"Bu futbol anlayışı ile bu takım iş yapar" dedik geçtiğimiz haftalarda ama, dün ortaya koyduğu oyunla lafımızı adeta "ağzımıza tıkadı" Albimo Alanyaspor...
Lig maratonunda "puan mücadelesine" çıkmış bir takım gibi mücadele etmedi...
Rakip takım Boluspor, sanki Alanya'ya tatil yapmaya gelmiş, Albimo Alanyaspor'da rakibiyle "dostluk  maçına çıkmış" gibi bir görüntü vardı sahada...
Gerçekten hiç bir anlam veremedim dün izlediğim takıma...
Sanki "sihirli bir el" değmiş takıma ve oyuncuların "futbol oynama aşkı" yok oluvermiş...
Ya da ne bileyim, sanki paralarını alamamışlar da "gönülsüz gönülsüz sahaya çıkmışlar" gibi bir durum işte...
Siz bakmayın Boluspor'un "güle oynaya" üç atıp, sahadan "şen-şakrak" ayrıldığına...
Öyle "ahım-şahım" bir takım falan değil...
Ama nasıl oynayacaklarını, sahada nasıl durup, nasıl mücadele edeceklerini çok iyi bildiler ve "takım ruhunu" da sahaya yansıtınca, hiç zorlanmadan üç puanı ceplerine koyup gittiler...
Maçı, daha çok "isteyen" maça daha çok "asılan" ve maçı daha çok "hak eden" taraf kazandı, hepsi bu...
Zaman zaman seyircinin tepkisini çeken ve "kötü tezahürata" maruz kalan maçın hakemi Koray Gençerler, bir pozisyon hariç, verdiği kararlarda hiç de hatalı değildi...
Ama öyle bir "yanlış karar" verdi ki, belki de maçın kaderini etkilemiş oldu...
Skor henüz 1-0 iken, Albimo Alanyaspor'un attığı "buz gibi golü" vermeyerek, büyük bir hata yaptı yani...
O gol geçerli sayılsaydı, maçın akışı belki değişecek ve bu "kötü oyuna" rağmen, Albimo Alanyaspor en azından "bir puan" alabilecekti...
Ama hani derler ya, "vardır bunda da bir hayır" diye...
Bu "ağır yenilgi" Albimo Alanyaspor formasını giyen futbolcular için belki "iyi bir ders" olur da, bundan sonraki haftalarda daha derli-toplu, daha gayretli olup, "kendilerine yakışan" oyunu oynarlar...
Yoksa, kendi sahamızda kaybettiğimiz bu puanları "mumla arayacağımız" günler gelir dayanır kapıya...