Gerçek ismi bildiğiniz Malatya Kayısısı’na benzer, “Kays” olan olan “sonradan olma Mecnun’un”, ilkokul arkadaşı “Leyli’ye” olan büyük aşkı nedeniyle kendini nasıl çöllere vurduğunu dünkü yazımda anlatmış, yazının sonunda da “mevzuyu başka bir yere bağlayacaktım ama yerim bitti, yarın ola hayrola” demiştim…
Eve gittik, “yattık-kalktık” ve o “yarın” oldu işte…
Bizde “söz ağızdan çıkar”…
Dünkü “ruh halim” her ne kadar “köşe yazısı yazmak” için çok müsait olmasa da, verdiğim sözü yerine getirmek için klavyenin tuşlarını okşamaya başladım işte…
Ortaya nasıl bir yazı çıkacak, ben de çok merak ediyorum doğrusu…
Haydi bakalım, kolay gelsin bana…
“Büyük aşkı” için kendini çöllere vuran Kays, nam-ı diğer “Mecnun’un” bu halleri, şahsıma Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’i anımsattı…
Yahu durun bir dakika…
İşin için de “aşk-meşk mevzuları” olunca, aklınız başka yerlere kaymasın hemen…
Durduk yerde “öküzün altında buzağı aramaya” gerek yok…
“Aklıma Adem Murat Yücel geliyor” demekteki kastımın içinde de “aşk var” tamam ama, bu başka türlü bir aşk…
Başkan Yücel, ilkokul çağlarında, sınıf arkadaşına aşık oldu mu olmadı mı bilmiyorum ama, tam bir “Alanya aşığı” olduğunu adım gibi biliyorum…
İşte bu aşk nedeniyle de tıpkı Mecnun’un kendini çöllere vurması gibi, kendini “eski köylere yeni mahallelere” vuran Başkan Yücel, dağ, taş, dere, tepe demeden, o mahalle senin, bu mahalle benim ekibiyle birlikte sürekli halkın arasına karışıyor…
Bir anlamda da “ezber bozuyor”…
Şöyle ki…
Gerek biz, gerekse Alanya halkı, 30 Mart’ta yapılan yerel seçimlerden önceki süreçte, Alanya’yı 15 yıl yöneten eski başkan Hasan Sipahioğlu’nu “köylere gitmemekle, vatandaşın arasına karışıp, onların dertleriyle dertlenmemekle” itham etti hep, hatırlarsınız…
Sipahioğlu’nun, seçim sürecinin son günlerinde köylere gitmeye başlaması da “seçimden seçime yapılan göstermelik bir çalışma” olarak değerlendirildi…
Bu eleştirilerin hepsinde de “haklılık payı” vardı elbette…
Başkan Yücel için, işte bu anlamda “ezber bozuyor” diyorum…
Seçim yapılalı şunun şurasında yedi ay kadar bir zaman olmuş…
Yeni seçime uzun yıllar var daha…
Buna rağmen, Başkan Yücel en ücra köşedeki eski köy, yeni mahalleleri ziyaret edip, halkın arasına karışıyor, küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden öpüyor…
Halkla birlikte “çömelip” onların derdini dinliyor…
İşte gerçek anlamda “Alanya aşkı” budur…
İşte gerçek anlamda, iki yüzlülükten uzak, kendisine oy veren ya da vermeyen herkesi “kucaklayıp”, oturduğu “başkanlık koltuğunun” hakkını vermek budur…
Eskiden olduğu gibi, sadece “beyaz Alanyalılar” diye bilinen kesimle muhatap olup, sadece onların isteklerine göre yönetmiyor memleketi…
Bu memleketin bana göre “gerçek sahipleri” olan, bu memleketin her türlü “yükünü, kahrını, çilesini” çeken, sokaktaki vatandaşların arzu, istek ve taleplerine göre oluşturuyor “yönetim anlayışını”…
Hiç abartmıyorum ve direk söylüyorum…
“Belediye başkanı dediğin böyle olur işte”…
İnsanlara tepeden tepeden bakıp, suratındaki “ince ve sahte” gülümseme ile, “küçük dağları ben yarattım” havasında olmaz yani…
Gider büyüklerin elini öper, hayır duası alır…
Gider küçüklerin gözlerini öper, gönüllerini alır…
Söyledim, bir daha söylüyorum…
Gerçek anlamda “Alanya aşkı” budur, böyledir işte…
Bravo başkan, bravo…
Bu Alanya seninle “gurur duyuyor” ve duymaya da devam edecek…
Bu arada, sürekli halkın arasında olan Başkan Yücel, bugün sabah saat 09.00'da Cuma Pazarı'nda aşure dağıtacak, bilginize...