Gözlerimle görmedim ama tarihçilerin yalancısıyım…

Babası 3. Murad’dan olma, aslen Venedik’li olan anası Safiye Sultan’dan doğma, 13. Osmanlı Padişahı 3. Mehmed, babası vefat ettikten sonra tahta çıktığı ilk gece, tam 19 erkek kardeşini “o daha eşikte, bu daha beşikte” demeden boğdurarak öldürtmüş…

Tarihin derinliklerinde “en korkuncu” olarak nitelendirilen bu olayın içinde, 20 kız kardeşini de öldürttüğü, bununla da kalmayıp, erkek kuzenlerin gözlerine “mil çektirerek” kör ettiği de rivayet edilir…

O dönemlerde “demokrasi” olmadığı için, her ne kadar “halktan almamış” olsa da, “babadan kalma yetkileri” ele geçirir geçirmez, “tek hükümdar benim, ben ne dersem o olacak” anlayışı ile, karşısına çıkma ihtimali olan kim varsa “pırasa doğrar” gibi, doğrayıp atmış yani…

Günümüzün tabiri ile, “iktidar hırsına” yenik düşmüş anlayacağınız…

Öz kardeşlerine karşı bile bu kadar “acımasız” olabilen bir padişahın, tahta çıkıp, “yetki aldığı” ilk gece yaptığı icraatları “tarihe not etmek” işi de o dönemin tarihçileri için hiç kolay olmamış elbette…

“Padişah tahta çıkar çıkmaz kardeşlerini boğdurttu” diye açık seçik ifade etseler, işin ucunda kelleden olmak var, sıkıysa böyle not düşsünler…

O dönemlerde “lafı evirip çevirmekte” pek maharetli olan ve “tarihçi milletinin atası” diye bilinen Bostanizade Yahya Efendi yine maharetini göstermiş ve tarihe şöyle not düşmüş…

“Mübarek padişahımız o kadar merhametliydi ki, tahta çıkar çıkmaz 19 erkek karındaşını cennet kayığına bindirdi”…

Hatta gözlerine mil çekilen kuzenler için de, “gözlerini kör edip, gönül gözlerini açtı” şeklinde not düştüğü de rivayet edilir…

Benden yana helal olsun Bostanizade Yahya Efendi’ye…

“Yetki” kimdeyse, onun yanında olmuş…

Yetki sahibinin “yetkilerini yanlış kullanmasını” bile “doğru gibi” gösterip, yetki sahibini “öfkelendirecek” gerçekleri “görmemezlikten” gelmiş…

Bu öyle herkesin yapabileceği bir şey değil, ayrı bir “maharet, beceri, yetenek” ister…

Bunun için “helal olsun” dedim Bostanizade Yahya Efendi’ye…

Ne yalan söyleyeyim, benim “kullanma kılavuzumda” böyle bir yetenek yer almıyor…

Bu nedenle de günümüzün “Bostanizade Yahya Efendilerini” kıskanmıyor değilim için için…

Kimmiş bunlar diye meraklananlarınız varsa hemen arz edeyim…

Şöyle bir bakın etrafınıza…

Misal, Büyükşehir Yasası’nın dillendirilmeye başlandığı ilk günlerden itibaren aylarca bu yasaya “karşı çıkan”, bu yasanın “Alanya için iyi olmayacağını” bağıra-çığıra ifade eden pek çok gazeteci, yazar-çizer, politikacı ya da ne bileyim, aklı-fikri olan insan vardı bu memlekette…

Şimdi büyük çoğunluğu “U dönüşü” yapmış durumda…

Onlar için, bu memlekette yaşayan insanların oylarıyla “seçilmiş ve göreve gelmiş” olan Belediye Başkanı Adem Murat Yücel, “yok hükmünde” sanki…

Onlar için, varsa yoksa “koordinatör”…

Koordinatör aşağı, yardımcısı yukarı…

Kanun gereği, yetkilerin pek çoğunu üzerinde toplayan Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e, “bu yetkileri seçilmiş belediye başkanına devretmelisiniz, seçilmiş bir yöneticinin yerine atanmış birisini muhatap almanız yanlış olur” demiyorlar ya da diyemiyorlar…

Tıpkı Bostanizade Yahya Efendi’nin yaptığı gibi, “yanlışları doğru gibi” gösterip, Alanya’yı “cennet kayığına” bindirmeye çalışıyorlar…

Bütün ilçelerle birlikte, Antalya’nın “tek hükümdarı” olan Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel adına, Alanya halkının gözlerine “mil çekip”, gerçekleri görmelerini engellemeye uğraşıyorlar…

İki, hatta üç-dört başlı yönetimin bu kente vereceği zarar bizim Bostanizade efendilerin umurunda bile değil…

30 Mart yerel seçimlerinde, gönüllerinden geçen sonuçlar “sandıktan çıkmadığı” için uğradıkları “hüsranın” intikamını almak adına, kendilerine “yakışanı” yapıyorlar…

Koordinatör aşağı, yardımcısı yukarı…

Bakın şimdiden söylüyorum…

Bu Bostanizade efendiler, önümüzdeki süreçte Alanya için “olumsuz olan” her şeyin sorumlusu olarak Başkan Yücel’i gösterecekler, “olumlu olan” her şeyin mimarı olarak da koordinatörü ve yardımcısını…

Peki, Alanya halkı bunu yiyecek mi?..

Bence yemeyecek…

Bu halk, günümüzün “Bostanizade efendilerin” kimler olduklarını ve amaçlarını çok iyi biliyor çünkü…