteme gidilmesi planlanıyordu. En azından ben öyle düşünüyordum. O sırada Bakanımız Sayın Çavuşoğlu bize ayar verdi sosyal medya üzerinden ve gazeteler manşet yaptı:
Şu anda böyle birşey yok uydurup halkın beynini bulandırmayın mealinde... Bunun üzerine Gazeteci Ahmet Tunç ATV'deki programına beni davet etti. Bir bir belgeleriyle konuyu ortaya koydum. Dedim ki, 'Ey halkım bu tepkisizliğiniz başınıza iş açacak Alanya ve ülke için büyük bir tehlike geliyor, buna isyan edin’’... Olmadı; zaten daha öncede hiç olmamıştı. Çünkü biz şehir olarak söylenmeyi sevdik söylemeyi hiç sevmedik.
Bir sene geçmeden yasa çıktı. Antalya gibi Mardin, Van vb iller de bütünşehir oldu. Çözüm süreci ve sonrasında başımıza neler geldiğini gördünüz. Yasa hazırlanırken Sayın Menderes Türel partinin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısıydı ve o komisyondaydı. Bugün bir insan kendi yazdığı yasayı nasıl uygulayamaz onu görüyoruz. (Alanya’daki gayretli koordinatörlerine rağmen) 640 kilometrelik sahili cadde ve sokaklarıyla yönetebileceğini hayal etti. Allahım ne büyük özgüven. Mülki idarenin 1 Vali ve 19 Kaymakam'la yönettiği şehir, mahalli idare açısından 1 başkanla yönetilmeye çalışılıyor. Şimdilik makro düzeyde değindik konuya, bir sonraki yazımda mikro ölçekte Alanya ve Büyükşehir ilişkilerine değineceğiz.
Hoşçakalın....